Dava açılışı sırasında davanın konusu olan ............ isimli tekne kaydına "ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulduğu" yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilip kararın kesinleştiği, kararın icra dosyasına sunulduğu, karar tarihinden bugüne kadar kararın gereğinin yerine getirilmediği gibi, davanın dayanağı olan icra dosyalarının da imha edildiği, yeni takiplerin de açıldığının dosyaya bildirilmediği anlaşıldığından İİK madde 264/3-4 hükmüne göre ihtiyati haciz mahiyetindeki tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Davanın görülmesinin, davacı alacaklı tarafından muvakkat veya kati aciz vesikası sunulmasına bağlı olduğu, bu şart yerine getirilmediğinden davanın reddinin gerektiği, tasarruf işleminde hiçbir şekilde muvazaanın söz konusu olmadığı, işleme konu devrin davalılar arasındaki borca karşılık olmak üzere gerçekleştirildiği, davalı ..............'in dava konusu taşınmazın bedeli olarak diğer davalı................'ya 9.705.924,36 TL ödediği, davalılar arasında yapılan devrin yegane amaç ve sebebinin davalı ve eşi tarafından diğer davalı .....................'nun borçlarının ödenmiş olması olduğu ve başkaca bir niyet ve hukuka aykırılık barındırmamakta olduğu anlaşılmakla davanın reddi gerekeceği- Mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının alacağının gerçek bir alacak olmadığının tespiti gereğince davanın ön koşul yokluğundan reddine ve davalılar lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davacı aleyhine nispi vekalet ücretine karar verilmesi doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirmediği-
Tasarrufun iptali davalarında davalı borçlu ve üçüncü kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan aleyhe yargılama giderine hükmedileceği hallerde, bu giderlerden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekeceği- İİK 279/1 hükmüne göre haciz işleminin 29.08.2019 tarihli olması, dava konusu tasarrufun İİK 279 da bahsi geçen 1 yıllık süre dolmadan 17.04.2019 tarihli olması ve davalıların dava konusu rehin taahhüdünü bu bir yıllık süreden önce gerçekleştirdiklerini de ispat edememiş olmaları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davasının kabulüne, .................... Noterliğinin 17.04.2019 tarih ve ................ yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınır Rehin Sözleşmesi uyarınca davalılar arasında tesis edilen Taşınır Rehin işleminin ............. İcra Müdürlüğü'nün .................. sayılı icra takibindeki alacak ve fer'ilerini geçmemek üzere tasarrufun iptali ile ................... İcra Müdürlüğü'nün ................. sayılı icra takibindeki alacak ve fer'ilerini geçmemek üzere davacı yana ................... Noterliğinin 17.04.2019 tarih ve ................. yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınır Rehin Sözleşmesine konu taşınırlar hakkında cebri icra suretiyle satışı için izin ve yetki verilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Davacının alacağna konu icra takibinde kesinleşen alacak miktarının temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Dava konusu (muvazaalı olduğu iddia edilen davaya konu icra dosyasında takipte kesinleşen miktarının) temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-
Dava konusu iptali istenilen tasarrufun, davalı borçlu muris veya mirasçı ............. tarafından yapılan bir tasarrufa ilişkin olmadığı, ayrı bir tüzel kişiliği ve varlığı olan şirketin yapmış olduğu tasarrufun borçlunun yapmış olduğu işlem olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağı, günümüzde binlerce ortağa ulaşabilen şirketlerin tüm ortaklarına ait alacaklıların, bu şirketlerin yaptığı tasarruflara müdahale etmesinin, bunlar için iptal davası açmasının da ticari hayatın gereklerine ile hukuk usul ekonomisine de aykırılık teşkil edeceği ve karmaşaya yol açacağı da gözetildiğinde davalıların husumetinin bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi yerine, davanın esasına girilerek kabul kararı verilmesinde yasal isabetin bulunmadığı-
Senetlerin her zaman düzenlenebilecek belgelerden olması, davacı ile borçlu diğer davalının arkadaş olması, asıl dosyada ikinci dosyaya esas senetten hiç bahsedilmemiş olması, ilk takibin boşanma davasından hemen sonra açılması, davalının konut kredisi kullanması, icra takip dosyasından anlaşıldığı üzere, davalıya ait taşınmazda hacizlerin bulunması, taşınmaz üzerinde 26.000,00 TL gibi bir bedelle haczin kaldırılması ve sonrasında satılması, diğer taşınmazda ise satış istenmediğinden borçlunun talebi ile haczin düşürüldüğü görülmekle, davacı ile davalı arasında muvazaalı takip yapıldığı, davanın açılmasında gerçek bir alacağın bulunmadığı anlaşılmakla ön koşul yokluğundan tasarrufun iptali davasının reddi gerektiği- Asıl ve birleşen davada vekille temsil edilen davalı üçüncü kişi lehine ayrı ayrı nispi vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken, maktu vekâlet ücretine hükmolunmasının doğru olmadığı-
Davalı banka tarafından İİK m. 277 vd.'na göre açılan tasarrufun iptali davasında anılan Kanun'un 281/2. maddesi uyarınca konulan ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemi-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak miktarı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu- Alacak miktarının temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı-<br />
Somut olayda; davacılar ve vekillerinin olağanüstü hal ilan edilen iller arasında bulunan Adana il sınırlarında ikamet ettikleri anlaşılmakla; ‘‘Deprem Nedeniyle İlan Edilen Olağanüstü Hal Kapsamında Yargıda Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’’nin 2 inci maddesinin 5 inci bendi uyarınca, sürelerin durmasına ilişkin hükmün olağanüstü hal ilan edilen illerin barosuna 06.02.2023 tarihi itibarıyla kayıtlı avukatlar tarafından takip edilen dava ve işlerle ilgili olarak bu avukatlar bakımından ülke genelinde uygulanacağı gözetildiğinde, istinaf eden davacılar vekilinin istinaf süresinin 06.04.2023 tarihine kadar uzatılacağının açık olduğu, bu hususun re’sen dikkate alınması gerekeceği-
