Kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı olarak bir taşınmazın tapuya tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın aynı zamanda tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, çifte tapunun oluşmasının önlenmesi açısından mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulmalıdır. Davacının davasının bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Taşınmazın belirlenen niteliğine göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde açıklanan imar ve ihya koşullarının araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece tescil koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemek için gerekli araştırma ve soruşturmalar (farklı tarihlerdeki hava fotoğrafları, tanık ve bilirkişi incelemesi, v.s)yapılarak bütün tereddütler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve soruşturmayla yazılı şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-
Taşınmazın belirlenen niteliğine göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde açıklanan imar ve ihya koşullarının araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece bu konuda yeterince inceleme ve soruşturma yapılarak(öncesi ve sonrasını gösteren hava fotoğrafları, tanıklar, v.s.) bütün tereddütler ortadan kaldırıldıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-
Tarım ve kültür arazilerinde bir taşınmazın mülkiyetinin olağanüstü zamanaşımı yoluyla edinilmesi için diğer kazanma koşulları yanında ekonomik amacına uygun zilyetlik ve tasarrufun bulunması gerekir. Alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz bölümünün davacı tarafından ekonomik amacına uygun olarak zilyet ve tasarruf edilmediği, ciddi ekonomik getirisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Bu durumda, mahkemece davacı lehine kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Dava konusu yer davacının babasından kaldığına ve babası öldüğüne göre TMK.’ nun 701 ve 702. maddeleri gereğince, taşınmazlar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların payları belli olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. Terekeye tabi taşınmazlar için bir veya birkaç mirasçının üçüncü kişilere karşı tek başına dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmamaktadır. Davada tasarrufi işlemlerden olduğundan TMK.’ nun 702. maddesi uyarınca tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları zorunludur. Davacı dava dilekçesinde; sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan ve üçüncü kişilere karşı tek başına dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmeli, şayet tek mirasçı ise bu durumda bütün tereddütleri ortadan kaldıracak şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle bir yerin TMK.’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay’ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekmektedir. Dava konusu taşınmazın paftasında yol olarak gösterildiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre henüz geçmemiştir. Bu belirlemeler karşısında, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
TMK.’ nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükümlerine göre tapuda tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile anılan maddelerde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Dosyadaki belgelere göre tespit dışı bırakılma işleminin yapıldığı tarihinden davanın açıldığı tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmamıştır. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmesinin hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-