Çekişme konusu taşınmazın belirtilen değerine göre temyize konu tapu iptali ve tescile ilişkin davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olması nedeniyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla görülmesi (kural olarak; mahallinde Aile Mahkemesi kurulmuş yerlerde görevsizlik kararı verilmesi) gerekirken, hatalı değerlendirmeyle ve davanın katkı payı alacağına ilişkin bulunduğu gerekçesiyle Aile Mahkemesi sıfatıyla görülen davanın esası hakkında karar verilmesinin doğru olmadığı-
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğrafları olduğu, bu hava fotoğraflarının tespit tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olmasının gerekeceği, bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit tarihi olan 2005 yılından geriye doğru 20 – 25 yıl öncesine ait (1980-1985 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olmasının ve bu fotoğrafların stereoskopla üç boyutlu olarak incelenmesinin gerekeceği-
Harici satış olgusu 1940 tarih 2/77 sayılı İ.B.K. uyarınca satın alana, satış bedeli kendisine ödeninceye kadar kişisel hak niteliğindeki taşınmazı alıkoyma hakkı bahşedeceği- 3402 sayılı Kadastro Yasasının 13/B-c ve 4721 sayılı T.M.K.'nun 713/2. maddelerinde kayıt malikinin ölümünden itibaren, fasılasız ve davasız olarak, taşınmazın veya bir bölümü veyahut payın 20 yıl süre ile malik sıfatıyla zilyet edilmesi halinde tapu kaydının hukuki kıymetini kaybedeceği öngörülmüştür; ancak; Anayasa Mahkemesi'nin 17.3.2011 tarih 2009/58 E. 2011/52 sayılı kararı ile Medeni Yasanın 713. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "... 20 yıl önce ölmüş ..." ibaresi iptal edilmiş; ancak, Anayasanın 153. maddesi hükmü uyarınca istisnai haller dışında Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği açık olup, kazanılmış hak olgusunun ortadan kaldırılamayacağı-
Davacı 231 ada 85 parsel sayılı fiili olarak üçe bölünerek ortada kalan ve teknik bilirkişinin krokisinde 85/B ile gösterilen yerin talep edildiği, krokiye göre iki yönü genel harman yeri olan böyle bir yerin özel harman yeri niteliği taşıyamayacağı ve özellikle, sap dökmek, düvenle sap sürmek ya da patoz yapmak tınaz oluşturmaktan müştekil harman işlemine konu yerin ancak 200-300 m2'yi geçmeyeceği dikkate alındığında çiftçi kişi bazında 2.392,96 m2 genişliğinde özel harman yeri olamayacağı, bu kapsamda, taşınmazın genel harman yeri niteliğinde olduğunun kabulü ile davanın açıklanan gerekçeyle reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının usuli kazanılmış hakların istisnasını teşkil edecekleri, her ne kadar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle yerel mahkemenin verdiği redde ilişkin ilk kararla ilgili esasa ilişkin Hazine’nin temyiz itirazları reddedilmiş ve karar düzeltme talebi de reddedilerek kesinleşmiş ise de, bozma ilamının dayanağını oluşturan yasa metni Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olmakla; artık taraflar yararına usuli kazanılmış hakkın gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği-
Dava konusu parselin sınırında eylemli mera parseli yer aldığına göre, eylemli bu durum ve vergi kaydındaki boz sınırı karşısında dava konusu yerin bitişikteki kadim meradan kazanıldığının kabulünün gerektiği, meraların, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu mallarından olup, özel mülkiyete konu edilemeyecekleri, diğer yönden, süresi neye ulaşırsa ulaşsın mera toprağının imar-ihya, kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesinin de mümkün bulunmadığı-
163 ada 4 sayılı parsel muris Ş. Y. adına tapuda kayıtlı iken 6.9.2010 tarihinde yani dava tarihinden önce tapuda yapılan resmi paylaşım sonucu davalı M.’e düştüğü halde diğer davalılar yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olmasının doğru olmadığı-
Her ne kadar davacı taşınmazın tamamına yönelik talepte bulunmuş ise de, dava mirasçılar arasında yürüyen bir dava niteliğinde olup çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince A harfiyle gösterilen bölüm üzerindeki davacının miras payı dikkate alınarak taşınmazın tamamına oranlanmak suretiyle davacının miras payı oranında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı olarak miras bırakanın davalıya taksim etme iradesi içerisinde olduğu varsayımından hareketle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Tarım ve kültür arazilerinin mülkiyetinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve TMK.nun 713. maddeleri uyarınca, olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılabilmesi için; anılan maddelerde yazılı koşulların davacı lehine gerçekleşmesi yanında, ekonomik amaca uygun eylemli zilyetlik ve tasarrufun da somut olarak kanıtlanmasının gerekeceği-
