Taşınmazın orman vasfıyla hükmen tescil ile Hazine adına kayıtlı olarak tescil edildiğinden orman parseli üzerinde meydana getirilen muhdesatlara yasallık sağlayacak şekilde tespit kararının verilemeyeceği- Tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmazın bir kısmının 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı yazılı bulunduğuna göre, dava konusu fındık ağaçlarının tamamının veya bir kısmının orman dışına çıkartılan sahada kalıp-kalmadığı kesin olarak belirlendikten sonra, orman olan sahada kalan muhdesat ile ilgili davanın reddi, orman dışında bulunan yani 2/B kapsamında bulunan muhdeat ile ilgili ise davanın kabulü gerektiği-
Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşımasının gerektiği- İşçilik alacağının tahsili için davalı avukata vekalet vermiş olan davacının, 6502 sayılı yasada tanımlanan tüketici sıfatını taşımadığı-
Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşımasının gerektiği- İşçinin, 6502 sayılı yasada tanımlanan tüketici sıfatını taşımadığı; vekalet ücretinin tahsili için açılan davanın genel mahkemelerde görülmesi gerektiği-
Trafik kazasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin davada, kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkileri kullanması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşı hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekeceği, o halde mahkemece, hizmet kusuruna dayanılarak açılan bu davanın HMK 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HUMK 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Alacaklı tarafından, adi ortaklığın ciranta olduğu çeke dayalı olarak hem adi ortaklık hem de adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine ihtiyati haciz talep edilmiş ve mahkemece de talep doğrultusunda karar verilmişse de, dava şartı (HMK. mad. 114/1-d) olan taraf ehliyeti, mahkemece re'sen nazara alınacağından, adi ortaklığı oluşturan üç şirket aleyhine de ihtiyati haciz kararı verilmesi ile taraf ehliyeti olmayan adi ortaklık aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının sıhhat kazandığının düşünülemeyeceği; adi ortaklık yönünden verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiği-
Trafik kazası nedeniyle oluşan araç hasar bedeli istemine ilişkin davada, davacı limited şirketi ve davalı İski tacir olup  her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren haksız fiilden kaynaklanan davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesinden sonra ön inceleme aşamasında, mahkemenin görevli olup olmadığının tartışılıp ulaşılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi yönünde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Değeri iki bin lira ile üç bin lira arasında olan tüketici uyuşmazlıkları için yasa gereğince öncelikle il tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılmasının zorunlu olduğu ve bu hususun yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı olduğu anlaşılmakla, hakem heyetine başvurmadan dava açılması nedeniyle, dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkileri kullanması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşı hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekeceği, bu durumda mahkemece, davanın HMK 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı ile davalı sigorta şirketi arasında sigorta sözleşmesi mevcut olup davacı sigortalının, zarar gören üçüncü şahıslara ilamlı icra dosyasında ödeme yaptıkları iddiasıyla bu sözleşmeye dayalı olarak davalı sigorta şirketinden rücuen tazminat talebinde bulunduğu, davalı şirketin zorunlu trafik sigortacısı olup davacının üçüncü kişilere kusurlarıyla sebebiyet verdiği zararları karşılamak durumunda olduğu, zarar gören üçüncü kişilerin zararları davacı tarafından karşılandığı takdirde ise, davacının yaptığı ödemeyi davalı sigorta şirketinden rücuen talep etmeye hakkının olduğu, mahkemece dava her ne kadar aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddedilmiş ise de, bu durumda davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğundan, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddi doğru olmadığı gibi, hükmün gerekçesinde davacılar tarafından henüz kesinleşmiş bir mahkeme ilamına dayalı ödeme yapılmadığı ve diğer hukuk dosyasında zorunlu trafik sigorta şirketine ihbarda bulunulmadığı şeklindeki gerekçelerle esasa girilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulmasının da doğru olmadığı-