Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kıdem ve ihbar tazminatı hesabının çıplak bordrodaki ücret üzerinden yapıldığının görüldüğü, bu husus da dikkate alındığında; kıdem ve ihbar tazminatları bakımından davacının, çalışma süresini, kendisine en son ödenen aylık ücret miktarını, ve kendisine tanınması gereken ihbar öneli süresini belirleyebilecek durumda olduğu, bu halde, dava konusu kıdem ve ihbar tazminatlarının gerçekte belirlenebilir alacaklar olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği nazara alınarak, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Harici satın almaya dayalı tapu iptal ve tescil istemi-
Davacının banka hesabına geçmiş yıllara ait yıllık izin ücreti başlıklı, ödeme yapıldığına ilişkin banka dekontunun ilk kez temyiz aşamasında sunulmuş ise de; ödeme belgesi mahiyetinde kabul edilmesi gerekeceği, ödeme belgesinin hakkı ortadan kaldıran özelliği nedeni ile yargılamanın her aşamasında dikkate alınmasının gerekli olduğu, bu sebeple davalı tarafa, ibraz ettiği belgenin aslını sunması için süre verildikten sonra davacı işçiden, davalının savunmasına ve sunulan ödeme belgesine karşı diyeceklerinin sorulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacı adına yıllık izin ücret tahakkuku yapıldığına ilişkin harcama belgesinin, ilk kez temyiz aşamasında sunulmuş ise de; ödeme belgesi mahiyetinde kabul edilmesi gerekeceği, ödeme belgesinin hakkı ortadan kaldıran özelliği nedeni ile yargılamanın her aşamasında dikkate alınmasının gerekli olduğu, bu sebeple davalı tarafa, ibraz ettiği belgenin aslını ve tahakkuk ettirilen miktarın davacıya ödendiğine ilişkin banka dekontunu sunması için süre verildikten sonra davacı işçiden, davalının savunmasına ve sunulan ödeme belgesine karşı diyeceklerinin sorulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Sigorta tahkim komisyonu uyuşmazlık hakem kurulu kararın iptali ile tazminat istemli dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin herhangi bir beyan bulunmadığı gibi dava dilekçesine arabuluculuk anlaşamama tutanağının eklenmediği, buna göre arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açıldığı, davanın TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu davalardan olduğu anlaşıldığından, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacının, çalışma süresi ve ücretini bildiği, bu halde, dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının gerçekte belirlenebilir alacaklar olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri nazara alınarak, hukuki yarar yokluğundan anılan alacaklara yönelik taleplerin usulden reddi gerekeceği-
Dava konusu kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları bakımından davacının; çalışma süresini, kendisine en son ödenen aylık ücret miktarını, tazminat hesaplamasına esas alınacak aylık ücrete ek para veya parayla ölçülebilen sosyal menfaatleri, hak kazandığı izin süresini, çalışma süresi boyunca varsa kullanmadığı veya karşılığı ödenmeyen izin sürelerini belirleyebilecek durumda olduğu, bu halde, dava konusu kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının gerçekte belirlenebilir alacaklar olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri nazara alındığında, bu alacaklar bakımından hukuki yararın bulunmadığının anlaşıldığı-
Dava Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149 ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat davası niteliğinde olup, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı taraf ile arabuluculuk faaliyetinde bulunulduğuna dair tutanak sunulmadığı, bu hali ile yasanın aradığı şekilde dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmadığı ve dava şartının gerçekleşmediği-
Dava, davalı tarafın haksız olarak anlaşmayı feshetmesi sonucu oluşan maddi zararın tazmininin talebi olduğundan zorunlu arabuluculuk durumunun söz konusu olduğu ve davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı anlaşıldığından, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verdiği-