Davalı Hazine yargılama oturumlarında vekille temsil edilmiş ancak, mahkemece karar başlığında Hazine vekilinin gösterilmediği, hükmün avukatlık ücreti bakımından temyiz edildiği, Hazine’nin vekille temsil edildiği gözden kaçırılmış ve karar başlığında da gösterilmemiş ise de, HUMK.nun 409. maddesi hükmü uyarınca; davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğine ve davalı Hazine yargılama oturumlarında avukat marifetiyle temsil olunduğuna göre, HUMK.nun 423 ve hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi hükmü uyarınca; davalı yararına avukatlık ücretinin taktir ve tayininin gerekeceği-
Sadece ada numarasının yanlış gösterilmiş olmasının HUMK.nun 459. maddesi (HMK’nun 304.m.) gereğince maddi hatadan kaynaklandığı ve dava tarihinin ıslah talepli dilekçenin verildiği 02.11.2010 değil, davanın ilk açıldığı 05.12.2003 olarak dikkate alınmasının gerekeceği, bu tarih dikkate alındığında 179 ada 2 parsele ait tutanağın kesinleştiği 22.12.1995 tarihinden dava tarihi 05.12.2003 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3.maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği gözetilerek taraf delillerinin eksiksiz toplanarak tesbit tarihine kadar davacı lehine kazanma süresi ve koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinin, ondan sonra elde edilecek sonuca göre işin esası ile ilgili bir karar verilmesinin gerekeceği-
Tapuda kayıtlı taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin mülkiyetin kazanılması bakımından herhangi bir hukuki değerinin olmadığı, tapulu taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olmadığından, uyuşmazlık konusu taşınmazın tapuya kaydedildiği tarihten, dava tarihine kadar geçen zilyetlik ve tasarruf davacı lehine mülkiyet hakkı bahşetmeyeceğinden, davanın tamamen reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında uyuşmazlık konusu taşınmazın tamamının kamulaştırılmasına karar verildiği belirtilerek taşınmazın tamamının kamulaştırma bedelinin tespiti ve tapu kaydının iptali ile idare adına tesciline karar verilmesi istenildiğine ve mahkemece de tescil isteğinin kabulü ile taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptaline karar verildiğine göre kesin nitelikteki mahkeme hükmü ile davalı idare adına tescil edilen taşınmazın tapu kütüğüne tescilinde bir yolsuzluğun bulunmadığı-
Davalıların miras bırakanın veraset belgesi dosya arasında bulunmadığından davalıların kayıt maliki ile bağının saptanması olanağı bulunmadığından, anılan kişiye ait veraset belgesinin alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, veraset belgesi dosyaya sunulduğunda davalıların kayıt malikinin mirasçıları olup olmadığının belirlenmesi gerekeceği-
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı (Not: Bu fıkrada geçen "... ölmüş ya da..." sözcükleri Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 T. 2011/52 K. ve 2009/58 E. sayılı kararıyla; Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiştir.) verilmiş bir kimsenin, adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebileceği-
Bilirkişi tarafından çekilen fotoğraflara göre de tescil konusu yerin tarım arazisi niteliği taşımadığının görüldüğü, ziraatçı uzman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliği taşımadığı gerekçeli olarak açıklandığına göre, mahkemece bilimsel verilere dayalı teknik bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Aynı taşınmaz bölümlerine ilişkin aynı anda ayrı ayrı dosyalarda iptal ve tescile karar verilemeyeceği-
