Hakkında icra takibi başlatılmamış olan, ancak dosya borcuna icra kefili olmuş olan sanık hakkında “ödeme şartını ihlal” eyleminden dolayı mahkumiyet kararı verilemeyeceği-
“Taahhüdü ihlal suçu” nun oluşabilmesi için, ödenecek miktarın rakamsal olarak hiçbir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesi ve tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunmalarının zorunlu olduğu- İİK.’nun 340. maddesinde, işlenen suçun yaptırımının “üç aya kadar tazyik hapsi” şeklinde gösterilmesine rağmen, mahkemece “on güne kadar tazyik hapsi cezası ile sanığın cezalandırılmasına” karar verilemeyeceği-
Taahhüdü içeren tutanakta toplam borç miktarının, asıl alacak, faiz, masraf ve fer’ileri ile birlikte dökümünün ayrıntılı olarak gösterilerek belirtilmemesi halinde, taahhüdün geçersiz olacağı – Alacaklı vekilinin taahhüt sırasında hazır bulunmaması halinde, kendisine taahhüdü kabul edip etmeyeceği konusunda “kabul muhtırası” gönderilmemesi halinde, taahhüdü ihlal suçunun oluşmuş olamayacağı-
Borçlu-sanığın hem kendisi hem de yetkilisi adına şirket adına yaptığı ödeme taahhüdü üzerine, taahhüdün yerine getirilmemesi halinde, mahkemece –taahhüt aynı borca ilişkin olduğundan– yargılama sonunda, borçlu sanığın hem kendi adına ve hem de şirket yetkilisi sıfatıyla ayrı ayrı iki kez cezalandırılmayacağı-
Borç miktarının 1.836,00 TL olarak gösterildikten sonra borçlunun, "....ben dosya borcunun tamamı olan 2.574.65TL'yi faiz ve fer'ileriyle birlikte 15.09.2006 tarihinde ödeyeceğim" şeklindeki taahhüdünde, hesap tablosunun haciz sırasında düzenlendiğinin anlaşılması, hesap tablosunda asıl alacak, vekalet ücreti, tahsil harcı, vade farkı, icra masrafı, haciz masrafı gibi ayrı ayrı kalemler hâlinde dökümü yapılarak taahhüde konu 2.574,65 TL'nm hesaplandığının kabulü gerekeceği-
“Taahhüdü ihlal suçu” nun oluşabilmesi için, ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunmalarının zorunlu olduğu – Alacaklı vekilinin yokluğunda, borçlunun “borcunu taksitler halinde ödemeyi içeren taahhüdünün alacaklı vekiline tebliğ edilmemesi ve alacaklı vekilinin de taahhüdü kabul ettiğine dair beyanının borçluya –taahhüt tarihinden önce– tebliğ edilmemesi halinde, “taahhüdü ihlal suçu” nun oluşmayacağı-
Taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için, ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icab ve kabulde bulunmalarının zorunlu olduğu – Alacaklı vekilinin, asilin ölümünden sekiz ay kadar sonra vekalet ilişkisi sona ermesine rağmen borçlunun ödeme taahhüdünü kabul etmiş olması halinde, borçlunun taahhüdünün geçersiz sayılacağı-
Taahhütnamedeki borcun ferilerinin kalem kalem neden ibaret olduğunun açıkça gösterilmesi şart olmayıp, taahhüt edilen miktarın hiçbir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesi ve memur huzurunda alacaklı ve borçlu arasındaki icap ve kabulün gerçekleşmiş olması yapılan taahhüdün geçerlilik şartı olduğu-
İlk taksitin ödenmemesi üzerine, borçlunun hapsen tazyik ile cezalandırılmasından sonra, bu cezanın infazı sırasında söz konusu taksiti ödemesi halinde tahliye edilecek, ancak sonraki taksiti ödememesi halinde eylemi yeniden yaptırımı gerektirmekle birlikte, ilk taksitin ödenmemesi üzerine 3 aya kadar hapsen tazyik kararının tamamının infazı halinde takip eden taksitlerin ödenmemesi durumunda artık borçlunun cezalandırılması olanağının kalmayacağı-