Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığı- Ancak bu amaç için ve davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı yönünde bir iddiası olması gerektiği gibi bu iddianın somut olgulara dayandırılması gerektiği- Her soyut iddia için tasarrufun iptali davasına bakan hakimi, alacağın var olup olmadığını ticaret hukuku ilkeleri içerisinde bir menfi tesbit yargılaması gibi araştırma zorunluluğunu doğurmayacağı- Öncelikle, davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı iddiasının gerisinde alacaklı ve borçlunun anlaşma ile böyle bir borcu yaratabileceği yönünde ciddi şüphe uyandıran verilerin sunulması gerektiği- Davalı üçüncü kişi tarafından alacağın gerçek olmadığı yönünde bir iddia ileri sürülmediği gibi cevap dilekçesi dahi sunulmamış, takip dosyasındaki hacizlerde üçüncü kişilerin istihkak iddiaları ile karşılaşılmış, davacı alacaklı ile borçlunun anlaşarak bir borç ilişkisi ve devamında takip yarattıkları gibi bir durumun bulunmadığı anlaşılmış olduğundan, bu olguların ötesine geçilerek tasarrufun iptali davasında davacı alacaklının alacağının gerçek olduğunu ispatla sorumlu tutulmasın davacının adil yargılanma hakkını ihlal edeceği-
Borçlu aleyhine 84.776,83 TL bedel üzerinden takip yapılması, davanın konusu olan hisse devrinin tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 153.506,28 TL olması karşısında, kesinlik sınırının düşük olan takip rakamına göre belirlenecek olduğu ve takip rakamının, karar tarihi itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı vekili tarafından davanın geri alındığına dair beyanda bulunulduğu, davalı yanın dilekçesinde geri alma beyanını kabul ettiklerini bildirdikleri, davacı yanın daha sonra ise iradelerinin fesada uğratıldığını bildirdiği, dilekçe ekine mesajlaşma görüntüsünün eklendiği, davacı tarafla davalı tarafın aralarında geçen whatsapp görüşmelerinin iradenin fesada uğratıldığını ispatlayacak nitelikte olmadığı-
Dosya içeriğine göre, davacı tarafından davalı borçlu aleyhine .............. İcra Müdürlüğü'nün .............. E sayılı dosyadan 57.243,62 TL bedel üzerinden takip yapılmasına, davanın konusu olan gayrımenkulün tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 834.902,00 TL olmasına, kesinlik sınırının düşük olan takip rakamına göre belirlenecek olmasına, takip rakamının, karar tarihi itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmasına göre; daval vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmesi gerekeceği-
6183 sayılı Kanun uyarınca açılan tasarrufun iptali davasında, yargılama devam ederken dava konusu kamu alacağının 7440 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak ödendiği anlaşıldığından; davanın konusuz kalması nedeniyle "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin ve 7440 sayılı Kanun'un 9/13-d maddesindeki "karşılıklı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilemez" düzenlemesine aykırı olarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği-
Alacağın teminat senedi olarak düzenlenen iki adet bonoya dayandığı, Afyonkarahisar *.Ağır Ceza Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasında alınan İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 27.11.2020 tarihli raporunda keşideci imzasının sahte olduğunun belirtildiği, yine dosya kapsamına göre davacı tarafça bono bedelleri kadar miktarın keşideci borçlu şirkete borç verildiği ve bu nedenle teminat senedi olarak düzenlendiğinin sözleşme, banka havalesi, makbuz vs. yazılı bir delille ispat edilemediği, tüm bu nedenlerle takip konusu bonoların dayandığı alacağın temel ilişki bulunduğu ve gerçek olduğu ispat edilemediğinden İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak İlk Derece Mahkemesince davanın dava ön şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7.maddesi gereğince davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Dava açılışı sırasında davanın konusu olan ............ isimli tekne kaydına "ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulduğu" yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilip kararın kesinleştiği, kararın icra dosyasına sunulduğu, karar tarihinden bugüne kadar kararın gereğinin yerine getirilmediği gibi, davanın dayanağı olan icra dosyalarının da imha edildiği, yeni takiplerin de açıldığının dosyaya bildirilmediği anlaşıldığından İİK madde 264/3-4 hükmüne göre ihtiyati haciz mahiyetindeki tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
6183 sayılı K. uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Araçların derğerinden daha düşük olan dava konusu alacağın dayandığı vergi borcunun temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
Davalı hakkında, AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca ödeme emri çıkartılması ve davalıya tebliğ edilmesi üzerin, davalının ......... Vergi Mahkemesi'nde ........... sayılı dava açtığı, yargılama süreci sonucunda; Danıştay .... Dairesinin .......... sayılı kararı ile bozulduğu, bozma ilamı üzerine .......... BİM ......... Vergi Dava Dairesinin ............. sayılı kararı ile "...vergi borçlarının 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması ile yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, yapılandırma sırasında borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının yapılandırılan borçlar nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığından..." ödeme emirlerinin iptaline karar verildiği, bu sırada borçlu şirket ile 16.07.2018 tarihinde borç yapılandırma işlemi yapıldığı ve yapılandırma işlemi uyarınca taksitle borcun tamamının ödendiği, bu nedenle, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru ise de; vergi mahkemesi kararı gereğince, 16.07.2018 tarihi itibariyle, işbu davadan önce hukuki durumun değiştiği ve davalı ............'in sorumluluğunun ortadan kalkmış olduğu belirlendiğine göre, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı vergi dairesinin dava açmakta haklı olduğunun kabul edilemeyeceği- 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirleneceği-
Tasarrufun iptali davalarında davalı borçlu ve üçüncü kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan aleyhe yargılama giderine hükmedileceği hallerde, bu giderlerden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekeceği- İİK 279/1 hükmüne göre haciz işleminin 29.08.2019 tarihli olması, dava konusu tasarrufun İİK 279 da bahsi geçen 1 yıllık süre dolmadan 17.04.2019 tarihli olması ve davalıların dava konusu rehin taahhüdünü bu bir yıllık süreden önce gerçekleştirdiklerini de ispat edememiş olmaları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davasının kabulüne, .................... Noterliğinin 17.04.2019 tarih ve ................ yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınır Rehin Sözleşmesi uyarınca davalılar arasında tesis edilen Taşınır Rehin işleminin ............. İcra Müdürlüğü'nün .................. sayılı icra takibindeki alacak ve fer'ilerini geçmemek üzere tasarrufun iptali ile ................... İcra Müdürlüğü'nün ................. sayılı icra takibindeki alacak ve fer'ilerini geçmemek üzere davacı yana ................... Noterliğinin 17.04.2019 tarih ve ................. yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınır Rehin Sözleşmesine konu taşınırlar hakkında cebri icra suretiyle satışı için izin ve yetki verilmesine karar verilmesi gerekeceği-