Sanık olan avukatın taahhüdü ihlal suçu nedeni ile hakkında yakalama kararı bulunduğu için duruşmalara gelemediğini, katılandan cüzi bir ücret alıp hesabından harcama yapmak zorunda kaldığını beyan etmesine karşın, yaptığı harcamaların nelerden ibaret olduğunu ispat edememesi, mazeret bildirmeksizin ve başka bir avukata yetki belgesi vermeksizin duruşmalara katılmaması, dosya içerisindeki ibranameden de anlaşıldığı üzere icra takibine konu alacağı tahsil etmiş olması ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin çok üzerinde olacak şekilde tahsil ettiği parayı mal edinmesi karşısında görevi ihmal ve hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçlarının oluştuğunun kabulü gerekeceği-
Disiplin ve tazyik hapsinin bir "hapis" cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu`nun 2. maddesinde tanımlanan "disiplin hapsi" kavramı içinde kaldığının anlaşılmasına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu`nun 71. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımının kesilmesine ilişkin hususların disiplin hapsi mahiyetinde olan tazyik hapsi için geçerli olmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu`nun 354/2. maddesinde yer alan ceza zamanaşımı süresinin kesilmesine ilişkin başkaca bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı-
İİK. 340 uyarınca ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı cezalandırabilmek için öncelikle ihlalde bulunanın borçlu sıfatını taşıması gerekmekte olup, icra dosyasında borçlu sıfatı bulunmayan üçüncü kişinin icra kefili sıfatıyla ödeme taahhüdünde bulunmuş ise de, ödeme emrinin sanığa tebliğ edilmediği, sanığın henüz borçlu sıfatını kazanmadığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı nazara alınmadan, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması gerektiği-
Borçlu sanığın "borcun bir kısmı" için taahhütte bulunmuş olmasına rağmen alacaklı vekilinin "borcun tamamı" için taahhüdü kabul ettiğini bildirmiş olması, kalan kısımdan feragat etmemesi halinde verilen taahhüdün hukuken geçersiz olduğu-
Ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği ve takibin kesinleşmediği tarihte, alacaklı vekili ve borçlunun icra memuruna müracaat ederek, icra memurunun huzurunda borçlunun taahhütte bulunduğu, ancak taahhütte borçlunun 'kendisine tanınan sürelerden feragat ederek takibin kesinleşmesini beklemeyeceğinden' söz edilmediği durumda, takip kesinleşmeden yapılan taahhüdün geçerli olamayacağı-
Taahhütnamenin, icra müdürlüğü tarafından icra emrinin sanığa tebliğ edilmesinden sonraki bir tarihi taşıması, sanığın haciz esnasında taahhütte bulunmadan önce tüm sürelerden 'feragat edip takibin kesinleştirilmesi yönünde bir beyanının da bulunmaması halinde' hakkındaki icra takibi kesinleşmemiş bulunduğundan taahhüdün geçerli olmayacağı-
Yükümlünün taahhüdünü ihlal ederek davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığına göre, mahkemece, sadece davacı yararına 5535 Sayılı Yasa gereğince güncellenen değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi ve mahkeme masraflarının davalılar üzerinde bırakılması gerektiği-
Borçlunun icra dairesine gelerek "kendisine tanınan sürelerden feragat ettiğini bildirmeden icra dosyasına taahhütte bulunmuş olması halinde, takip kesinleşmeden yapılan taahhüdün geçerli olmayacağı ve taahhüdü ihlal suçunun oluşmayacağı- Sanık hakkında takip başlatıldığı, takip kesinleşmeden alacaklı vekili ve borçlunun icra memuruna müracaat ederek huzurunda borçlunun taahhütte bulunduğu, ancak taahhütte borçlunun kendisine tanınan sürelerden feragat ederek takibin kesinleşmesini beklemeyeceğinden söz edilmediği durumda takip kesinleşmeden yapılan bu taahhüdün geçerli olamayacağı-
Kefalet ve ödeme taahhüdünün aynı gün ve evrakla yapılmasının taahhüdü geçersiz hale getirmeyeceği-
Taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek; borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği- İlk vade tarihinden son vade tarihine kadar işleyecek faizin ve ödenecek para miktarının net olarak gösterilmediği, taahhüt tutanağında icra memurunun imzasının bulunmadığı ve bu nedenlerle taahhüdün geçerli olmadığı anlaşıldığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği-
