Vergi mahkemesince dava konusu haciz bildirgesine ilişkin ödeme emrinin iptaline karar verilmiş olması halinde, mahkemece davacının tasarrufun iptali davasının "hukuki menfaat yokluğundan reddine" karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı-
Davalıya devredilen taşınmazlar tekrar asıl borçluya devredildiğinden, bu davalı açısından tasarrufun iptali davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği- Taşınmazın tapuda gösterilen değeri ile bilirkişi raporunda belirlenen gerçek değeri arasında İİK'nun 278/2 maddesi gereğince mislini aşan bedel farkı olduğu anlaşıldığından bu davalı üçüncü kişi yönünden davanın kabulü gerektiği, ancak onun taşınmazı devrettiği davalı dördüncü kişinin kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığından davalı üçüncü kişi hakkında davanın bedele dönüşmüş olduğu(icra takip dosyasındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak kaydıyla, rayiç değer olarak belirlenen bedelin davalı  üçüncü kişiden tahsiline karar verildiği)-
Şikayete konu edilen ihtiyati haciz kararı İİK'nın 281/2. maddesine göre verilmiş olup, gerçekte ihtiyati tedbir niteliğinde bir karar olduğu, ayrıca .......... İcra Müdürlüğü ............... E. sayılı dosyasında herhangi bir icra takibinin başlatılmadığı, sadece tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiği görüldüğünden, kararın infazına ilişkin inceleme görevinin, tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren ............ Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu, o halde, ilk derece mahkemesince görev nedeniyle istemin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tavzih kararının ilamın infazına kadar istenebileceği, kararın bozmadan geçtiği gerekçesi ile tavzih talebini reddinin yerinde olmadığı-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile dava konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değerin oluşturacağı-
Tasarrufun iptali davalarının davaların görülebilmesi için diğer dava koşulları yanında kesinleşmiş bir alacağın varlığı ve yargılama boyunca da alacağın varlığının devam etmesi gerektiği- Davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile dava konusu şeyin değerinden hangisi az ise onun oluşturacağı- Takip konusu alacak miktarına göre Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kesin olduğu-
İİK’nın 281/2. maddesinde düzenlenmiş olan ihtiyati haciz, İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati hacizden farklı olduğundan, davayı kazanan davacı alacaklının, İİK’nın 281/2. maddesi kapsamındaki ihtiyati haczin dayanağı olan ilamı bir aylık süre içinde, icra dairesine ibraz etmesinin zorunluluğu bulunmadığı- İİK’nın 264/3. maddesi hükmü burada uygulanmayacağından, tasarrufun iptali davası sırasında verilen ihtiyati haciz, tasarrufun iptali kararı ile kesin hacze dönüşeceği- Bu nedenle İİK'nın 281/2. maddesi uyarınca verilen ihtiyati haciz kararının, asıl icra dosyasından infazı gerekeceği- Şikayete konu İİK. md.266'ya dayalı ihtiyati haciz kararının İİK'nın 281/2. maddesine göre verilmiş gerçekte ihtiyati tedbir niteliğinde bir karar olduğu, ayrıca ihtiyati hacizlerin tatbik edildiği Konya *. İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyasında şikayetçi (K)Tic.Ltd.Şti.'nin borçlu sıfatının bulunmadığı, hakkında herhangi bir icra takibinin başlatılmadığı, sadece tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiği, bu haliyle İİK’nın 266. maddesinin somut olayda uygulanma imkanın bulunmadığı, şikayetçinin icra mahkemesine başvurusunun tasarrufun iptali davası sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infazı ile ilgili şikayet niteliğinde olmadığı da görülmekle, mahkeme kararına istinaden şikayetçinin mal varlığı üzerinde tatbik edilen ihtiyati hacizlerin banka teminat mektubu karşılığında kaldırılması isteminin, tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve ihtiyati haciz kararını veren Konya *. Asliye Hukuk Mahkemesince değerlendirilmesi gerekeceği-
Mahkemece davalı üçüncü kişi şirket hakkında tazminata hükmedilmesi gerekirken, zaten borçlu konumunda olan ve hakkında takip yapılan davalı hakkında tazminata hükmedilmesi ve tasarrufun iptali davalarında borçlu ile üçüncü kişi zorunlu dava arkadaşı olup yargılama giderlerinden müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğundan mahkemece yargılama giderlerinden davalı ve davalı üçüncü kişinin müşterek müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken yalnızca davalı borçlunun sorumlu tutulmasının doğru görülmediği-
Duruşmanın gün ve saatinin davacı vekili olarak duruşmada hazır bulunan avukata yöntemine uygun biçimde tebliğ edildiğinden sonraki duruşmada HMK m. 150/1 uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesinde ve açılmamış sayılmasına hükmolunmasında isabetsizlik görülmediği- Avukatın süreli vekâletnamesinin bitiminden sonra duruşmalara katılmamasının sonucu değiştirmeyeceği-