Bilirkişi raporunda, taşınmazın 5. sınıf sulu dikili tarım arazisi olarak tescil edilmesi gerektiğinin belirtildiği, dava konusu taşınmaz "dağ" niteliği ile tescil harici bırakılan yerlerden olup, anılan yerlerde imar-ihyanın tamamlanmasından sonra ekonomik amaca uygun bir biçimde kazanmayı sağlayan zilyetliğin bulunması halinde iktisabının mümkün olduğu, öte yandan ve kural olarak 5. ve 6. sınıf arazilerinin imar-ihya ve zilyetlikle kazanılamayacağına ilişkin Dairenin kararlılık kazanmış içtihatları da gözetilerek taşınmazın niteliğinin tam olarak belirlenmesinin gerekeceği-
Bir yere toprak taşımanın imar ve ihya sayılmayacağı, öte yandan Dairenin ve HGK.nun yerleşmiş içtihatlarına göre, ev yapmanın ekonomik amaca uygun kullanım olarak nitelendirilmediği, kaldı ki davacının 1991 yılında başlayan imar-ihya çalışmalarından itibaren dava tarihine göre 20 yıllık sürenin geçmediği, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Davacı ve önceki bayii adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz mal edinilip edinilmediği usulüne uygun şekilde araştırılmadığından, davacı ve bayii adlarına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanması, bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
Kural olarak kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan bir yer için tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayanılması halinde tespit dışı bırakılma tarihinden, davanın açıldığı tarihe kadar makul sürenin kaçırılmamasının gerekeceği; tespit sonrası imar-ihya ve zilyetlik nedenlerine dayalı tescil isteklerinde ise, tespit dışı bırakıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar, öncelikle imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren yirmi yıllık sürenin aralıksız-çekişmesiz davacı yararına gerçekleşmesinin zorunlu olduğu-
Davacı Hazinenin TMK.nun 501 veya 588. maddeleri çerçevesinde hareket etmesi gerekirken TMK.nun 713.maddesine dayalı dava açmasının usule aykırı düşeceği-
Dava konusu yerin muris ve davacı ile mirasçıları tarafından hangi tarihte imar ve ihyasına başlandığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri, hangi tarihten itibaren tarım arazisi olarak kullanıldığı, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı ve hangi tarihten itibaren de biçenek olarak kullanıldığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulmasının, taşınmazın gerçek niteliğini hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmasının, haritada “kumsal” göründüğü halde tarım arazisi ve biçenek olarak kullanılması hususlarının açıklığa kavuşturulmasının, taşınmazı kumsal gösteren paftanın hangi tarihte düzenlendiğinin (bir fotokopisi de eklenmek suretiyle) kadastro müdürlüğünden sorulmasının, daha önce götürülmeyen uzman bilirkişi başka bir ziraat mühendisinden bu konuda gerekçeli, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık rapor istenmesinin, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
Noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen 4088 parsele ilişkin tutanak ve dayanak tapu kayıtlarından; tapunun iptali istenen büyük valide Zatiye (baba adı yazılı olmayan) bilinen kişi olduğu anlaşılmakla kazanma şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
