Davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun baldızı olması sebebi ile İİK 280/1 hükmü gereğince davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun anlaşılmasına, davalı dördüncü kişinin de dava konusu ev için yaptığı tadilat masraflarının da fatura ile ispat edilmesine göre kötü niyetli olmadığının anlaşılmasına göre "tasarrufun iptaline" ilişkin verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Davalı borçlu ile davalı üçüncü kişi arasında kardeşlik ilişkisinin bulunmasına, İİK 280/1 hükmü gereğince davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun anlaşılmış olmasına ve bedel farkının da bulunmasına göre tasarrufun iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunmasının zorunlu olduğu- Gerekçesiz bir kararın Yargıtay tarafından denetlenmesinin mümkün olmadığı- Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantının açıklanması gerektiği-
Davalılar arasında hısımlık ilişkisi olduğunun da belirtilmesine göre İİK. 280 hükmü ve diğer maddeler de tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Yapılan yargılama sonunda, 31/08/2021 tarihli bilirkişi raporlarında davalı-borçlu ile davalı dördüncü kişi arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı-alacaklı ile davalı-borçlu arasında çek alış verişinin tespit edildiği, bu çekler nedeniyle davacının alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalı üçüncü kişinin ödeme amacı ile verdiği çeklerin borçluların ortağı olduğu şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş olduğundan, taşınmaz satışı vadeli olduğu için satıcılar lehine ipotek verilmesi, satıcı için garanti niteliğinde olduğundan, salt çeklerin satıcılardan biri adına düzenlenmesi ve onun tarafından her iki satıcının ortağı olduğu şirkete ciro edilmesi ödeme yerine geçmeyeceği sonucunu doğurmayacağı- Davalı üçüncü kişi ile borçlular arasında akrabalık veya tanışıklık olmadığı, ivazlar arasında önemli bir oransızlık olmadığı, iptal nedenlerinden hiçbirinin somut olarak ispatlanamamış olduğu gözetildiğinde, davalı üçüncü kişiden yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalı şirket ile borçluların ortak oldukları .......... şirketi arasında 10/03/2011 tarihli Özel Müşteri Satış ve Dağıtım sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin teminat ile ilgili kısmında satın alınacak ürün bedelleri, cezai şart vs konusunda teminat amacıyla kambiyo senetleri dışında banka teminat mektubu gibi teminatların hüküm altına alındığı, aralarındaki iş hacminin oldukça yüksek olduğu, dosyaya örneği sunulan ipotek sözleşmesi ile dava konusu taşınmazlar üzerine 1. dereceden (üst sınır) ipotek konulduğu, ana sözleşme kapsamında sözleşmeyi imzalayan borçluların teminat verme yükümünü kabul ettikleri dolayısı ile taşınmazlara ipotek konulmasının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği- Davalı alacağının, borçlu ......... Şirketine gönderilen 30/11/2015 tarihli ihtarnameye göre 27/11/2015 tarihi itibari ile 10.892.402,82 TL olduğu bu durumda ipotek bedelinden daha fazla olduğu anlaşıldığından İİK 279/1 maddesinin somut olaya uygulanması koşullarının bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği ve bu durumda da davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden HMK'nın 331. maddesi gereğince davada ki haklılık durumuna göre davalı lehine yargılama gideri ve nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği halde davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmasının doğru olmadığı- Davanın niteliği itibari ile nispi vekalet ücretine hükmedilecek yerde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf itirazı da yerinde olduğu-
Mahkemece; dava koşullarının gerçekleşmiş olduğu belirlendikten sonra, İİK.'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği- Davalı üçüncü kişi, tapudaki bedelin haricinde borçluya banka kanalı ile daire satış bedeli olarak, 44.030,00 TL + 45.430,00 TL + 40.030,00 TL olarak toplam 129.490,00 TL ödendiğini belirterek açıklamalı banka dekontu sunmuş olduğundan davalılar arasında başka bir taşınmaz satışı da olduğu iddia ve tespit edilmediğinden banka kanalı ile yapılan ödemeler dikkate alındığında, ivazlar arasında önemli bir oransızlık olmadığı sabit olduğundan, davacı tarafından açılan tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalı beşinci kişi yönünden, İİK. m. 278/3-II'nin uygulama alanı bulmayacağı-
Borçlu şirket yetkilisi ile üçüncü kişi akraba olduğundan, üçüncü kişinin borçlu şirketin mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu ve bu nedenle tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği-