Borçlunun çeke dayalı olarak yapılan takipte, ödeme emrinde "asıl alacak miktarında maddi hata yapıldığı"na ilişkin şikayetinin -İİK. mad. 167/2 ve 168/1-1 uyarınca- İİK. mad 58'e aykırılık nedeniyle yasal 7 günlük süreye tabi olduğu-
Çeke dayalı takibin; borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde, muhatap bankanın bulunduğu yerdeki icra dairesinde ve ayrıca “akdin yapıldığı yer” olması nedeniyle çekin keşide edildiği yer icra dairesinde yapılabileceği- Yetki sözleşmesini düzenleyebilecek kişilerin sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olduğu-
Takip dayanağı çekin, muhatap bankaya TTK'nun 796/1. maddesinde belirtilen yasal süre içerisinde ibraz edildiği anlaşılmış olup, ayrıca bir protesto çekilmesine gerek olmaksızın hamilin, borçlu hakkında takip yapmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı-
Takip dayanağı çekin keşide tarihinde yapılan değişikliğe ilişkin imza yönünden inceleme yapılmış ise de, değiştirildiği belirtilen keşide tarihinin değişiklik öncesi hangi tarih olduğu ve dolayısıyla değişiklik öncesi tarihe göre de çekin süresinde bankaya ibraz edilip edilmediği yönünden değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından, çekin değişiklik öncesi keşide tarihinin tespiti ile bu tarihe göre süresinde bankaya ibraz edilip edilmediğinin değerlendirilerek takibin iptali istemi hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, alacaklının bonoyu tedavüle çıkarırken tanzim tarihini doldurabileceği, borçlunun bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını bir belge ile kanıtlaması gerektiği- Bonoların, tahrifatsız hali ile tanzim tarihinde keşidecinin ölü olmasının, bononun niteliğine etkili olmayacağı ve bu durumda, kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı-
Hakimin, Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygulayacağı (5718 s. K. mad. 2/1)- Hollanda’da düzenlendiği anlaşılan takibe konu senedin, Hollanda hukukuna göre bono vasfında olup olmadığının araştırılarak sonuca gidilmesi gerekirken, mahkemece, senedin Türk hukukuna göre bono vasfında olmadığı değerlendirilerek hüküm tesisinin isabetsiz olacağı-
Takibe konu bono üzerine keşideci şirketin kaşesinin iki defa basılması ve kaşelerden birinin üzerine bir, diğerinin üzerine iki adet imzanın atılması halinde, keşideci şirket kaşesi üzerine atılmış imzalar dışında açığa atılmış herhangi bir imza bulunmadığından, şirket yetkilisinin bono bedelinden şahsen sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı-
Yapılan tahrifattan önceki durumlarına göre, düzenlenme tarihinin, vade tarihinden sonra olması halinde, senetlerin, "kambiyo senedi vasfı"nda bulunmadıklarının kabul edileceği-
Depo kararına esas alınacak alacak miktarı hesaplanırken, takip tarihinden, ödeme tarihine kadar belirlenecek miktarların öncelikle faizden düşülmesi, kalan miktar olduğu halde aynı hesap usulü izlenerek borç miktarının belirlenmesi gerekeceği-
Ödeme emirlerinin iptaline karar verilmişse de, takibin iptali yönünde verilmiş bir hüküm bulunmadığından, bu kararın ihtiyati haczin kalkmasına yol açmayacağı- İhtiyati haciz için yatırılan teminatın iadesi yönünde talepte bulunulmuş olmasının, teminat iade edilmediği sürece ihtiyati haczin kalkması sonucunu doğurmayacağı-