Davalı şirket ile borçluların ortak oldukları .......... şirketi arasında 10/03/2011 tarihli Özel Müşteri Satış ve Dağıtım sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin teminat ile ilgili kısmında satın alınacak ürün bedelleri, cezai şart vs konusunda teminat amacıyla kambiyo senetleri dışında banka teminat mektubu gibi teminatların hüküm altına alındığı, aralarındaki iş hacminin oldukça yüksek olduğu, dosyaya örneği sunulan ipotek sözleşmesi ile dava konusu taşınmazlar üzerine 1. dereceden (üst sınır) ipotek konulduğu, ana sözleşme kapsamında sözleşmeyi imzalayan borçluların teminat verme yükümünü kabul ettikleri dolayısı ile taşınmazlara ipotek konulmasının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği- Davalı alacağının, borçlu ......... Şirketine gönderilen 30/11/2015 tarihli ihtarnameye göre 27/11/2015 tarihi itibari ile 10.892.402,82 TL olduğu bu durumda ipotek bedelinden daha fazla olduğu anlaşıldığından İİK 279/1 maddesinin somut olaya uygulanması koşullarının bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerektiği ve bu durumda da davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden HMK'nın 331. maddesi gereğince davada ki haklılık durumuna göre davalı lehine yargılama gideri ve nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği halde davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmasının doğru olmadığı- Davanın niteliği itibari ile nispi vekalet ücretine hükmedilecek yerde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf itirazı da yerinde olduğu-
Davalı beşinci kişi yönünden, İİK. m. 278/3-II'nin uygulama alanı bulmayacağı-
Yapılan yargılama sonunda, 31/08/2021 tarihli bilirkişi raporlarında davalı-borçlu ile davalı dördüncü kişi arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı-alacaklı ile davalı-borçlu arasında çek alış verişinin tespit edildiği, bu çekler nedeniyle davacının alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece borçlunun aciz halinin sabit olduğu, davalı üçüncü kişinin borçlu şirketin eski ortağının eşi olması nedeni ile borçlu şirketin içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek şahıslardan olduğu-
Davalı borçlu ile davalı 3. kişinin aynı muhitte tekstil işiyle uğraşmakta olup, tanık olarak talimatla dinlenen ..........’in de; “davalı borçlunun ekonomik olarak sıkıntıya girdiğinde gayrimenkullerini satmak istediğini, o zaman piyasadan tanıdıkları ............'a davalı borçlunun rica ederek taşınmazlarını almasını istediğini, söz konusu dükkanların ..............'e babasından kaldığından dolayı ileride geri almak maksadıyla ve ...........'ın da dükkanları satmak istediğini duyunca ...............'e satışına aracılık ettiğini” beyan ettiğinin anlaşıldığı, ayrıca; borçlunun aynı gün aynı işhanından beş adet taşınmazı davalı .................'a satmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı yönünün de karar yerinde tartışılması" gerektiği-
Mahkemece, davalılar arasındaki icra takibinde, ödeme emri tebliğinin borçlu şirket ve diğerlerine mübaşir vasıtası ile mahallinde bizzat yapıldığı, takibin kesinleşerek haciz uygulandığı, icra takibinin yapılış şekli ve tarihi itibari ile değerlendirildiğinde yaşam deneyimlerine uygun olmadığının anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu şirket yetkilisi ile üçüncü kişi akraba olduğundan, üçüncü kişinin borçlu şirketin mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu ve bu nedenle tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği-
Mahkemece, davalının borçlunun yeğeni, ............’in ise eniştesi olduğu, davalılar arasındaki akrabalık bağı, aynı tarihte ve borcun doğumundan sonra taşınmazların gerçek bedelinin yaklaşık yarısı kadar bir fiyatla devredildiği ve kısa bir süre sonra tekrar devirlerle elden çıkarılmış olması hususları dikkate alındığında, dava konusu yapılan tasarrufların icra takibine konu edilen alacağın tahsilini imkansız hale getirmek, alacaklıdan mal kaçırmak ve ızrar kastı ile yapıldığı kanaatine varıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalılar arasındaki senet düzenleme fiilinin tasarruf kavramı içinde olduğu- Borçlular takip günü ödeme emrini tebliğ almış ve 15/10/2012 tarihinde sürelerden feragat ederek takibi kesinleştirmiş ise de, salt bu durum, dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde takibin muvazaalı olması için yeterli görülmediği-
Uyuşmazlığın tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu - Davalı-borçlu şirketin dava açıldıktan sonra iflas ettiği anlaşıldığından öncelikle davalı şirketin iflasına dair verilen ilamın kesinleşme şerhini içerir bir örneğinin dosya içine alınması, iflas işlerinin yürütüldüğü belirtilen İzmir İflas Müdürlüğü’nün 2017/26 İflas dosyasından 2. Alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığının araştırılmasının gerektiği - Davanın, ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasından 10 gün sonrasına kadar durdurulmasına karar verilmesi ve davacı alacaklılara davayı takip konusunda aldığı belge varsa sunması için süre verilmesi, sunulduğu takdirde davanın esasının incelenmesi, sunulmadığı takdirde davanın iflas idaresine ihbarı ile taraf teşkilinin sağlanması ve iflas idaresinin huzuru ile davaya devam edilerek davanın esasının incelenmesi ve hükmün iflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerektiği - İflas söz konusu olduğunda iflas hükmünün kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre taraf teşkilinin doğru olarak sağlanması gerektiği, zira iflasın açılması ile şirketin tüzel kişiliğini yitirdiği ve taraf sıfatını kaybettiği -
