"Taahhüdü ihlal suçu"ndan dolayı sanığın 'üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına' karar verilmesi yerine 'bir ay disiplin hapsi ile cezalandırılmasına' ya da 'bir ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına' şeklinde karar verilemeyeceği–
5358 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden önce işlenen taahhüdü ihlal eyleminde; borçlu aynı suçtan dolayı bir kez cezalandırılabilecek iken, İİK.’ nun 340. maddesinde yapılan değişiklikle, borçlu sanığın her bir borç taksitini ödememesi halinde yeniden yargılanabileceği ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresinin üç ayı geçmeyeceği-
Taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için, ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların bu miktar üzerinden icap ve kabulde bulunması gerekeceği–
Alacaklı veya vekilinin ödeme taahhüdünü açık bir beyanla kabul etmesi gerekeceği–
Alacaklının suçun işlendiğini öğrendiği tarihten itibaren 3 ay ve en geç suçun işlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde şikayette bulunmak zorunda olduğu, aksi taktirde şikayet hakkının düşeceği–
İtiraza konu İcra İflas Kanunu madde 340 ile tazyik hapsini gerektiren eylemde bulunan kişinin kendi iradesiyle oluşan yükümlülüğünden caymaması ve borcun zamanında ödenmesinin sağlanması amacı güdüldüğü- Yaptırım öngörülen eylemi işleyen kişilerle, ceza yargılamasının konusunu oluşturan diğer suçları işleyen kişiler farklı konumda bulunduklarından Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilemeyeceği- İİK.m.340'ta düzenlenen yaptırımın Anayasa'nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasında sözü edilen doğrudan sözleşme yükümlülüğünün yerine getirilememesi değil, kanunla getirilen ve kamu otoritesince yürütülen cebri icranın etkinliğini sağlama amacını taşıdığı-
"Disiplin hapsi" ya da "hapsen tazyik" cezasına çarptırılmış hükümlülerin "bu cezalarının konutta çektirilmesine" (5275 s. K:110/2-a) karar verilemeyeceği–