Borçlunun, haciz sırasında, borcun tüm fer’ilerini de kapsayan taahhüdünün geçerli olacağı-
Ödeme şartını ihlal suçunun oluşabilmesi için, ihlalde bulunanın öncelikle borçlu olması gerekmekte olup, taahhüt tutanağında icra kefili olan sanığın, “Tebligatı aldım. Herhangi bir itirazım yoktur .Tüm sürelerden feragat ediyorum. Kefilliğime karar verilsin dedi. İcra kefilliğinin kesinlik kazandığı ihtaratla kendisine bildirildi." şeklindeki beyandan sonra taahhütte bulunduğu ve sürelerden feragat etmesi nedeniyle borçlu sıfatının kazandığının kabulü gerekeceği-
Haciz sırasında borcunu taksitler halinde ödemeyi taahhüd eden borçlunun, taahhüdünün geçerli olduğu-
İİK.'nun 340. maddesi ile üç aya kadar tazyik hapsi cezasıyla yaptırım altına alınması gerekirken borçlunun "3 ay süreyle hapsen tazyikine karar verilmesinin isabetsiz olacağı-
Borcunun ilk taksidini ../../.... tarihinde ödemeyi taahhüt eden borçlunun bu tarihte borcunu ödememekle isnat edilen eylemin oluştuğu-
Taahhüt tutanağından, borçlunun hangi miktar için ödeme taahhüdünde bulunduğunun ve alacaklının da hangi miktar için kabulde bulunduğunun açık bir şekilde anlaşılması halinde, taahhüdü ihlal suçunun oluşmuş olacağı-
Borcun ilk taksitinin 5/4/2009 tarihinde ödenmesinin taahhüt edilmesine ve bu tarihin "pazar" gününe rastlaması nedeniyle, ödemenin bu tarihi takip eden ilk iş günü olan 6/4/2009 tarihinde ödenmesi karşısında, taahhüdü ihlal suçunun oluşmadığı-
“Taahhüdü ihlal suçu” nun sabit olması halinde, sanık hakkında “üç ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına” şeklinde değil, “üç aya kadar tazyik hapsine” karar verilmesi gerekeceği-
“Taahhüdü ihlal suçu” nun oluşabilmesi için, ödenecek miktarın rakamsal olarak hiçbir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesi ve tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunmalarının zorunlu olduğu- İİK.’nun 340. maddesinde, işlenen suçun yaptırımının “üç aya kadar tazyik hapsi” şeklinde gösterilmesine rağmen, mahkemece “on güne kadar tazyik hapsi cezası ile sanığın cezalandırılmasına” karar verilemeyeceği-