"Geçici aciz vesikası"na dayanılarak açılan tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında, alacaklının "kesin aciz vesikası" sunması halinde de, zamanaşımının kesileceği–
Borcun doğum tarihinin -davacı tarafça- her türlü delille kanıtlanabileceği, davacının tüm delilleri toplandıktan, gösterdiği tanıklar dinlendikten sonra, mahkemece davacıya yemin teklifi hakkının kullandırılması gerekeceği–
"Görevsizlik" veya "yetkisizlik" kararına karşı, temyiz süresinin sona erdiği veya Yargıtay'ın onama kararının tebliği edildiği tarihten itibaren on gün içinde (şimdi; HMK. 20 gereğince 'iki hafta içinde') yeniden dilekçe verilmesi (HUMK. 193/III) gerekeceği–
Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Yargıtayca da -1.6.1990 T. ve 3/4 s. İçt. Bir. K. uyarınca- bu yolda karar -yani, "red kararı"- verilebileceği–
Üçüncü kişinin tasarrufa konu malı elinden çıkarması halinde, davacının alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak, elden çıkarma tarihindeki tasarruf değeri üzerinden bedele hükmedilmesi gerekeceği–
Bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf (veya taraflar) yararına kazanılmış hak doğacağı ve mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma ve hüküm verme yükümlülüğünün oluşacağı–
Haciz yoluyla takiplerdeki iptal davalarında görevli mahkemenin "aciz vesikasındaki veya aciz vesikası hükmünde olan haciz tutanağındaki alacak miktarı" ile "tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki gerçek değeri"nden hangisi az ise ona göre belirlenerek, davanın "asliye hukuk, sulh hukuk ya da ticaret mahkemesi"nde açılabileceği, kamu düzeni ile ilgili olan bu yönün mahkemece doğrudan doğruya gözetileceği- (Bu açıklamalar yürürlükten kalkmış olan 1086 Sayılı HUMK' nun mad.1 ve devamı maddelerinde geçerlidir... 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 6100 Sayılı Yeni HMK' nun 2. maddesinde "dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir" (HMK 2/1) denilmiş olduğundan, bundan böyle tasarrufun iptali davalarına alacak miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemelerinde bakılacaktır...)
Tasarrufun iptali davaları için "yetki" konusunda İcra ve İflas Kanununda özel bir hüküm öngörülmemiş olduğu için -bu davalar "ayni" değil "şahsi" dava olduğundan- yetkili mahkemenin genel yetki kuralını içeren HUMK. 9'a (şimdi; HMK. 6'ya)göre belirleneceği–