Ödeme taahhüdünün yerine getirilmemesi sözleşmeden değil kanundan kaynaklanan bir yükümlülük olduğundan, sanığın ödeme gücüne sahip olmadığı araştırılmaksızın, taahhüdü ihlal suçundan dolayı sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekeceği–
İİK.’nun 340. maddesi uyarınca mahkemece yargılama sonunda suçun sabit görülmesi halinde, borçlunun “üç aya kadar tazyik hapsine” mahkum edilmesi yerine, “bir ay disiplin hapsi ile cezalandırılması”na şeklinde karar verilemeyeceği-
Taahhüt tutanağında icra dairesinin mührünün ve icra memurunun imzasının bulunduğu ve sahteliği ileri sürülmediği dikkate alındığında, tutanağa icra müdür veya memurunun adı, soyadı ve sicil numarasının yazılmamış olmasının, taahhütnamenin sıhhatini etkileyebilecek düzeyde bir noksanlık olmadığı-
Borçlunun, haciz sırasında, borcun tüm fer’ilerini de kapsayan taahhüdünün geçerli olacağı-
Ödeme şartını ihlal suçunun oluşabilmesi için, ihlalde bulunanın öncelikle borçlu olması gerekmekte olup, taahhüt tutanağında icra kefili olan sanığın, “Tebligatı aldım. Herhangi bir itirazım yoktur .Tüm sürelerden feragat ediyorum. Kefilliğime karar verilsin dedi. İcra kefilliğinin kesinlik kazandığı ihtaratla kendisine bildirildi." şeklindeki beyandan sonra taahhütte bulunduğu ve sürelerden feragat etmesi nedeniyle borçlu sıfatının kazandığının kabulü gerekeceği-
Haciz sırasında borcunu taksitler halinde ödemeyi taahhüd eden borçlunun, taahhüdünün geçerli olduğu-
İİK.'nun 340. maddesi ile üç aya kadar tazyik hapsi cezasıyla yaptırım altına alınması gerekirken borçlunun "3 ay süreyle hapsen tazyikine karar verilmesinin isabetsiz olacağı-
Borcunun ilk taksidini ../../.... tarihinde ödemeyi taahhüt eden borçlunun bu tarihte borcunu ödememekle isnat edilen eylemin oluştuğu-
Taahhüt tutanağından, borçlunun hangi miktar için ödeme taahhüdünde bulunduğunun ve alacaklının da hangi miktar için kabulde bulunduğunun açık bir şekilde anlaşılması halinde, taahhüdü ihlal suçunun oluşmuş olacağı-