Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu- Davacının asıl dava etmek istediğinin, Hazine olduğu belirgin olup, temsilde yanılma hali bulunduğundan, bu durumun mahkemece resen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasıma yönlendirilmesi için davacı tarafa olanak sağlanması, Hazine davaya dahil edilerek taraf oluşturulup, savunma ve delilleri sorulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Davalı sigortacının önceki davada taraf olmayışı nedeniyle, önceki davada verilen hükmün, eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği- Davalı sigorta şirketinin, sigortalısı olan dava dışı araç maliki ile birlikte, kazada zarar gören davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduğu- HMK'nun 303/5. maddesindeki düzenleme gereği müteselsil sorumlulardan biri olan araç malikine karşı açılan davada verilen hükmün, eldeki davada davalı için kesin hüküm teşkil edemeyeceği-
İşlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin TBK. mad. 19 uyarınca açılan davada, davacının boşanma davası açtığı (taşınmazını devreden) eşinin de davaya dahil edilmesi gerektiği- Danışıklı işlem ile diğer kişilerin haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için onların, danışıklı işlemde bulunandan alacaklarının bulunması ve danışıklı işlemin o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış olması gerektiği, davacının boşanma davası dışında katkı payı ve katılma alacağı davası bulunup bulunmadığının mahkemece araştırılması gerektiği-  TBK. mad. 19 uyarınca açılan davalarda, İİK. mad. 283/1 kıyasen uygulanarak dava konusu taşınmazın davalıya satışına ilişkin tasarrufun iptali ile davacıya bu taşınmaza haciz ve satış isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmesi gerektiği-
Sıra cetvelinde birinci sırada yer alan alacaklının sırasına ilişkin yapılan başvurunun icra mahkemesinde çözüme kavuşturulması gerektiği-
Geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin davada, davalı şirketin hukuki durumu da davacının usulüne uygun olarak alınan para karşılığında şirket ortağı olup olmadığı hususuna bağlı bulunduğundan, mahkemece; davacı tarafça ibraz edilen belgede ismi geçen şirketin davalılarla ilgisinin ne olduğu, yatırılan paranın bu davalılara aktarılıp aktarılmadığı incelenerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Siyasi partilerin yapacakları giderler, sözleşmeler ve girişecekleri yükümlülüklerin; genel merkezde parti tüzel kişiliği adına, illerde il yönetim kurulu adına ve ilçelerde ilçe yönetim kurulu adına yetkili kılınan kişi veya kurulca yapılacağı- Siyasi partilerin il ve ilçelerdeki teşkilat kademeleri tarafından parti tüzel kişiliği adına sözleşme yapılmasına ve yükümlülük altına girilmesine ilişkin esasların, merkez karar ve yönetim kurulunca tespit olunacağı- Bu esaslara aykırı olarak yahut siyasi partilerin tüzüklerine göre merkez karar ve yönetim kurulunca önceden yazılı yetki verilmediği veya sonradan bir kararla onaylanmadığı takdirde, partinin teşkilat kademelerinin yaptıkları  hizmet sözleşmeleri de dahil her türlü sözleşme ve giriştikleri yükümlülüklerden dolayı, parti tüzel kişiliğinin hiçbir suretle sorumlu tutulamayacağı, merkez karar ve yönetim kurulu veya genel başkan veya parti tüzel kişiliği aleyhine takipte bulunulamayacağı, bu takdirde sorumluluğun, sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olacağı-
Bozma ilamında "iflas erteleme talebinde bulunan şirketin davadan kısa bir süre önce merkezini taşıdığı, bu doğrultuda Ticaret Siciline kaydını yaptırdığı ve Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan yapıldığı, ancak fabrikasının bulunduğu yer, şirketin taşındığı yerde herhangi bir faaliyetin bulunmaması vb. hususlar le birlikte şirketin muamele merkezi değerlendirildiğinde mahkemenin yetkisizliği"ne karar verilmiş olup mahkemece, karar tarihinde yürürlükte olan HMK. mad. 114/1-ç uyarınca kesin yetkiye ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın anılan HMK. mad. 115/4 uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece; davalının kısıtlanması için açılan davanın tasarrufun iptali davası açısından bekletici mesele yapılarak, hasıl olacak sonuca göre taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekeceği-
bina ve ortak alanlarındaki eksik iş ve ayıptan doğan zarardan yöneticinin arsa sahibi-kat maliki ya da kat maliki - temlik alan sıfatlarıyla arsa payı oranında dava açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerektiğinden davaya devam edilip karar verilmesi gerektiği-
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434. maddesi gereğince temyiz isteminin kötü niyetle yapıldığı anlaşılırsa, Yargıtayca aynı Kanunun 422. madde hükümlerinin uygulanacağı- Kötü niyetle temyize vekil sebebiyet vermiş ise idari para cezasının vekil hakkında uygulanacağı- Davalı vekili tarafından yetki itirazında bulunulmuş olup, mahkemece davalı vekilinin talebine uygun olarak yetkisizlik kararı verilmiş olmasına rağmen, "Verilen kararın yüksek mahkeme tarafından denetlenmesini ve varsa hukuka aykırılığın giderilmesini sağlamak" sebebiyle davalı vekilince temyiz edilmesinde hukuki yararı bulunmadığı gibi temyiz talebinin de kötü niyetle yapıldığının kabulü gerektiği-