Şikâyet dilekçesi ile taahhüdü ihlal suçundan dolayı (S.P.) hakkında şikâyette bulunulmasına rağmen, mahkemece (H.P.) adına duruşma günü bildiren davetiye tebliğ edilmesi nedeniyle, sanığın yokluğunda duruşmaya devam edilerek savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı cezalandırabilmek için öncelikle ihlalde bulunanın borçlu sıfatını taşımasının gerekmediği-
Taahhüdü ihlal suçunda, ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali hâlinde cezai sorumluluğun doğmayacağı-
Taahhütnamedeki, "... her bir taksit tutarı yönünden 10 günlük ek sürelerle gecikmeli olarak ödeme hakkımızın bulunmasını talep ile geç ödenen taksit tutarına ödenmesi gereken tarih ile ödenen tarih arasında, ödenmesi gereken taksit tarihinde T.Halk Bankası A.Ş. tarafından uygulanan kademeli cari kredi faiz oranının %50 fazlası nispetinde işleyecek temerrüt faiz ve gider vergisi ödemeyi kabul ve taahhüt ederiz", şeklinde taahhütte bulunulmakla birlikte, taksitlerin belirlenen tarihten 10 günlük ek sürelerle gecikmeli olarak ödenmesi hâlinde, geç ödenecek taksit tarihlerinin ve geç ödeme miktarlarının ne kadar olduğu belirtilmediğinden, taahhüt miktarının hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlendiğinden söz edilemeyeceği-
İcra kefilinin taahhütte bulunduğu tarihte henüz borçlu sıfatını taşımaması nedeniyle yapılan taahhüdün geçersiz olduğu-
Asıl alacağın, takibe konulan ve üzerine masraf, faiz ve vekalet ücreti gibi meblağların ilave edilmediği miktar olduğunun kabulü gerekeceği-
İhtiyati haciz tutanağının ve bu tutanakta yer alan taahhüdün (22.09.2010, saat 12:30), icra dairesindeki teminatın iadesine ve takibin kesinleştirilmesine yönelik beyandan (22.09.2010 tarih, saat:15:30) önce olması nedeniyle, takip kesinleşmeden ve henüz borçlu sıfatını taşımadan önce taahhütte bulunulduğunun kabulü zorunlu olduğundan, yapılan taahhüdün de geçersiz olduğu-
Borçluya isnat edilen eylem İİK'nun 340 ncı maddesinde, üç aya kadar tazyik hapsi cezası ile yaptırım altına alınması nedeniyle borçlunun üç aya kadar tazyik hapsi cezası yerine, olaya uygun düşmeyecek şekilde bir ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu-
