Tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiğinden, İİK’nın 266. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığı-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının davacı kuruma olan borcunu dava sonrası süre içerisinde tamamen ödemiş olduğu ve ödemeler nedeni ile davanın konusuz kaldığı- Esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması ve davanın açılmasına davalı borçlunun sebebiyet verdiği anlaşıldığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden iş bu davalının sorumlu tutulmasının gerektiği- Davalının istinaf talebi bakımından, dosyaya celp edilen satış sözleşmesine göre davalının talep ile ilgisi bulunmayan traktörü dava dışı 3.kişiden satın aldığı ve plakasını değiştirdiği, talebe konu aracın ise 2011 model W. marka araç olduğu, bu haliyle davalının eldeki dosyada taraf sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla iş bu davalı açısından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
İİK 277 vd. uyarınca açılan davanın hem İİK'nın 277 vd hem de TBK 19 koşulları yönünden birlikte değerlendirilmesi hatalı olmakla birlikte davalı üçüncü kişiler borçluların mali durumunu bilebilecek derece de akraba olduklarından davanın kabulüne ilişkin kararın isabetli olduğu-
Davalı borçluların alacağı karşılayacak mal varlığının bulunmadığı, aciz halinin bulunduğu, davaya konu taşınmazlardaki hisselerin önceden davalı borçlular adına kayıtlı olup daha sonra devirlerinin diğer davalılar adına yapıldığı, dava konusu taşınmaz ve hisselerin pek aşağı değerde devredildikleri, davalı 3. kişilerin borçluların durumunu bilebilecek durumda oldukları, davaya konu tasarrufların davalılar arasında danışıklı işlem ile yapılmış olduğundan tasarrufların iptaline karar verilmesi gerektiği-
Davalının en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden dolayı mirasın reddi kararının mahallin Sulh Hukuk Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması için anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerektiği, zira mirasın tasfiyesi işlemlerinin mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerden olduğu- Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerden olduğu ve talep üzerine yapılabilirliğinin bu özelliğini ortadan kaldırmayacağı; yine murisin ölüm gününde terekenin borca batık olduğunun şayi ve sabit olması durumunda da miras reddedilmiş olacağından ve bu tespit için sınırlayıcı bir süre yasaca öngörülmediğinden bu yönüyle de mahkemece işlem yapılması imkanı olduğu- Mahkemece usuli işlemlerin yerine getirilip taraf teşkili temin edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- UYAP kayıtlarında davacı iflas idaresinin faaliyet durumunun "Terkin" olarak belirtildiği görülmüş olup mahkemece, davacı iflas idaresinin ödemesi gereken alacak kaydı olup olmadığı tesbit edilerek, şayet ödenmemiş alacak bulunmadığı tespit edildiği takdirde, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği-
Dava tarihi itibarıyla davacının alacağına konu ettiği icra müdürlüğünün ... sayılı icra takibinin kesinleşen icra hukuk mahkemesinin ... sayılı dosyasından zamanaşımı sebebi ile icranın geri bırakılması kararı verildiği, davacı alacaklı tarafından icra dosyasının ve alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti açısından İİK 33/a-2 maddesine dayalı olarak asliye hukuk mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dosyasında açtığı davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, ortada geçerli bir icra takibi olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği-
Borcun doğum tarihinin taraflar arasında yapılan ilk sözleşme tarihinin göre tasarrufun bu tarihten sonra yapıldığı- Dava konusu taşınmazı devralan davalı üçüncü kişinin taşınmazı devreden davalı borçlu şirketin yetkilisi ile evli olduğu anlaşıldığından, İİK. m. 280/1 gereğince borçlu şirketin mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
Tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiğinden İİK’nın 266. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığı-
6183 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tasarrufun iptali istemi- Dava konusu taşınmazların davalı üçüncü kişiye devredildiği tarihteki vergi asıl ve cezaları ile birlikte toplam kamu borcunun belirlenmesi ve bu miktarla sınırlı olarak iptale karar verilmesi gerektiği- Davalı borçlu dava konusu taşınmazlardaki 1/2 hissesini devrettiğinden kabul halinde haciz ve satış isteme yetkisi 1/2 hisse ile sınırlı olarak verilmesi gerekirken, tüm taşınmazın haciz ve satış isteme yetkisinin verilmesinin de isabetsiz olduğu-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile dava konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturduğu-