Mahkemece davacıların babaannesi H. Topal’ın mirasçıları arasında yöntemine uygun bir biçimde bir paylaşımın yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise davacının babası İ. Topal’a düşüp düşmediğinin, İ. Topal’a paylaşım sonucu düşmüş ise, İ.’in mirasçıları arasında ve tüm mirasçılarının katılımıyla tereke paylaşımının yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise, bu yerin davacı H. Kadın Yanık’a düşüp düşmediği hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmasının, yöntemine uygun bir paylaşım yapılmış ise hangi mirasçıya hangi parsellerin düştüğünün belirlenmesinin, tapu kayıtlarının getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulmasının, davalıların dayandığı harici satış senetlerinin kapsamlarının keşfen belirlenmesinin, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244 ve 259.maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağrılmalarının, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmelerinin gerekeceği-
Mahkemece verilen hükümde tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilmediği gibi, hükme, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren kroki de eklenmemiştir. Bu haliyle hüküm TMK.’ nun 713/7. maddesine aykırı olduğu gibi mahkeme gerekçesi ile teknik bilirkişi raporu arasında çelişki mevcut olup bu çelişkinin açıklaması da bulunmamaktadır. Yasaya aykırı olan mahkeme hükmünün hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Dava konusu taşınmaz davalılara kök murisleri babalarından kalmış olup, babanın ölümünden sonra geriye davalılar ve davalıların annesi kalmış olup, davalılarla birlikte anneleri de mirasta hak sahibidir. Her ne kadar davalılar miras paylarını davacılara satmış iseler de annelerinin sağlığında ondan düşecek payları satıp devretmeleri olanağı TMK. md.678 uyarınca mümkün olmadığından, mahkemece sadece davalılara babalarından kalan pay üzerinden karar verilmesi gerekirken bütün mirasçıları kapsayacak şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-
Vergi kayıt miktarı 11.950 m2 olduğuna ve vergi kayıt miktarı kadar yer revizyon gördüğü parsellerle kayıt maliklerinin mirasçıları adına tespit ve tescil edildiğine göre, dava konusu taşınmazın miktar fazlasının göl sahasından edinildiğinin kabulü ile davanın reddine karar vermek gerektiği-
Murisin ölüm tarihine göre taşınmazın miras bırakanın terekesine dahil olduğu, TMK.nun 640/2 ve 702/2 maddelerine göre, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip oldukları ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri, elbirliği mülkiyeti devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliği ile karar vermelerinin gerekeceği, dava açmak da tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birisinin terekeye dahil bir malın tapusunun iptaline ve kendi adına tescili isteğine ilişkin dava açması mümkün olmadığı gibi bu yönde bir davaya diğer mirasçıların oluru ile devam edilmesinin de mümkün olmadığı-
Kural olarak; özel mülkiyete konu olmayan ve kamu malı niteliğinde bulunan yerlerin Hazineye ait olacağı, ancak, 16/A maddesinde yazılı olduğu üzere, “çeşme, kuyu, yunak vs..” gibi yerlerin kayıt, belge veya özel kanunlarına göre, Hazine, Kamu Kurum ve Kuruluşları, İl, Belediye, Köy veya Mahalli İdari Birlikleri adına tespit olacağının yazılı olduğu-
İmar Planı olmayan yerlerde paylı mülkiyette dâhil bir taşınmazda pay sahiplerinin üzerlerin de kayıtlı bulunan paylarını ufak parçalara bölerek satışları 3194 sayılı İmar Kanunun 18/son fıkrası gereğince engellenmiştir. Kanunun amacı çarpık yapılaşmayı önlemektir. İmar Kanunu bir kamu yasası olup, kamu düzenini ilgilendirdiğinden, kendiliğinden göz önünde tutulur. Bu nedenle bir payın ufak parçalara bölünerek satılması imar planı olmayan yerlerde anılan Kanun hükmüyle yasaklanmış bulunduğundan 3194 sayılı kanunun 18/son fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır-
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16. maddesi hükmüne göre taşınmazın yol, boşluk, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinileceği, taşınmazın haritasında yol ve boşluk olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlemin tespit dışı bırakma işlemi niteliğinde olduğu, böyle bir yerin TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olmasının gerekeceği-