Delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerektiği- Gider avansı dava şartı iken delil ikamesi avansının dava şartı olarak nitelendirilemeyeceği, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmamasının, davanın dava şartı yokluğundan reddine neden olamayacağı, tarafın, belirtilen sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılacağı- Bilirkişi ücretinin delil avansı niteliğinde bulunduğu, davada ispat yükü üzerinde olan davacıya süre verilerek davacı tarafından süresinde yatırılmaması halinde davacının o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceği gözetilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği, bilirkişi ücretinin gider avansı olarak kabul edilip davayı takip eden davalılara yüklenmesi ile süresinde yatırılmamasının sonucu olarak dosyanın işlemden kaldırılmasına ve sonrasında da yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olduğu-
Mahkemece şikayetçiye Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine uygun şekilde "...Davacı/şikayetçiye ihale bedeli üzerinden (11.460.000,00 TL) hesaplanan 97.854,07 TL 1/2 peşin nispi harcı yatırması için gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, aksi taktirde dosyanın işlemden kaldırılacağının ihtarına (ihtar edildi)" şeklinde oluşturulacak ara kararı ile süre verilmesi ve akabinde Harçlar Kanunu'nun 30. maddesindeki düzenlemeye uygun olarak karar verilmesi gerekirken nispi harç yatırılmamasını HMK'nın 114. maddesinde düzenlenen dava şartı olarak niteleyerek sonuca gidilmesi ve hususun Bölge Adliye Mahkemesince de benimsenmesi hatalı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği, mahkemece yapılacak işin, öncelikle şikayete konu taşınmaz ve bu taşınmazın toplam ihale bedeli belirlenerek bu bedel üzerinden hesaplanacak olan nispi peşin harcı tamamlaması için Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca işlem yapmak ve harç yatırılırsa akabinde teminatı yatırtıp, sonuca gitmek olduğu-
Hakemin reddi ile ilgili talep açısından başka bir asliye ticaret mahkemesinin kesin yetkili olduğu uyuşmazlıkta, davayı görmeyecek olan bir mahkemeden talep edilen ihtiyati tedbirin, usulen kabul edilmesinin mümkün olamayacağı-
Üçüncü kişinin İİK m. 89/3 kapsamında dava açabileceği- Menfi tespit davasının (iİİK m. 72) ise takip borçlusunun takip alacaklısına karşı açacağı bir dava türü olduğu, üçüncü kişinin bu davayı açamayacağı-
İnşa edilen yapıların fiziksel bakımdan aynı olduğu ancak bu yapılar üzerinden talep olunan hakların farklı olduğu iki davada müddeabihlerin ve maddi vakıaların aynı olmadığı; bu nedenle 'sözleşmenin haksız feshine ilişkin uğranılan kazanç kaybı ile yapılan masrafları tazminat' davasında verilen ve kesinleşen hükmün 'sözleşmenin feshinin haklılığından bağımsız olarak haksız inşaata ilişkin tazminat talebine' ilişkin davada kesin hüküm oluşturmayacağı-
Aynı bono alacağının bölünmek suretiyle farklı farklı icra takibine konu edilerek tahsil edilmeye çalışılmasının mümkün olup olmadığı?
Davanın, trafik kazasında meydana gelen yaralanmadan kaynaklı kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılması gerekliliğine ilişkin koşulun ön dava şartı niteliğinde olup dava açılmadan önce yerine getirilmesi gereken bir koşul olduğu, bu şart yerine getirilmeden dava açılmış ise de dava ön şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği- Davacı vekili tarafından davalı ... Sigorta A.Ş'ye gönderilen başvuru dilekçesi ekinde başvuru yapılırken gerekli olan hiçbir tedavi evrakı, sağlık kurulu raporu sunulmamış, yine kazaya ilişkin kaza tutanağı, kusur durumunu gösterir belge ibraz edilmediği, buna göre davacının tarihsiz dilekçesi ile yapılan başvurunun usulüne uygun olduğundan söz edilemeyeceği, mahkemece davalı sigortadan hasar dosyası istendiği, sigorta şirketi tarafından verilen 07.12.2022 günlü cevap dilekçesinde hasar dosyasının dava dilekçesine istinaden oluşturulduğunun belirtildiği, davacının dava açmadan önce davalı ... Sigorta A.Ş'ye usulüne uygun bir başvurusunun varlığı kanıtlanamadığından davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği- Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi incelendiğinde, davacının kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı olarak toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinden tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, ancak müteselsil tahsil isteminde bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece hakkaniyet ilkesi gereği her bir davalıdan 500,00 TL maddi tazminat istediğinin kabulü ile davalı ... Sigorta A.Ş lehine 500,00 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken 1.000,00 TL vekalet ücretine karar verilmesi yerinde olmadığı-
Eldeki davada, davacı taraf kooperatif üyesi davalının ilgili taşınmazla ilgili 19/10/2020 tarihli harici taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca tapu iptal tescil talebinde bulunduğu, davacı tarafın kooperatif üyeliğinin devrine ilişkin herhangi bir iddia ve talebi bulunmadığı gibi, kooperetif üyeliğinin devri halinde de, devrin kooperatife bildirilmesi ve yönetimin makul sürede yapacağı inceleme sonunda devir alanın ortaklık şartlarını taşıması durumunda bu kişiyi ortaklığa kabul edeceği, buna ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgeye de rastlanamadığı, tapu iptal ve tescil talebinin davalı ile davacı arasında düzenlenen harici satış sözleşmesine dayandığı anlaşılmakla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu-
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın menfi tespit davasından kaynaklandığı - Dava konusu protokol ve senetlerin imzalandığı sırada iş yerinde bulunan ve 29.01.2013 tarihli haciz tutanağında imzaları bulunan polis memurlarının konu ile ilgili başka bir dava dosyasında yer alan beyanlarının kapsamı, davacının iş yerinde gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında iş yerindeki malların haczedilmek üzere iki sayfadan ibaret olduğu ve yırtıldığı belirtilen haciz tutanağına yazılmak suretiyle haciz işlemlerinin yapılması, davacı tarafından müşterilerinin olduğunu iddia ettiği malları kurtarma amacıyla dava konusu protokol ile senetlerin imzalanması sonrasında ilk tutanağın yırtılıp belirtilen bu süreçle alakalı hiç bir bilgi içermeyen dosya arasındaki 29.01.2013 tarihli haciz tutanağının düzenlenmiş olduğu - Davacı tarafından davaya konu senetlerin ve 29.01.2013 tarihli protokolün, manevi cebir, icra tehdit ve baskısı altında, müşterileri karşısında itibar kaybına uğrayacağı korkusuyla imzalatıldığının sabit olduğu, bu suretle davacı tarafından ileri sürülen korkutma iddiasının ispatlandığının kabulünün gerektiği-
Arabulculuk görüşmelerinde takip konusu alacağın fer'ilerinin, icra inkar tazminatının, icra masraflarının da talep edilmesi ve eldeki davanın konusunun itirazın iptali davası olmayıp müstakil alacak davası olması karşısında dava açılmadan önce davacı tarafça arabuluculuk başvuru şartının yerine getirilmediği- Davalılya yönelik olarak başlatılmış Ferizli İcra Müdürlüğünün 2024/27 Esas sayılı takip dosyasının fer'ilerinin(iş bu dava konusu olmayan başkaca alacak kalemleri) arabuluculuk dosyasında talep edilmesi sebebiyle 2024/62463 başvuru nolu tutanağın iş bu davadaki alacak istemi yönünden davalının arabuluculuk müzakere iradesini yansıtmayacağı-