Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile dava konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturacağı- Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin (alacak miktarının) kesinlik sınırını geçmediğinin anlaşıldığı-
Tasarrufun iptali davası ön inceleme oturumundan önce alacak tahsil ediliğiden, takip konusu alacak üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT ne göre 1/2 nisbi vekalet ücretinin hesaplanması gerekirken, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-<br /> 
Mahkememizce alacağın gerçek olup olmadığı araştırılmıştır. Mahkememizce takibe dayanak senetlere ilişkin defterler incelenmek istenilmiş ancak defterler ibraz edilmediğinden mali müşavir tarafından bilirkişi incelemesi yapılamamıştır. Davacı davaya konu senetlerin davalı S. T'a satılan dava konu iki adet taşınmazın bedeli olarak alındığını iddia etmiştir. Davaya konu taşınmazların resmi devir senetleri celbedilmiştir. ... 2***1 Ada * Parsel 25 Numaralı Bağımsız Bölüm ile ... 2***1 Ada * Parsel 35 Numaralı Bağımsız Bölümlerin 32.000,00 TL karşılığında davacı tarafından davalı S. T'a satıldığı ve satış bedelinin nakden ve tamamen alındığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı davaya konu senetlerin davalı S. T'a satılan dava konu iki adet taşınmazın bedeli olarak alındığını iddia etmiş ise de taşınmaz bedelini nakden ve tamamen alındığı anlaşılmıştır. TBK 19. madde uyarınca hiç kimse kendi muvazaasına dayanamaz. Davacı muvazaalı resmi işlemin tarafı olduğundan ve hiç kimse kendi muvazaasına dayanamayacağından muvazaa iddiasının dinlenmeyeceğinden davaya konu senetlerin davalı S. T'a satılan dava konu iki adet taşınmazın bedeli olarak alındığını iddiasına mahkememizce itibar edilmemiştir. Hülasa davacının borçludaki alacağının gerçek olması dava ön koşulu şartının mevcut olmadığı.." gerekçesi ile "davanın reddine" karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Terditli olarak açılan, İİK m. 277 vd.na göre tasarrufun iptali olmadığı takdirde TBK'nun 19. maddesine dayalı muvazaalı işlemlerin iptali isteğine ilişkin davada, mahkemece öncelikle İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre değerlendirme yapılması, bu dava koşullarının olmadığının tespiti halinde TBK'nın 19. maddesine göre değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde açılmış bir dava yokmuş gibi karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığı- Ancak bu amaç için ve davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı yönünde bir iddiası olması gerektiği gibi bu iddianın somut olgulara dayandırılması gerektiği- Her soyut iddia için tasarrufun iptali davasına bakan hakimi, alacağın var olup olmadığını ticaret hukuku ilkeleri içerisinde bir menfi tesbit yargılaması gibi araştırma zorunluluğunu doğurmayacağı- Öncelikle, davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı iddiasının gerisinde alacaklı ve borçlunun anlaşma ile böyle bir borcu yaratabileceği yönünde ciddi şüphe uyandıran verilerin sunulması gerektiği- Davalı üçüncü kişi tarafından alacağın gerçek olmadığı yönünde bir iddia ileri sürülmediği gibi cevap dilekçesi dahi sunulmamış, takip dosyasındaki hacizlerde üçüncü kişilerin istihkak iddiaları ile karşılaşılmış, davacı alacaklı ile borçlunun anlaşarak bir borç ilişkisi ve devamında takip yarattıkları gibi bir durumun bulunmadığı anlaşılmış olduğundan, bu olguların ötesine geçilerek tasarrufun iptali davasında davacı alacaklının alacağının gerçek olduğunu ispatla sorumlu tutulmasın davacının adil yargılanma hakkını ihlal edeceği-
Borçlu aleyhine 84.776,83 TL bedel üzerinden takip yapılması, davanın konusu olan hisse devrinin tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 153.506,28 TL olması karşısında, kesinlik sınırının düşük olan takip rakamına göre belirlenecek olduğu ve takip rakamının, karar tarihi itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmesi gerekeceği-
4. HD. 18.06.2025 T. E: 2024/3461, K: 9567
Tasarrufun iptali istemi- Davanın geri alınması iradelerinin fesada uğradığı iddiası-
Alacağın teminat senedi olarak düzenlenen iki adet bonoya dayandığı, Afyonkarahisar *.Ağır Ceza Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasında alınan İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 27.11.2020 tarihli raporunda keşideci imzasının sahte olduğunun belirtildiği, yine dosya kapsamına göre davacı tarafça bono bedelleri kadar miktarın keşideci borçlu şirkete borç verildiği ve bu nedenle teminat senedi olarak düzenlendiğinin sözleşme, banka havalesi, makbuz vs. yazılı bir delille ispat edilemediği, tüm bu nedenlerle takip konusu bonoların dayandığı alacağın temel ilişki bulunduğu ve gerçek olduğu ispat edilemediğinden İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak İlk Derece Mahkemesince davanın dava ön şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7.maddesi gereğince davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Uyuşmazlık, 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine göre açılmış, tasarrufun iptali istemine ilişkindir...