Borçlu şirketin 22.09.2014 tarihinde işyeri niteliğinde dava konusu taşınmazı sattığı, bu nedenle İİK'nun 280/3. maddesi kapsamında davalı üçüncü kişilere yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekeceği, bunun için konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile, taşınmazın satış tarihlerindeki gerçek değerleri dikkate alınarak, borçlu şirketin 2014-2015 yıllarındaki bilanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar vermek gerekeceği- Dava ............... Endüstriyel Teknik Malzeme Mühendislik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi iflas idaresi tarafından açılmış olması rağmen, karar başlığında sadece borçlu şirket isminin yazılmış olmasının hatalı olduğu-
İvazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, davalıya yapılan satışın borcun doğumundan önce yapıldığı gerekçesi ile mahkemece "tasarrufun iptaline" karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
İvazlar arasında önemli oransızlık olduğu gibi üçüncü kişinin borçlunun oğlunun bacanağı olması nedeni ile İİK'nın 280/1. maddesine göre borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu, dava konusu taşınmazın satışının İİK'nın 280/3. maddesine göre işyeri devri olduğu, devrin yasaya uygun olarak yapılmadığının anlaşıldığı bu nedenle davalının haksız olması nedeni ile yargılama giderinden sorumlu olmasının yerinde olduğu- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/1. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi ve ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra, tasarrufa konu taşınmazın alacağa mahsuben ipotek alacaklısına ihale edilmiş olduğu da gözetilerek, kendisini vekille temsil ettiren davacı şirketin, asıl ve birleşen davalar yönünden, daha düşük olan takibe konu alacak miktarları üzerinden, davacı şirket lehine asıl ve birleşen davası yönünden, A.A.Ü.T'nin 13/1 maddesi uyarınca, ölçümlendirilerek tespit olunan nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, mahkemece maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru görülmediği-
Dava konusu aracın, 23.10.2018 tarihinde resmi noter senedi ile 230.000,00 TL karşılığında davalı 3. kişi E. Ç.yan'a devredilmiş, bilirkişi tarafından aracın piyasa rayiç değerinin de 230.000,00 TL olduğu belirlenmiş, bu tarihte kasko değerinin de 270.761,00 TL olduğunun anlaşıldığı; bu haliyle dava konusu aracın noter devir bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan bedel farkının oluşmamış olduğu- İİK.nun 280. maddesine göre kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, davalı borçlu ile davalı 3.kişi E. Ç.yan ve 4.kişi N. K. arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durum da kanıtlanamadığı gibi, dava konusu aracın davacıya devredilmesi yerine kısa zaman dilimi içerisinde birden fazla kez satış görmesi de yapılan tasarrufların iptali için gerekçe olamayacağı-
Davalı borçlu ile dava konusu şirket hisselerinin devredildiği davalı 3. kişi, dava konusu hisse devirlerinin yapıldığı şirkette kurucu ortak olduklarından, davalı 3. kişinin İİK 280/1 kapsamında davalı borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek durumda olduğunun anlaşılmasına ve aksinin de ispatlanamamasına göre "davanın kabulü" kararının usul ve kanuna uygun olduğu-
Davalının borçluların mali durumunu ve mal kaçırma amaçlarını bildiği veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun somut delillerle ispatlanmamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olan "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Temyizen incelenen kararın, davalı .............. ile borçlunun akraba olduğunun ispatlanmamış olmasına ve bedel farkı olmamasına, dava konusu taşınmazın davalı ............. tarafından 14.12.2018 tarihinde satılmış olmasına rağmen dava konusu diğerbağımsız bölümün bundan önce 30.11.2018 tarihinde satın alındığından, borca mahsuben satış olarak kabulünün mümkün olmamasına, davalı .............. için hükmedilen bedelde hata olmamasına, davalı ...............'nun satışın borca mahsuben yapıldığını kabul etmesine göre usul ve kanuna uygun olup onanmasına karar vermek gerekeceği-
Yapılan yargılama, incelenen deliller ve tüm dosya kapsamından; davalıların teyze-yeğen olup akrabalık ilişkisini mahkemeden gizlemeye çalıştıkları, yapılan kolluk araştırması sonucu akraba oldukları ortaya çıkınca mahkemeye beyan ettikleri, davalı ........'in borcun dayanağı ve tarihi sorulduğunda çelişkili beyanda bulunması, bononun taraflar arasında her zaman tanzim edilebilir ve icra takibine konu edilebilir nitelikte olması nedeniyle tek başına borcu ispatlamaya yeterli olmaması, icra takibi kesinleşmesine rağmen kredi kullanma talebi sonuçlanıncaya kadar maaş haczi talebinde bulunulmaması, kredi kullanma sebebi (yatırım vs) açıklanmadığı gibi kullanılan kredinin, iddia olunduğu gibi diğer davalı ..........'ye olan borcu ödemede kullanılmaması, borçlunun mal varlığı araştırılıp borcun ödenmesi yollarına gidilmeyip sadece maaş haczi yoluna başvurulmuş olması, kullanılan kredinin ilk taksitinin dahi ödenmemesinin, davalı ............'in baştan beri geri ödememe amaçlı kredi çekmiş olabileceğini düşündürmesi, davalıların yakın akraba olmalarına ve aralarındaki borç ilişkisini bono düzenleyerek kurmalarına rağmen borcun kaynağı olan 80.000,00 TL para transferinin yapıldığına dair bir kanıt sunamamaları göz önüne alındığında davalılar arasındaki icra takibinin muvazaalı olduğu kanıtlandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
İflas idaresinin davacı vekiline iş bu davayı takip etme yetkisinin verildiğinin anlaşılmasına, dosyaya ibraz edilen Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dava dışı işçi alacaklarına ilişkin dava dosyalarında davalılar arasında organik bağ olduğunun da tespit edilmiş olmasına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği- Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması gerektiği, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği-