Dava dilekçesinde davalıya husumet yöneltilerek elatmanın önlenmesi ve kal talep edilmiş ise de dava konusu taşınmazlara komşu taşınmaz olan ....... ada ........... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağına göre davalı adına tespit edilerek 2007 yılında kesinleştiği görülmüş, dosya arasında tapu kaydına rastlanmamış, UYAP üzerinden yapılan tapu sorgulamasında komşu taşınmazın 26.05.2016 tarihi itibariyle davalının eşi .... kızı ...... mülkiyetinde olduğunun görüldüğü, eldeki davanın dava tarihi 03.01.2011, karar tarihi ise 24.10.2011 olup yargılama sürecinde ........ ada .......... parsel sayılı taşınmazın davalının mülkiyetinde bulunup bulunmadığının anlaşılamadığı, davada pasif dava ehliyeti şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeden davalı aleyhine hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Yapılan keşifte dinlenen bilirkişiden kesilecek ağaç köklerinin ve kütüklerinin hangi taşınmazda bulunduğu tespit edilerek bilirkişi raporunda numaralandırılmak suretiyle gösterilmeden ve halen devam eden zararın nelerden ibaret olduğu belirtilmeden infaza elverişli hüküm kurulmamış olmasının doğru olmadığı-
Davacının ........... TL borçlu olmadığı yönündeki talebi karşısında mahkemece faturadan kaynaklı bakiye borcun ............ TL olarak tespiti ile takibin asıl alacak olarak bu miktar üzerinden devamına şeklinde olumlu tespit hükmü kurularak karar verilmesinin HMK'nın 297/2. maddesi hükmüne aykırı olduğu, o halde, mahkemece, davacıların talebi üzerinde durularak, borçlu olmadıkları miktar yönünden menfi tespit hükmü kurulması gerekeceği- Menfi tespit davasında borçlu olunmayan kısım üzerinden hüküm kurulması gerektiğinden yargılama giderinin de bu miktar üzerinden “davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak” bir başka deyişle tarafların haklılık durumuna göre paylaştırılmasına karar verilmesi gerekeceği- Hüküm sonucu oluşturulabilmesi için davanın kısmen kabulü halinde harcın yargılama giderlerine dahil edilerek haklılık oranında paylaştırma yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda mahkemece davacı iş sahibince yatırılan peşin harcın tamamının aleyhine hüküm kurulan davalıdan tahsiline karar verilmesi yerine haklılık oranında paylaştırılarak peşin harcın bir kısmının davacı üzerinde bırakılmasının doğru olmadığı-
3. HD. 14.10.2021 T. E: 2020/10507, K: 10129-
Davaya konu sığınak niteliğindeki taşınmazı eski yöneticiden kiraladığı, kira bedellerini kendi adına açtığı hesaba ödediği, yine apartmanın ortak giderlerini de bu paradan ödediği, ancak davalı apartman yönetiminin tek taraflı usulsüz kira bedeli belirlediği, apartmanın ortak alanlarının kiraya verilmesinin usulsüz olduğu ve sözleşmenin de geçersiz olduğu ileri sürerek; aleyhine başlatılan icra takipleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi-
Davacıların; dava dilekçeleriyle, taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle eksik kalan borcun davalıdan tahsili yanında, elektrik, su ve telefon abonelikleri nedeniyle ödemek zorunda kaldıkları fatura bedellerinin de tahsilini talep ettiği, Bölge adliye mahkemesince satış bedelinin eksik ödendiğine ilişkin ispat yükünün davacılarda olduğu ve bu hususun ispatlanamadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmesine rağmen, fatura bedellerine yönelik davacılar talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu-
Hükmün gerekçesinde, davalı şirket tarafından 2003 yılında davacı kuruma yapılan ilaç satışları nedeniyle kurumun zararının ......... TL olduğu, bu sebeple davaya konu takibin .......... TL asıl alacak üzerinden devamının gerektiği, takip tarihine kadar işleyecek faiz tutarının ise ............. TL olduğu belirtilmesine rağmen; kısa kararda “davanın reddine” denilmek suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılmasının usul ve kanuna aykırı olduğu-
Şarta bağlı bir şekilde kurulan hükmün infaz kabiliyeti taşımadığı-
Gerek tefhim edilen kısa kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan ziynet eşyalarının ayar, cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekeceği, bu yön gözetilmeden kadının ziynet alacağı davasında kabul edilen ziynetlerin ayar, cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında, ek karar ile tavzih adı altında, davadan el çektikten sonra yeniden karar verilmesinin doğru olmadığı-
Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerektiği-
