Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşı hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekeceği-
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13/1. maddesi gereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak, idare aleyhine açılabileceğine göre; adı geçenlere husumet tevcih edilmesinin doğru olmadığı- 
Davacı toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışmakta olup, kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücretinin toplu iş sözleşmesinde belirlenen sosyal yardımların ilavesiyle hesaplanacağı, kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücretin hesabı bu yüzden davacı açısından başlangıçta belirlenebilecek bir alacak olmadığından, kıdem tazminatının belirsiz alacak davasına konu edilebileceği, mahkemece kıdem tazminatı talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Mahkemenin hükme esas aldığı davanın yalnızca tespit talebine ilişkin olup, iş bu dava ile aynı talebi içermemekte dolayısıyla HMK.nun 114. maddesi anlamında derdestlik olumsuz şartını oluşturmadığı-
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan, hüküm özeti ile hüküm sonucu arasında ve hükmün kendi içerisinde çelişki yaratacak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi, karar başlığında 2 numaralı davalı olarak sadece şirketin yazılmasının hatalı olduğu-
Davalı belediyenin hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davada idari yargının görevli olması nedeniyle, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine ve davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkin davada, dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş, ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği-
Davacı tarafa davalı şirketin ihyası amacıyla dava açması için verilen ikinci süre kesin nitelikte olup, davacı tarafın, davalı şirketin ihyası amacıyla dava açmaması ile davalı şirket yönünden taraf teşkili sağlanmamış olduğu açık olduğundan, davalı şirket yönünden 6100 sayılı HMK.'nun 114/1-d bendindeki dava şartının gerçekleşmediği-
Derdest bir davanın ilk koşulunun tarafları,konusu ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olması, ikinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın halen görülmekte ve kesin hükümle sonuçlanmamış olması gerektiği- Temyize konu edilen davada dava sebebi ve konusunun farklı olduğu-