Davalı borçlunun dava dayanağı olan takibe İİK 67 e göre itiraz ettiği, davacı tarafından da itirazın iptali davası açıldığı anlaşıldığından, itirazın iptali davasının sonucunun bekletici mesele yapılması, itirazın iptaline karar verilip takibin kesinleşmesi halinde dosyanın İİK 277 ve devamı maddelerine göre değerlendirilerek oluşacak sonuca göre, karar verilmesi gerekeceği-
Uyap'ta yapılan kontrollerde; duruşmadan haberi olan davacı vekilinin duruşma bittikten sonra Uyap üzerinden mazeret dilekçesi gönderdiği görüldüğünden, mahkemece, davacı vekilinin sunduğu mazeret dilekçesi yönünden bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu alacağın dayanağı olan senetlerin 'elden verilen nakit meblağlara istinaden düzenlendiği' iddia edilmiş ise de, senetlere konu meblağların yüksekliği gözetildiğinde 'elden nakit olarak davalı borçluya teslim edilmesinin hayatın olağan akışına uygun gözükmediği', o halde mahkemece, öncelikle davacının davanın dayanağı olan senetlere konu nakit parayı verebilecek durumu olup olmadığının belirlenmesini teminen ne iş yaptığının ve mali durumunun araştırılması, akabinde davalı borçlunun, dava dışı şirket ortaklarından olduğu gözönüne alınarak dosya içerisine ticaret sicil kayıtları da getirtilerek, şirketteki konumunun belirlenmesi, dava konusu alacağın dayanağı olan senetlerin düzenleme tarihlerindeki hem şahıs hem de şirket adına para girişi olup olmadığının ilgili bankalardan araştırılması ve sonucuna göre davacının alacağının gerçek olup olmadığı belirlenmesi gerekeceği-
Davalı borçlunun iş yerinin devredilmesine göre söz konusu tasarrufun; İİK’nın 280/son maddesi gereğince, ticari işletme devri mahiyetinde olup olmadığı tartışılmaksızın ve davalı 3. kişi ile davalı borçlunun faaliyet alanı aynı olan asansör işinde olduğu hususu dikkate alınmaksızın mahkemece yazılı olduğu şekilde hüküm tesisinin isabetli olmadığı- Mahkemece davacı alacaklı tarafından, gayrimenkulün devredildiği 4. kişi ve 5. kişi konumundaki kişilerin kötü niyetli olduğunun ileri sürülmesi halinde adı geçenlerin davaya dahil edilip edilmeyeceği hususunda seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya dahil ettiği takdirde 4. kişiye ve 5. kişiye tebligat yapılarak davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, aksi halde üçüncü kişi yönünden davanın tazminata dönüştüğü kabul edilerek tarafların iddia ve savunmaları dinlenip, delilleri toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
İhtiyati haciz kararlarının esas hakkında kesin bir kanaat oluşmadan ve tam bir ispat aranmadan verilen geçici nitelikte hukuki korumaya ilişkin kararlar olduğu, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanan tasarrufun iptali davalarında İİK 281/II fıkrası hükmüne göre hakimin iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebileceği, teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunacağı, tasarrufun iptali davasının şartlarının yargılama aşamasında mahkemece değerlendirilecek olması gözetildiğinde tasarrufa konu taşınmaz hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesinde ve teminatın taktirinde bir isabetsizlik görülmediğinden, ilk derece mahkemesince ara kararda belirtilen yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ihtiyati haciz şartları somut olayda bulunduğundan itirazın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu-
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği-
Mahkemece, bilirkişi raporunda belirlenen davalı borçlunun tasarruf tarihine kadar olan döneme ilişkin vergi aslının ve ödeme tarihine kadar işleyecek gecikme faizinin birlikte iptaline karar verilmesi gerekeceği- Dava konusu temlik nedeniyle davalı 3. kişiye ödenen miktarlara ödeme tarihinden itibaren faiz uygulanmasının da doğru olmadığı- 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirleneceği-
Tasarrufun iptali davasında “alacaklının borçluda gerçek bir alacağının olması” koşulunun irdelenmesi gerektiğinden, ilk derece ceza mahkemesinin sonucunun bekletici mesele yapılarak, 'takip dayanağı alacağın gerçek olmadığının anlaşılması durumda' davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati haczin nitelikçe geçici bir hukuki koruma tedbiri olduğu, geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacının yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmak olduğu, bu amacın gözden uzak tutulmaması gerektiği- Tasarrufun iptali davalarında hakimin iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebileceği, teminatın lüzum ve miktarının mahkemece belirleneceği, ihtiyati haciz için bir davanın esastan hallini gerektirecek ölçüde kanıt aranmadığı- İİK. m. 281'de belirtildiği üzere teminatın alınıp alınmayacağı ve alınacak teminatın miktarının hakimin takdirine bırakıldığı, dava değerinin düşük gösterilmesi halinde mahkemece gerekli görüldüğü takdirde alacak miktarı ile iptali istenen tasarruf konusunun hangisi daha düşükse yaklaşık olarak bir rakam belirlenmek suretiyle eksik harç tamamlatılabileceği gibi yargılama sırasında taşınmazların tasarruf tarihindeki değeri keşfen belirlendikten sonra duruma göre teminat miktarının arttırılmasının her zaman mümkün olduğu, hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddedilmesinin yerinde olmadığı-
Mahkemece, davacı bankaya haricen ödeme yapıldığından bahisle borcun ödenmesi nedeniyle icra takibinden vazgeçildiğinin anlaşılması halinde dava konusuz kalacağından İİK.nun 281/3 maddesi göz önüne alınarak buna göre karar verilmesi gerekeceği-