Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değer oluşturmaktadır.
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Dava konusu iptali istenilen taşınmaz hissesinin değerinin temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne ilişkin kararın davalı alacaklı * Bankası AŞ tarafından sadece vekalet ücretine yönelik istinaf edilmiş olmasına, esasa ilişkin olarak davalı (B.Ş)'nin istinaf isteminde bulunmadığından kararı temyizde (B)'ın hukuki yararı bulunmadığı
İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, davalı borçlu ve üçüncü kişi arasında akrabalık veya yakınlık olmadığı, dava konusu taşınmazın satışında ivazlar arasında önemli oransızlık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Tasarrufun iptali davasında, TMK m. 605 vd. uyarınca zorunlu hasım olan borçlunun ve üçüncü kişinin en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği-
Dosya içerisinde mevcut 11.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinde davalı borçlu (B) Ltd. Şti.'nin kefil olarak imza attığı görüldüğünden, bilirkişilerden alınan 29.01.2019 tarihli raporda 11.02.2010 tarihli krediden sonra alınan kredilerin limit artışı ve / veya değişen kanun maddeleri nedeniyle yenileme şeklinde alındığı belirtildiğinden borcun 11.02.2010 tarihinde yani 14.06.2011 tarihli tasarruf işleminden önce doğduğunun kabulü ile işin esasına girilerek, taraf delilleri toplandıktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi gerekeceği-
Dava dayanağı takip dosyasındaki borcun haricen tahsil ve tasfiye edildiği anlaışıldığından, tasarrufun iptali davasının konusu kalmadığı-
İİK'nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amacın, borçlunun borcun doğumundan sonra, aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyi niyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamakta olduğu- Bu davaların görülebilmesi için diğer dava koşulları yanında kesinleşmiş bir alacağın varlığı ve yargılama boyunca da alacağın varlığının devam etmesinin gerekli olduğu- Davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde "konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı"na karar verilmesi gerekeceği-
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı yasanın 35. maddesi gereğince "6183 sayılı yasanın uygulamasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti maktu olarak belirlenir" hükmüne göre verilmiş olan kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işemin iptali- Davada dava konusu yapılan tüm bağımsız bölümlerin tapu maliklerinin davalı olarak yer alması gerektiği, davalılar hakkındaki davanın ana dava ile birleştirilerek davacıya dava konusu taşınmazların devirlerinin muvazaalı olduğunu ispatlama hakkının verilmesi ve sadece davanın açılmasından sonra yapılan devirler yönünden, davacının davasını HMK’nın 125 inci maddesine göre tazminata dönüştürme hakkı olduğu da hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
