Mahkemece, davalılar yönünden davanın reddi gerektiği yönünde gerekçe oluşturulmasına rağmen, hüküm kısmında bu davalılar yönünden herhangi bir karar verilmemiş olması suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu-
Taraflar arasında şifahen kurulan bir adi ortaklık ilişkisi olduğu ancak çıkan anlaşmazlık nedeniyle bu ortaklık ilişkisinin sona erdiği ve davacının davadaki talebinin taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin tasfiyesi istemine ilişkin olduğu gözetilerek taraflar arasındaki ortaklığın tasfiyesinin mahkemece yapılması gerektiği- Yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan mahkemece hesap istenmesi, ortaklığın malvarlığını açık ve net bir şekilde belirlenmesi, bundan sonra TBK hükümleri uyarınca belirtilen yöntem ve sıra izlenmek suretiyle taraflardan tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları sorulması, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmesi, anlaşamadıkları takdirde ise tayin edilecek tasfiye görevlisi aracılığı ile ortaklığa ait malların tespit edilmesi, bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri de alınarak değerlendirme yapılması, ardından ortaklığa ait malların satılması öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesi, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanarak ortaklıktan olan alacakları düşüldükten sonra geriye bir şey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Merkez Bankası’nda bulunan paradan artık değerden katılma alacağının kabulü yerinde ise de, Merkez Bankası’nda bulunan para yönünden toplam alacak miktarı belirlendikten sonra kabul edilen alacak miktarı açıkça yazılarak karar verilmesi gerektiği, açık ve anlaşılır olmayacak şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu-
Kurum sigortalılarının emekli maaşlarının ödenmesine ilişkin yapılan sözleşmeye aykırı olarak yapılan ödemeler nedeniyle doğan zararın tazmini istemi- Kısa karar ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmasının usul ve yasaya olduğu-
Somut olayda; mahkemece, her ne kadar bedelin terekeye iadesine şeklinde hüküm kurulmuş ise de, bedelden sorumlu tutulan davalının, hüküm yerinde açıkça gösterilmemesi doğru olmadığı gibi; bedelin, mirasbırakanın mirasçılık belgesine göre, miras payları oranında, mirasçıları adına ya da mirasçılık belgesine atıf yapılmak suretiyle açık bir biçimde hüküm altına alınması gerekirken, mirasbırakanın terekesine iade şeklinde infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Diğer yandan; birleştirilen davada, davacının davası yönünden, birleştirilen davaların ayrı davalar olma özeliğini korudukları ve davacının dava açtığı tarih itibariyle haklı olması nedeniyle haklılık oranı da gözetilerek asıl ve birleştirilen davalar bakımından ayrı ayrı yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği-
Karar gerekçesi ile hüküm fıkrasının çelişkili olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacı, yargılama sırasında, aracın yenisi ile değiştirilmesini talep etmiş; mahkemece, dava konusu aracın yenisi ile değiştirilmesine, olmadığı takdirde .........TL bedelin aracın iade edilmesi suretiyle davalılardan tahsiline karar verilmişse de; HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakimin tarafların talepleri ile bağlı olup, bundan fazlasına veya başka şeye karar veremeyeceği- Aracın ayıpsız misli ile değişimi mümkün olmaz ise, hükümde yazılı olmasa da İcra İflas Kanunu'nun 24. maddesi gereğince işlem yapılacağı-
Tüketici Mahkemesinde açılan temyize konu davada, dava dilekçesinde, dava değeri 30.000 TL olarak gösterilmiş olup mahkemece, davalı aleyhine hükmedilecek karar ve ilam harcının bu değer üzerinden hesaplanması ve davacı taraf lehine bu değer üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerektiği-
Dava dilekçesinde davalıya husumet yöneltilerek elatmanın önlenmesi ve kal talep edilmiş ise de dava konusu taşınmazlara komşu taşınmaz olan ....... ada ........... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağına göre davalı adına tespit edilerek 2007 yılında kesinleştiği görülmüş, dosya arasında tapu kaydına rastlanmamış, UYAP üzerinden yapılan tapu sorgulamasında komşu taşınmazın 26.05.2016 tarihi itibariyle davalının eşi .... kızı ...... mülkiyetinde olduğunun görüldüğü, eldeki davanın dava tarihi 03.01.2011, karar tarihi ise 24.10.2011 olup yargılama sürecinde ........ ada .......... parsel sayılı taşınmazın davalının mülkiyetinde bulunup bulunmadığının anlaşılamadığı, davada pasif dava ehliyeti şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeden davalı aleyhine hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Yapılan keşifte dinlenen bilirkişiden kesilecek ağaç köklerinin ve kütüklerinin hangi taşınmazda bulunduğu tespit edilerek bilirkişi raporunda numaralandırılmak suretiyle gösterilmeden ve halen devam eden zararın nelerden ibaret olduğu belirtilmeden infaza elverişli hüküm kurulmamış olmasının doğru olmadığı-
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde, talep edilen tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istediği, mahkemece hüküm fıkrasında kabul edilen ........ TL hor kullanım tazminat bedeli ile ilgili talep edilen faiz konusunda olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğu-