Taşınmazın miras bırakanın terekesine dahil olduğu, TMK.nun 640/2 ve 702/2 maddelerine göre, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olacakları ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri, elbirliği mülkiyeti devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliği ile karar vermelerinin gerekeceği, dava açmak da tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birisinin terekeye dahil bir malın tapusunun iptaline ve kendi adına tescili isteğine ilişkin dava açması mümkün olmadığı gibi bu yönde bir davaya diğer mirasçıların oluru ile devam edilmesinin de mümkün olmadığı-
Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılmasının mümkün olmadığı; ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabileceği-
Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğinde olup; böyle bir yerin TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olmasının gerekeceği-
19.06.1986 yılında yürürlüğe giren 3303 sayılı Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun ile bu nitelikteki taşınmazların TMK ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümleri çerçevesinde zilyetlikle edinilmesine imkan tanınmış olup, Yasanın 2. maddesinde zilyetlik süresinin hesabında bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önceki zilyetlik sürelerinin dikkate alınacağı, 4. maddesinde ise evvelce açılan davalarda taşınmaz malın kömür havzasında kalması nedeniyle verilen tescil taleplerinin reddine dair kararların kesin hüküm oluşturmayacağı-
TMK.nun 713/2. fıkrasında yazılı hukuki sebeplerin, tapulu taşınmazlar bakımından uygulama olanağı bulduğu-
Kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkin olan davada, taşınmaz Belediye sınırları içerisinde kalan bir yer ise, davanın TMK. nun 713/3. fıkrası uyarınca ilgilinin kamu tüzel kişisi olması nedeniyle Belediye Başkanlığına yöneltilmesi, davaya katıldıkları takdirde tanıklarını ve delillerini sunmaları için kendilerine süre ve imkan tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve davanın yürütülmesi gerekeceği-
İptale karar verilmeden tescile karar verilmesi doğru olmadığı gibi, iptal edilecek miktarın da TMK.nun 713/7. fıkrasına uygun biçimde hüküm fıkrasında gösterilmeden kabul kararı verilmesinin de doğru olmadığı-
TMK.nun 713/ 1 ve 2. fıkraları gereğince, açılan tescil, tapu iptali ve tescil davaları kamu düzeni ağırlıklı davalar olup bu tür davaların özellikleri gereği yargılama sırasında da taraf teşkilinin sağlanmasının mümkün olduğu-
Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması halinin; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkânsız olmasının gerektiği-
10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması için taşınmaz hakkında tutanağın düzenlenmiş ve kesinleşmiş olması gerekeceği-