Taraflar arasındaki, çalışma süresine yönelik uyuşmazlığın varlığı, alacağı belirsiz hale getirmeyeceğinden, dava konusu edilen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının davacı tarafça belirlenebilir nitelikte olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri nazara alınarak, hukuki yarar yokluğundan anılan alacaklara yönelik taleplerin usulden reddi gerekeceği-
Davalının ruhsal rahatsızlığı, sosyal inceleme raporunda geçtiği gibi davalı tarafından ileri sürülmüş olup, iddianın reçeteler ile doğrulandığı- Mahkemece, davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinin gerektiği-
Mutlak butlan davası açma Cumhuriyet savcısı için bir görev olduğundan duruşmalarda hazır bulunmasının da görevin doğal sonucu olarak bir zorunluluk olduğu, bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığının duruşmalara katılması sağlanmadan, yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu- Mutlak butlan sebebiyle evlenmenin iptali davalarında nüfus müdürlüğünün taraf sıfatı olmadığından, nüfus müdürlüğü hakkındaki davanın "husumet yönünden" reddine karar verilmemesinin doğru olmadığı- Mahkemece davalılara usulüne uygun şekilde tebligat yapılmadan yokluklarında karar verildiği, bu şekilde dosya üzerinden, yokluklarında hüküm kurulmasının kanunun ağır ihlali niteliğinde olduğu-
İntifa hakkının kalan süreye yönelik bedelinin istenebilmesi için dava tarihinden önce intifa hakkının tapu sicil müdürlüğünden terkininin yapılması gerektiği-
Trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemi-
Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında “Mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlandırıcı anlam taşımadığı, ayrıca sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine, intifa hakkına dayanarak da istihkak iddiasında bulunulabileceğinin kabul edildiği, somut olayda, davalı üçüncü kişi vekilinin mahcuzların dava dışı ......... Şirketi’ne ait olduğunu ve hizmet alımı sözleşmesi uyarınca zilyetliklerinde bulundurduklarını açıkladığı, hizmet alımı sözleşmesinden doğan şahsi hakka dayalı istihkak iddiası geçerli olmadığından davacı alacaklının İİK'nun 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararının olmadığı, 6100 sayılı HMK'nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu haciz sırasında davalı 3. kişi şirket muhasebecisi 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunmuşsa da, muhasebeci davalı üçüncü kişi şirket lehine istihkak iddiasında bulunma hak ve yetkisine sahip olmadığından, geçerli bir istihkak iddiasının varlığından söz etmenin mümkün olmadığı, davalı 3. kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içinde yapılmış başkaca bir istihkak iddiasının da bulunmadığı, o halde davacı alacaklının İİK.'nun 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK'nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Ruhsal rahatsızlık ileri sürülmüş olup; iddianın dosya arasındaki delille doğrulanması sebebiyle; mahkemece yapılacak iş; tarafın, vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinin gerektiği-
Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin idare tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan alacak istemi- Davacı limited şirket ile ile tacir konumunda olan davalı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü arasındaki uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemesinin görevli olduğu-
"Başvuru formu" uygulamasının başladığı 02.08.2018 tarihine kadar arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları”, "işçi-işveren uyuşmazlığı” gibi soyut ifadeler kullanılmış ise, başvuru formu getirtilip, talepler açık açık belirtilmiş ise talep formunda belirtilen alacakların görüşmelere konu edildiği, açıkça belirtilmemiş ise taraflar arasındaki işçilik alacaklarının tamamının arabuluculuğa konu edildiğinin kabul edilmesi gerektiği- Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.08.2018 tarihinden sonraki başvurularda, başvuran ve özellikle başvuru arabuluculuk ile görevli mahkemenin memuruna yapılmış ise görevli memurun başvuru formundaki bu tür eksiklikleri giderecek uyarılarda bulunması, 02.08.2018 tarihinden sonraki başvurularda başvuru formu içeriğine itibar edilerek sonuca gidilmesi gerektiği- Somut uyuşmazlıkta, davacı arabuluculuğa başvururken taleplerini başvuru sırasında belirttiğini iddia ettiğinden, mahkemece, arabulucuya başvuru evrakının arabulucu onaylı sureti getirtilmesi, davaya konu tazminat ve alacak kalemlerinin belirtilmesi veya işaretlendiğinin tespiti halinde dava şartının ikmal edildiği kabul edilerek işin esasına girilmesi ve yargılamaya devam olunması gerektiği- Başvurunun "işçilik alacakları, işçi-işveren ilişkisi" şeklinde genel bir içerik taşıması durumunda ise; başvuru tarihinin yönetmelikten öncesine ait oluşu nedeni ile dava şartının gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği-
