Kural olarak, icra ceza mahkemesinin kararlarına yerel Cumhuriyet savcısının itiraz/temyiz yetkisi bulunmakla beraber, şikâyetçinin şahsi haklarına ilişkin konularda sanığın aleyhine itiraz/temyiz yetkisinin bulunmadığı-
İcra ve İflas Kanununun 353/1 inci maddesi uyarınca, itiraz üzerine verilen kararın kesin olması nedeniyle, itiraz merciinin kararından soNRa verilen kararların yok hükmünde olduğu-
Mahkemece borçlunun taahhüdü ihlal suçundan dolayı İİK/nun 340 ncı maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken 10 güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırı olduğu-
Aynı takip dosyasındaki borca yönelik taahhüdün ihlalinden dolayı şikâyet üzerine verilen mahkûmiyetin, müştekinin şikâyetten vazgeçmesi nedeniyle düşürülmesine karar verildikten sonra, aynı takip dosyasında borcun yeniden yapılandırılması ve yeni borç miktarına uygun olarak yeni bir taahhütnamenin düzenlenmesi hâlinde, bu taahhüdün aynı borca yönelik olduğu söylenemeyeceğinden, ihlali durumunda atılı suçun oluşacağı-
Taahhüt tutanağında borçlu tarafından ödenmesi gereken tahsil harcının da gösterilmesi gerekeceği, ancak bu suretle ödenecek toplam borç miktarının bütün fer’ileriyle birlikte hesaplanmış olacağı-
İcra ceza mahkemelerince verilen kararlara karşı Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yetkisinin bulunduğu-
Borçlunun taahhüt tutanağındaki, "ödeme taahhüdüme ve ödeme planına aynen uyacağım, iş bu taahhütlerimden herhangi birini aksattığım takdirde alacaklı bankanın takip talebinde yazılı şartlarla takibe devam etmesini kabul ediyorum." şeklindeki beyanının, borcun ödenmesini şarta bağlama olarak kabulünün mümkün olmadığı-
Takibe konu 2.558,43 TL.asıl alacak miktarının, brüt asgari ücret tutarının üzerinde kaldığından bahisle İcra ve İflas Kanunu 354/4. fıkrası uyarınca sanık hakkında disiplin ve tazyik hapsinin uygulanamayacağı-
Asıl alacağın, takibe konulan ve üzerine masraf, faiz ve vekalet ücreti gibi meblağların ilave edilmediği miktar olduğunun kabulü gerekeceği-
İcra emrinin taahhütte bulunduğu 22/12/2009 tarihinden soma 31/12/2009 gününde tebliğ edildiği dikkate alındığında, icra kefilinin taahhütte bulunduğu tarihte henüz borçlu sıfatını taşımadığının kabulü gerektiğinden, atılı suçun da oluşmadığı-