Noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen 4088 parsele ilişkin tutanak ve dayanak tapu kayıtlarından; tapunun iptali istenen büyük valide Zatiye (baba adı yazılı olmayan) bilinen kişi olduğu anlaşılmakla kazanma şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, dava konusu taşınmazların kentsel sit alanında bulunduğu, tescile tabi kültür varlığı olmadığı tespit tarihine kadar satıcı ve davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığına göre davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktarın sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyeceği-
Taşınmaz üzerindeki kullanım durumu belli olduğuna göre iptal ve tescile konu bölümlerin ana parselden ayrılmasının mümkün olmasının gerekeceği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, ayırmayı gerektiren taksimlerde ayırma tarihindeki imar mevzuatının dikkate alınacağı, imara ilişkin anılan kanunun hükümleri emredici nitelikte olup gözönünde tutulmasının gerekeceği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, ayırmayı gerektiren taksimlerde ayırma tarihindeki imar mevzuatının dikkate alınacağı-
Tescil davası, Hazineye ve ilgili Kamu Tüzel Kişilerine karşı açılacağı; ancak Köy, Büyükşehir Belediye sınırları ve Belediye mücavir alan sınırları içerisine alınmış olduğundan husumetin Belediye ile Büyükşehir Belediyesi'ne yöneltilmesi, yargılamaya geldikleri taktirde savunma ve delillerinin tespiti ile hüküm kurulmasının gerekeceği-