6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6 ncı maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun, 354 üncü maddesine eklenen dördüncü fıkrasında "Nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde bu Kanunda öngörülen disiplin ve tazyik hapsi uygulanmaz" şeklinde getirilen düzenleme ile alacak miktarı her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerin esas alınmış olduğu-
Taahhüt tutanağında borçlu, ödeme emrini haricen öğrendiğini belirtmesi nedeniyle Tebligat Kanununun 32 inci maddesi uyarınca yapılan tebligat geçerli olup, lehine olan sürelerden de feragatte bulunduğu dikkate alındığında, taahhüt sırasında borçlu sıfatını taşıdığının ve buna bağlı olarak da yapılan taahhüdün yasaya uygun bulunduğunun kabulünün zorunlu olduğu-
İlk taksitin ödenmemesi nedeniyle maddede öngörülen cezanın tamamının infazı hâlinde, yaptırım uygulama olanağı kalmadığından, diğer taksitlerin ödenmemesi ayrıca bir taahhüdü ihlal kabahatini oluşturmayacağı-
Ödeme taahhüdünde, ilk taksitin ödenmemesi üzerine üç aya kadar tazyik hapsi kararının tamamının infazı halinde, takip eden taksitlerin ödenmemesi durumunda artık borçlunun cezalandırılması olanağının kalmayacağı-
Ödeme taahhüdündeki, ana alacak, faiz, vekalet ücreti, icra harç ve giderleri ile birlikte toplam olarak belirlenen miktara "...ve işleyecek olan faiz, icra harç ve masrafları ve bütün ferileri ile birlikte..." taahhütte bulunmasına karşın, belirlenen bu miktarın üzerine ne kadar faiz, icra harç ve masrafları net olarak gösterilmediğinden, alacaklı ile hangi bedel üzerinden icap-kabul ilişkisinin net olarak kurulduğundan, taahhüt miktarının hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlendiğinden söz edilmesinin mümkün olmadığı ve dolaysıyla taahhüdü ihlal suçunun da oluşmayacağı-
CMK'nun sürelerin hesaplanması başlıklı 39 uncu maddesinin dördüncü fıkrasındaki, "Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter." hükmü dikkate alındığında, 05.04.2009 tarihli ilk taksitin pazar gününe rastlaması nedeniyle, anılan taksitin tatil gününü takip eden ilk iş günü dosyasına tahsilat makbuzuyla ödendiğinin anlaşılması karşısında atılı suçun oluşmadığının kabulü gerekeceği-
Davada, sanığa duruşma için gönderilen tebligat bila tebliğ dönmüştür; ancak buna rağmen icra mahkemesince sanığın yokluğunda yargılama devam edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı cezalandırabilmek için öncelikle ihlalde bulunanın borçlu sıfatını taşımasının gerekmediği-
Taahhüdü ihlal suçunda, ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali hâlinde cezai sorumluluğun doğmayacağı-
Şikâyet dilekçesi ile taahhüdü ihlal suçundan dolayı (S.P.) hakkında şikâyette bulunulmasına rağmen, mahkemece (H.P.) adına duruşma günü bildiren davetiye tebliğ edilmesi nedeniyle, sanığın yokluğunda duruşmaya devam edilerek savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-