Taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için, ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların bu miktar üzerinden icap ve kabulde bulunması gerekeceği–
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda tanınan hak çerçevesinde borçlular ve alacaklı banka yetkililerinin imzaladığı, icra müdürünün onayladığı bir sözleşme söz konusu olup, anılan Kanunun Geçici Madde 4. maddesinde, taksitlendirmeye uyulmamasına karşı cezai bir yaptırımın öngörülmemesi, sadece yasanın tanıdığı düşük faiz oranıyla borcu taksitlendirme olanağından yoksun kalınması ve alacaklı bankaya anılan Yasa'nın 26. maddesinde belirtilen gecikme faizi üzerinden mevcut icra takip işlemlerine devam etme hakkı verilmesi, aynı maddenin 3. fıkrasında ise, yapılan ödeme planı doğrultusunda taksit tutarlarını ödemesi şartıyla, halihazırda yapılmış işlemler baki kalmak kaydıyla icra işlemlerinin duracağını ve İcra ve İflas Kanununda belirtilen sürelerin işlemeyeceğinin öngörülmesi karşısında, sözleşmede kararlaştırılan borcu ödeme şartını ihlal halinde, İİK'nun 340. maddesinde düzenlenen taahhüdü ihlal eyleminin oluşmayacağı-
Taahhüdü ihlal suçundan dolayı icra mahkemesince verilen mahkuiyet kararına itiraz edilmesi üzerine itirazı kabul eden ağır ceza mahkemesince itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurulması gerekeceği, böyle yapılmayıp "gereği için dosyanın icra mahkemesine iadesine" şeklinde karar verilemeyeceği–
Yaptırım olarak disiplin ve tazyik hapsi cezası öngörülen eylemlerde ; her ne kadar hükümlü 65 yaşını doldurmuş ise de; kişinin yükümlülüğünü yerine getirmesini sağlamak için belli ölçüde icbar edilebileceğinin kabul edilmiş olması ve disiplin hapsinin kabahat nev'inden bulunması nedeniyle hükümlü hakkında 5485 sayılı Kanunla değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 110/2. maddesini uygulama olanağının bulunmadığı-
Suç tarihi itibariyle 18 yaşını ikmal etmeyen borçlu sanığın 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 14, 15 ve 16. maddeleri uyarınca yasal temsilcisinin rızası olmadıkça kendi tasarrufları ile borç altına girememesi nedeniyle taahhüdünün de geçersiz olacağı-
Taahhüdü ihlal eyleminde ceza sorumluluğunun doğabilmesi için, taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiçbir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Somut olayda, son taksit tarihinde ödenecek miktar gösterilmeyerek, "... geriye kalan borcun faiz ve fer'ileriyle 27/2/2007 tarihinde ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum" ifadesinde, ödenecek miktarın belirli olmadığı-
27/3/2004 tarihinden itibaren 27/8/2005 tarihine kadar takip eden her ayda 2.500.000.000. TL (2.500,00TL) ödenmesi taahhüt edilmiş iken, son taksit tarihi olan 27/9/2005 tarihinde ödenecek miktar gösterilmeyerek, 27/9/2005 tarihinde bakiyesini takip talebindeki şartlarla ve tüm fer'ileriyle birlikte nakden ve defaten ödemeyi .... kabul, beyan ve taahhüt ederim." şeklinde düzenlenen taahhütnamede, 27/9/2005 tarihinde ödenecek miktar belirli olmadığından, cezai sorumluluğun doğmayacağı-
"Taahhüdü ihlal suçu"ndan dolayı sanığın 'üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına' karar verilmesi yerine 'bir ay disiplin hapsi ile cezalandırılmasına' ya da 'bir ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına' şeklinde karar verilemeyeceği–
Borcu ödeme taahhüdünü ihlal eden icra kefili sanıklar hakkında icra takibi başlatılıp, ödeme emri tebliğ edilip borçlu haline getirilmeden, ödeme şartını ihlal eyleminden cezalandırılmalarının mümkün olmadığı-