Mahkemece, davalılar arasındaki icra takibinde, ödeme emri tebliğinin borçlu şirket ve diğerlerine mübaşir vasıtası ile mahallinde bizzat yapıldığı, takibin kesinleşerek haciz uygulandığı, icra takibinin yapılış şekli ve tarihi itibari ile değerlendirildiğinde yaşam deneyimlerine uygun olmadığının anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu şirket yetkilisi ile üçüncü kişi akraba olduğundan, üçüncü kişinin borçlu şirketin mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu ve bu nedenle tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği-
Mahkemece, davalının borçlunun yeğeni, ............’in ise eniştesi olduğu, davalılar arasındaki akrabalık bağı, aynı tarihte ve borcun doğumundan sonra taşınmazların gerçek bedelinin yaklaşık yarısı kadar bir fiyatla devredildiği ve kısa bir süre sonra tekrar devirlerle elden çıkarılmış olması hususları dikkate alındığında, dava konusu yapılan tasarrufların icra takibine konu edilen alacağın tahsilini imkansız hale getirmek, alacaklıdan mal kaçırmak ve ızrar kastı ile yapıldığı kanaatine varıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davalı üçüncü kişinin borçlu şirketin eski ortağının eşi olması nedeni ile borçlu şirketin içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek şahıslardan olduğu-
Davalılar arasındaki senet düzenleme fiilinin tasarruf kavramı içinde olduğu- Borçlular takip günü ödeme emrini tebliğ almış ve 15/10/2012 tarihinde sürelerden feragat ederek takibi kesinleştirmiş ise de, salt bu durum, dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde takibin muvazaalı olması için yeterli görülmediği-
Uyuşmazlığın tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu - Davalı-borçlu şirketin dava açıldıktan sonra iflas ettiği anlaşıldığından öncelikle davalı şirketin iflasına dair verilen ilamın kesinleşme şerhini içerir bir örneğinin dosya içine alınması, iflas işlerinin yürütüldüğü belirtilen İzmir İflas Müdürlüğü’nün 2017/26 İflas dosyasından 2. Alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığının araştırılmasının gerektiği - Davanın, ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasından 10 gün sonrasına kadar durdurulmasına karar verilmesi ve davacı alacaklılara davayı takip konusunda aldığı belge varsa sunması için süre verilmesi, sunulduğu takdirde davanın esasının incelenmesi, sunulmadığı takdirde davanın iflas idaresine ihbarı ile taraf teşkilinin sağlanması ve iflas idaresinin huzuru ile davaya devam edilerek davanın esasının incelenmesi ve hükmün iflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerektiği - İflas söz konusu olduğunda iflas hükmünün kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre taraf teşkilinin doğru olarak sağlanması gerektiği, zira iflasın açılması ile şirketin tüzel kişiliğini yitirdiği ve taraf sıfatını kaybettiği -
Dosya içerisinde yer alan BA-BS formlarında davalı borçlu ile davalı 3. kişi arasında tasarruf tarihinden önceye dayalı ticari ilişki olduğu belirlenmişse de, BA-BS formalarındaki ticari ilişki tarihleri dikkate alınarak, davalıların ticari defterleri de incelenerek söz konusu ticari ilişkilerin mahiyetinin nereden kaynaklandığının ayrıntılı olarak tespit edilmesi, ticari ilişkilerin sadece araba alım-satımına dayalı olup olmadığı, ne sıklıkla yapıldığı hususları da belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hangi ticari ilişki kaydı olduğu belli olmayan BA-BS formlarına göre karar verilmesinin doğru olmadığı-
Dava konusu taşınmazın hiç bir zaman davalı borçlu üzerine devredilmediği, taşınmaz yapılmadan önce davalı borçlu ile dava dışı şirket arasında düzenlenen 'gayrimenkul satış ve inşaat yapım sözleşmesinde', davalı borçlunun, dava konusu taşınmazın 351.564,00 TL karşılığında taksitle satın almayı kabul ettiği ve toplamda 147.612,00 TL taksidin davalı borçlu tarafından ödendiği, dava sonra davalı borçlunun taşınmazdaki tüm haklarını davalı 3. kişiye devrettiği, geriye kalan toplam 203.952,00 TL borcu ise davalı 3. kişinin ödeyerek taşınmazın inşaatı tamamlandıktan sonra adına tapusunun düzenlendiği, davalı borçlunun, davalı 3. kişiye ait olan şirketin çalışanı olduğu ve davalı 3.kişinin davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu, dava konusu taşınmazın tamamı davalı borçlu üzerine kayıtlanmadığından, taşınmaz için tasarruf tarihine kadar 147.612,00 TL ödemiş olduğundan sadece bu bedel üzerinden tasarrufta bulunmuş olduğundan davanın bu bedelle sınırlı olarak kabulü gerekeceği-
Satış tarihindeki gerçek değerleri ile noter satış bedelleri arasında önemli oransızlık bulunmadığı, kısa sürede iki araç alımının tanışıklığın göstergesi olmadığı, anılan şirket ile borçlular arasında bir yakınlık veya tanışıklığın somut delillerle ispatlanmadığı, ancak, İİK’nun 280/1. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği-
Tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun halası olması sebebi ile davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun da anlaşılmasına ve bu durumun aksinin de ispat edilememiş olmasına göre, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı- İİK.’nin 283/II maddesine göre de iptal davası, dava konusu mal ve hak, lehine tasarruf yapılmış olan üçüncü kişinin elinde ise iptal davasının konusu o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise o zaman davanın konusu üçüncü kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekeceği-
