Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği-
İİK'nun 278/3 maddesi gereğince borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine düzenlediği ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin batıl olmasına ve taşınmazların devredildiği davalılardan birinin davalı borçlunun kızı, davalılardan diğeri ise oğlu olduğundan, İİK'nun 280/1. maddesi gereğince, davalı üçüncü kişilerin davalı borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
Dava konusu taşınmazın 23.05.2015 tarihinde 6.250,00 TL bedel ile davalıya devredildiği, taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerinin 10.06.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna göre 164.988,00 TL olduğu, buna göre devir bedeli ile gerçek bedel arasında fahiş fark bulunduğu-
Davalı 3. kişi aynı zamanda borçluyla birlikte eskiden beri şirket ortağı ve kurucusu olmakla borçlunun amacını ve mali durumunu bilebilecek mevkide olduğu- Kaldı ki, borçlunun kimi yerde aldığı borç karşılığında hisselerini devrettiğini söylemesine rağmen bazı aşamalarda ise bedeli karşılığında devir yaptığı biçiminde çelişkili beyanlarda bulunduğunun görüldüğü- Anılan kayıtlı değerin elden ödendiği savunması da hayatın olağan akışına uygun olmadığı- "Anonim şirket hissesinin devir (satış) bedelinin elden ödendiği" savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı-
Davalı şirket tarafından davalı borçlunun çocuklarına devredilen taşınmazlar ile davalı borçlunun kendisine ve banka borcuna karşılık yapılan ödeme miktarının davalı borçlu tarafından davalı şirkete satılan taşınmazların değerinden fazla olduğu, dava konusu taşınmazların satışı esnasında tapu kaydı üzerinde herhangi bir takyidat bulunmadığı, satış esnasında davalı şirketin davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bildiği veya bilmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu yani taraflar arasındaki tasarruf işleminin alacaklıyı zarara uğratmak kastı ile yapıldığı hususunun davacı tarafça ispat edilemediği, yapılan işlemde mal kaçırma kastının bulunmadığı, her ne kadar davalı şirket ile davalı borçlu arasında borçlunun çocuklarına devredilen bağımsız bölümlere ilişkin yapılan sözleşme adi nitelikte ise de; bağımsız bölümlerin devredilmesi nedeniyle bu sözleşmenin gerçek olup yerine getirildiği, bu nedenle bu durumunda tasarrufun iptali sonucunu doğurmayacağı-
İİK 278/2 hükmü gereğince de dava konusu gayrımenkulün davalı borçlu tarafından davalı ...'a gerçek değerinin çok altında düşük bedel ile satılmış olmasına, davalı 3. Kişi ...'ın davalı borçlunun kardeşi ile evli olduğunun anlaşılmasına, davalı ... ...'ün de davalı borçlunun yiğeni olmasına, İİK 280/1 hükmü gereğince davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişiler olduğunun anlaşılmış olmasına göre mahkemece verilen 'davanın kabulüne' ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinden sonra 24.02.2023 tarihli dilekçe ile davanın dayanağı olan icra dosyasındaki borcun davalı borçlu şirket tarafından ödendiğini, icra dosyasının infaz edildiğini, bu itibarla davanın konusuz kalması sebebi ile gerekli kararın verilmesini talep ettiği, bu durumda davanın konusunun kalıp kalmadığının, davalı borçlunun dava konusu borcu ödeyip ödemediğinin icra müdürlüğünden de sorularak bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği-
Davalının gerek aynı ilçe nüfusuna kayıtlı olması gerekse kardeşinin borçlu ile ortak iş yapıyor ve aynı resmi senetlerle birlikte taşınmazlarını devrediyor olması (davalıya yapılan devir senedi) hususları birlikte değerlendirildiğinde İİK 280/1 maddesi uyarınca borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bununla birlikte taşınmazı satın aldıktan kısa bir süre sonra (7 ay) yengesi olan diğer davalıya devretmiş olması da göz önüne alındığında, söz konusu tasarrufun iptali kararında usul ve yasaya aykırılık olmadığı-
Davalılardan ............ şirketinin diğer davalı ......... şirketinin Emirdağ'daki yetkili bayisi olduğu, diğer davalı ..........'ın davalı şirketin çalışanı olduğu, davalı şirkete ait bir çok mal varlığına haciz konulduğu, davalı şirketin alacaklılardan mal kaçırmak ve alacaklıları zarara sokmak amacıyla dava konusu işlemleri yaptığı, davalı şirket yetkilisi diğer davalı ...............'a diğer davalı şirket yetkilisinin gelip ipotek koyduracağını söylemesinin, diğer davalı şirketin bu muvazaalı işlemlerin yapıldığından haberdar olduğunu gösterdiği gerekçesi ile diğer davalılara yapılan satış ve ipotek işleminin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu tasarrufun İİK'nın 278/2-1.maddesi anlamında eşler arasında yapılmış bir tasarruf olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı- Taşınmaz bu boşanma protokolü çerçevesinde devredilmiş halde davacı ancak 'boşanmanın' muvazaalı olduğunu, boşanmaya rağmen tarafların birlikte yaşamaya devam ettiğini ispatlaması halinde, taşınmaz devrinin iptaline karar verilmesi gerekeceği-