Davanın, tapu iptali ve tescil istemi olduğu, her ne kadar davacı bakımından Kutlubey köyü ile taşınmazın bulunduğu köyde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca miktar araştırması yapılmış ise de, davacının babasının öldüğü tarih itibariyle davacının bağımsız 20 yıllık zilyetliği bulunmadığı anlaşıldığından davacının babasına ait veraset belgesi alındıktan sonra miras bırakan H. ile dava dışı diğer mirasçılar yönünden de aynı biçimde miktar araştırmasının yapılmasının, davacı her ne kadar dava dilekçesindeki parselin tamamının iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiş ise de, yargılama oturumunda imzalı beyanıyla istediği taşınmazın yaklaşık 12-13 dönüm civarında olduğunu bildirdiği halde bu miktar orantısız bir biçimde aşılarak karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davacının dava dilekçesi ve oturumdaki beyanları ile dosyada mevcut harici satış senetlerinde dava konusu taşınmaz üzerinde TMK.nun 713/1 maddesi ve 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde düzenlenmiş olan yirmi yıl aralıksız ve çekişmesiz kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulu gerçekleşmediği gibi alıcıların dava konusu taşınmazı mevki ve sınırları itibariyle uyan 29.12.1997 tarihli harici satış senedin alıcıları ve davacının oğullarının taşınmazı davacıya devrettikleri veya babaları adına vekaleten taşınmazı aldıkları konusunda bilgi ve belge mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, böyle bir durumda davacının TMK.nun 996. maddesi uyarınca satıcı ile alıcıların eklemeli zilyetliklerinden yararlanması olanağının bulunmadığı, bundan ayrı bağımsız zilyetliğinin de 20 yıla ulaşmadığı-
Uzun süreli kullanımın taksim için yeterli sayılamayacağı, yöntemine uygun bir taksim ya da fiili taksimin bulunmadığı, davacıların kök mirasbırakandan gelen miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmesinin gerekeceği-
Taşınmazı yargılama sırasında satın alan davalı Fahrettin, muris F.’nin mirasçılarıyla aynı köyde oturduğuna göre taşınmazın F.’den mirasçılarına intikal ettiğini bilebilen, bilmesi gereken veya bilebilecek durumda olan kişi olduğunun kabulünün gerektiği, bu durum karşısında anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mahkemece ayrıca davalı Fahrettin’in iyi veya kötü niyetli olup olmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılmasına gerek olmadığı
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, bilirkişilerin vasıflandırdığı arazi yetenek sınıflandırmasına göre 5 ve 6. sınıf arazilerin zilyetlikle kazanılabilmesi için imar ve ihyasının; uygun amenajman, gübreleme, yüzey akış kontrolü, tohum aşılaması yapılarak sağlanabileceği ve ancak çayır ve mera olarak kullanılabileceği, bu belirlemeler karşısında davacı yararına kazanma koşullarının oluşmadığı, imar ve ihyasının tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Dosya içinde bulunan ve taraflarca itiraz edilmeyen fotoğraflar ile diğer deliller birlikte değerlendirilerek imar-ihyanın başlayış ve bitiş tarihi ile davacıların ekonomik amaca uygun zilyetliklerinin olup olmadığının değerlendirilmesinin, taşınmazın ağaçlandırma sahası olarak tahsis edildiği de Hazine tarafından ileri sürüldüğüne göre, kamu hizmetine tahsis edilip edilmediğinin de saptanarak bir karar verilmesinin gerekeceği-
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, bilirkişilerin vasıflandırdığı arazi yetenek sınıflandırmasına göre 5 ve 6. sınıf arazilerin zilyetlikle kazanılabilmesi için imar ve ihyasının; uygun amenajman, gübreleme, yüzey akış kontrolü, tohum aşılaması yapılarak sağlanabileceği ve ancak çayır ve mera olarak kullanılabileceği, diğer bir deyişle, 6. sınıf olarak tespiti yapılan araziler, hububat ve benzeri ürünlerin ekim ve sürümünün yapılabileceği tarım arazisi niteliğindeki yerlerden olmadığı-
Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan bu nitelikteki taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için emek ve masraf harcanmak suretiyle, imar ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi, imar ihya işlemleri tamamlandıktan sonra tapunun oluştuğu tarihe kadar kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesiyle iktisabı mümkün olup, bu zilyetliğin de ekonomik amaca uygun bir biçimde gerçekleşmesinin gerektiği-
TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddelerinde açıklanan kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme imkanından kamu tüzel kişilerinden sadece köy tüzel kişiliğinin yararlandığı, köy tüzel kişiler dışındaki öteki kamu tüzel kişilerinin teşkilat kanunlarında, satın alma, kamulaştırma ve satış yetkileri olup imar-ihya ve zilyetlikle taşınmaz mal edinmelerinin olanaklı olmadığı-
