Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile dava konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturacağı- Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin (alacak miktarının) kesinlik sınırını geçmediğinin anlaşıldığı-
Borçlu aleyhine 84.776,83 TL bedel üzerinden takip yapılması, davanın konusu olan hisse devrinin tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 153.506,28 TL olması karşısında, kesinlik sınırının düşük olan takip rakamına göre belirlenecek olduğu ve takip rakamının, karar tarihi itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmesi gerekeceği-
6183 sayılı Kanun uyarınca açılan tasarrufun iptali davasında, yargılama devam ederken dava konusu kamu alacağının 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödendiği anlaşıldığından; davanın konusuz kalması nedeniyle "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin ve 7440 sayılı Kanun'un 9/13-d maddesindeki "karşılıklı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilemez" düzenlemesine aykırı olarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği-
Davacı vekili tarafından davanın geri alındığına dair beyanda bulunulduğu, davalı yanın dilekçesinde geri alma beyanını kabul ettiklerini bildirdikleri, davacı yanın daha sonra ise iradelerinin fesada uğratıldığını bildirdiği, dilekçe ekine mesajlaşma görüntüsünün eklendiği, davacı tarafla davalı tarafın aralarında geçen whatsapp görüşmelerinin iradenin fesada uğratıldığını ispatlayacak nitelikte olmadığı-
Dosya içeriğine göre, davacı tarafından davalı borçlu aleyhine .............. İcra Müdürlüğü'nün .............. E sayılı dosyadan 57.243,62 TL bedel üzerinden takip yapılmasına, davanın konusu olan gayrımenkulün tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 834.902,00 TL olmasına, kesinlik sınırının düşük olan takip rakamına göre belirlenecek olmasına, takip rakamının, karar tarihi itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmasına göre; daval vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Alacağın teminat senedi olarak düzenlenen iki adet bonoya dayandığı, Afyonkarahisar *.Ağır Ceza Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasında alınan İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 27.11.2020 tarihli raporunda keşideci imzasının sahte olduğunun belirtildiği, yine dosya kapsamına göre davacı tarafça bono bedelleri kadar miktarın keşideci borçlu şirkete borç verildiği ve bu nedenle teminat senedi olarak düzenlendiğinin sözleşme, banka havalesi, makbuz vs. yazılı bir delille ispat edilemediği, tüm bu nedenlerle takip konusu bonoların dayandığı alacağın temel ilişki bulunduğu ve gerçek olduğu ispat edilemediğinden İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak İlk Derece Mahkemesince davanın dava ön şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7.maddesi gereğince davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Davalı hakkında, AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca ödeme emri çıkartılması ve davalıya tebliğ edilmesi üzerin, davalının ......... Vergi Mahkemesi'nde ........... sayılı dava açtığı, yargılama süreci sonucunda; Danıştay .... Dairesinin .......... sayılı kararı ile bozulduğu, bozma ilamı üzerine .......... BİM ......... Vergi Dava Dairesinin ............. sayılı kararı ile "...vergi borçlarının 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması ile yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, yapılandırma sırasında borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının yapılandırılan borçlar nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığından..." ödeme emirlerinin iptaline karar verildiği, bu sırada borçlu şirket ile 16.07.2018 tarihinde borç yapılandırma işlemi yapıldığı ve yapılandırma işlemi uyarınca taksitle borcun tamamının ödendiği, bu nedenle, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru ise de; vergi mahkemesi kararı gereğince, 16.07.2018 tarihi itibariyle, işbu davadan önce hukuki durumun değiştiği ve davalı ............'in sorumluluğunun ortadan kalkmış olduğu belirlendiğine göre, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı vergi dairesinin dava açmakta haklı olduğunun kabul edilemeyeceği- 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirleneceği-
6183 sayılı K. uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Araçların derğerinden daha düşük olan dava konusu alacağın dayandığı vergi borcunun temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
Dava açılışı sırasında davanın konusu olan ............ isimli tekne kaydına "ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulduğu" yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilip kararın kesinleştiği, kararın icra dosyasına sunulduğu, karar tarihinden bugüne kadar kararın gereğinin yerine getirilmediği gibi, davanın dayanağı olan icra dosyalarının da imha edildiği, yeni takiplerin de açıldığının dosyaya bildirilmediği anlaşıldığından İİK madde 264/3-4 hükmüne göre ihtiyati haciz mahiyetindeki tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Davacının alacağının gerçek bir alacak olmadığının tespiti gereğince davanın ön koşul yokluğundan reddine ve davalılar lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği-