Limited şirket temsilcisi olmasa dahi; limited şirketin hakim ortağının, tasarrufun iptali davası açabileceği- Dava konusu araç tasarruf tarihinde ... Şti. adına kayıtlı olup, limited şirketin hakim ortağının davacının yapılan satış işlemi ve sonuçları limited şirketi doğrudan ilgilendirdiğine göre, şirket ortağının dava açabileceği, dava açmakta hukuki yararının bulunduğu-
Vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisi bulunan davalı vekilinin 25.03.2024 havale tarihli dilekçesi ile temyizden feragat ettiklerini beyan ettiği, bu durumda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerinin dava konusu gaynmenkullerin tasarruf tarihindeki gerçek değeri veya davanın dayanağı olan icra dosyasındaki takip rakamından hangisi daha az ise o rakam üzerinden belirleneceği-
Tasarrufun iptali davasına konu taşınmaz devirlerinin kim tarafından yapıldığı, cebri icradan ihale ile yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığı gibi bu devirlere ilişkin resmi tapu devir senetlerinin de, dava dosyası içerisinde ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda bulunmadığı anlaşıldığından temyiz incelemesi için eksikliklerin giderilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasına konu malların cebri icra yolu ile satılması söz konusu olmayıp iptal edilen tasarrufun tarafı olan üçüncü kişi tarafından rızaen elden çıkarılmış olması nedeni ile alacaklının haklarının üstün tutulması gerektiği- İİK m. 24'de malın borçlu tarafından teslim edilmesi halinden söz edilmekte ise de, borçlu tabirinin geniş yorumlanması ve tasarrufun iptali kararı üzerine malı rızaen elinden çıkaran üçüncü kişinin de borçlu olarak değerlendirilmesi gerektiği-
Muvazaa nedeniyle açılan tasarrufun iptali davasında, inceleme konusu talebin nev-i ve niteliği ile dosya kapsamı gözetildiğinde, ihtiyati haciz verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin talep eden açısından önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği- TBK.19. maddesine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin davada, kıyasen İİK m. 281/2'nin uygulanması gerektiği- Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin İİK m. 281/2 maddesi gereğince KABULÜ ile; ileride gerçek dava değeri belirlendiğinde yerel mahkemece artırılıp eksiltilmesi mümkün olmak kaydıyla takdiren 10.000,00 TL nakdi teminat tutarı yerel mahkeme veznesine yatırıldığında veya muteber bir bankanın kesin veya süresiz nitelikteki teminat mektubu yerel mahkemeye ibraz edildiğinde davalılar adına kayıtlı olması durumunda ... 711 Parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı üzerine,.. Parsel sayılı taşınmazın 1/8 payı üzerine, ... Parsel sayılı taşınmazın 3/8 payı üzerine, ... taşınmazın 3/16 payı üzerine dava değeri olarak gösterilen 10.000,00 TL üzerinden İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA karar verilmesi gerektiği- "Dava değeri olarak gösterilen 10.000,00-TL'nin her zaman tahsil edilebilir bulunması, hacizde ölçülü olma kuralı da gözetildiğinde, ayrıca tasarruf tarihinden dava tarihine kadar geçen uzun sürede davalının taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa yönelik bir delil de sunulmadığı anlaşılmakla, davacının alacağı bakımından yaklaşık ispat ile İİK m. 281/2 uyarınca ihtiyati haciz koşulları gerçekleşmediğinden talebin reddine" karar verilmesinin hatalı olduğu-
Yargıtay ilamlarına karşı temyiz yolunun bulunmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında, talep edilen tüm tapu resmi senetlerinin (ilk malikten bugüne, malik sıralaması atlanmaksızın) ilgili merciinden talep edilerek dosya arasına alınması, bu itibarla sözü geçen eksiklik giderildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın daireye gönderilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasında, satış sözleşmesinin vekâleten yapıldığı ve her iki davalı arasında tanışıklık, ticari ilişkinin bulunmadığı şeklinde varılan sonucun davalı borçlunun duruşmadaki beyanıyla ve dosya kapsamındaki tanık beyanlarıyla çelişmekte olduğu- Tanık olarak dinlenen davalı üçüncü kişinin eşi, "davalı borçlunun çalıştığı firma için, kendisinin çalıştığı firmadan elektrik malzemeleri satın aldığını ve bu nedenle tanıdığını" beyan etmiş olup davalı borçlunun çalıştığı şirketin kendisine ait olup olmadığı, aynı şekilde davalı üçüncü kişinin eşinin elektrik malzemeleri satan şirketinin olup olmadığı anlaşılamadığından, davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun İİK m. 280 kapsamında alacaklıya zarar verme kastıyla taşınmazını sattığını bilebilecek kişilerden olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından eksik inceleme yapılmış olduğu- Somut olayda Yargıtay tarafından yapılan denetim ve neticesinde verilen bozma kararının HMK hükümlerine aykırı olmadığı- Bölge Adliye Mahkemesinin "davacı tarafın gerek yargılama aşamasında gerekse ilk derece mahkemesinin kararı üzerine istinaf yoluna başvurusu sırasında delillerinin toplanmadığı yönünde bir iddia ileri sürmediği, bu kapsamda; tanık ... ile...'un benzer ticari faaliyetler yaptıkları, aralarında tanışıklık olduğu gibi bir vakıaya dayanmadığı, bu yönde inceleme yapılmasının HMK m. 25 ve 355'e aykırılık oluşturacağı, bu durum maddi vakıaların denetimi ve delil değerlendirmesi ile ilgili olduğundan sınırlayıcı olarak sayılan Yargıtayın bozma nedeni yapabileceği hâller arasında yer almadığına" ilişkin direnme kararında isabet bulunmadığı-
Tasarrufun iptali davasında İİK'nın 281/2. maddesi uyarınca dava konusu taşınmaz kaydına işlenen şerhin ihtiyati tedbir mahiyetinde bir geçici hukuki koruma olduğu; taşınmazı devralan üçüncü kişinin İİK'nın 266. maddesi uyarınca icra dairesine veya icra mahkemesine teminat mektubu sunarak taşınmaz üzerindeki tasarrufun iptali şerhinin kaldırılmasını isteyemeyeceği, geçici hukuki korumanın değiştirilmesi veya kaldırılması takdirinin iptal davasına bakan mahkemeye ait bulunduğu-