İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğu, fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliği taşıdığı, ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekeceği, herkesçe bilinen genel bazı vakıaların da bu noktada gözönüne alınabileceği, işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılması gerekeceği, fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatının mümkün olduğu, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemeyeceği- Davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, yukarıda yer alan imzalı günlük devam çizelgelerinin de nazara alınması suretiyle davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davalı kadının süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 kapsamında maddi tazminat yanında, ortak konutun tadilatı nedeniyle yaptığı maddi katkıları da talep ettiği, bölge adliye mahkemesince davalı kadının maddi tazminat talebinin ne kadarının TMK'nın 174/1 kapsamında ne kadarının ortak konutun tadilatı için yaptığı maddi katkıya yönelik olduğu konusunda beyanı alınmak suretiyle toplanan tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekeceği-
Gerek dava gerekse de ıslah dilekçesinin talep sonuçlarında, tüm alacakların “brüt” tutarda hüküm altına alınmasının istenilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları dışındaki ücret cinsinden alacakların “net” tutar üzerinden hüküm altına alınmasının, 6100 sayılı Kanun’un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu- Bahsi geçen aylık ücret alacağının brüt mü net mi olduğunun belirtilmediği, bu halde, davayı somutlaştırma yükümlülüğü karşısında, dava dilekçesinin “olaylar ve gerekçeli açıklamalar” başlıklı bölümünün “5” numaralı bendinde, toplam ödenmemiş aylık ücret alacağı olarak gösterilen tutarın net mi brüt mü olduğu hususunda davacı vekilinden beyanda bulunmasının istenilmesi gerekeceği, bu yönde bir işlem yapılmamasının, 6100 sayılı Kanun’un 31. ve 194. maddesine aykırı olduğu-
Gerek dava gerekse de ıslah dilekçesinin talep sonuçlarında, tüm alacakların “brüt” tutarda hüküm altına alınmasının istenildiği, ilk derece mahkemesince, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları dışındaki ücret cinsinden alacakların “net” tutar üzerinden hüküm altına alınması suretiyle 6100 sayılı Kanun’un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket edilmesinin hatalı olduğu- Davayı somutlaştırma yükümlülüğü karşısında, dava dilekçesinin “olaylar ve gerekçeli açıklamalar” başlıklı bölümünün “5” numaralı bendinde, toplam ödenmemiş aylık ücret alacağı olarak gösterilen tutarın net mi brüt mü olduğu hususunda davacı vekilinden beyanda bulunmasının istenilmesi gerekeceği, bu yönde bir işlem yapılmamasının, 6100 sayılı Kanun’un 31. ve 194. maddesine aykırı olduğu-
Gerek dava gerekse de ıslah dilekçesinde, alacakların “brüt” tutarda hüküm altına alınması talep edilmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince, ihbar tazminatı alacağı dışındaki ücret cinsinden alacakların “net” tutar üzerinden hüküm altına alınması suretiyle 6100 sayılı Kanun’un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket edilmesinin hatalı olduğu- Bahsi geçen aylık ücret alacağının brüt mü net mi olduğunun belirtilmediği, bu halde, davayı somutlaştırma yükümlülüğü karşısında, dava dilekçesinin “olaylar ve gerekçeli açıklamalar” başlıklı bölümünün “5” numaralı bendinde, toplam ödenmemiş aylık ücret alacağı olarak gösterilen tutarın net mi brüt mü olduğu hususunda davacı vekilinden beyanda bulunmasının istenilmesi gerekeceği, bu yönde bir işlem yapılmamasının 6100 sayılı Kanun’un 31. ve 194. maddesine aykırı olduğu-
HMK'nin 31. maddesi hükmü gereği hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü uyarınca, ilgili kooperatife yazı yazılarak, davalının üyelik ve ödemelerine ilişkin tüm evraklar getirtilip dosya arasına alınması, tasfiyeye konu mesken yönünden ödemelerin eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonrada devam edip etmediğinin netleştirilmesi ve oluşacak sonuç dairesinde, temyiz edenin sıfatı ve kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekeceği- Davacı tarafın, dava dilekçesinde faiz talebi bulunmadığı halde lehine hükmedilen alacağa faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Somut olayda fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacağının tanık beyanlarına göre belirlendiği anlaşıldığından, tanıkların beyanını destekleyen başkaca somut deliller veya işin mahiyetinin gerektirdiği durumlar ve yahutta herkesçe bilinecek maddi olguların bulunup bulunmadığının dikkate alınması gerektiği, bu haliyle davalının bu konudaki savunması nazara alınarak, bu tanığın davalıya karşı açmış olduğu davanın bulunup bulunmadığının araştırılmadı, husumetin tespiti halinde ise beyanlarına itibar edilmemesi, tanığın sadece davacı ile beraber çalıştığı süreye ilişkin görgüye dayalı anlatımına itibar edilmesi gerektiğinden davacı tanığı M.. K.. yönünden ise, davacı ile birlikte çalıştığı dönem belirlenerek sadece bu dönem için hesaplama yapılması, tüm çalışma dönemini kapsayacak hesaplamaya itibar edilmemesi gerektiği- Davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığının kabulü hayatın olağan akışına ters olduğu gibi yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 6 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 19 yıllık çalışma süresi boyunca yalnızca 52 gün izin kullandığı hususu hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Ayrıca davacının apartman işyerinde kalorifer görevlisi olarak çalıştığı ve apartmanın kaloriferli merkezi sistemle ısındığı, davacının kış aylarında her gün kaloriferi yakması gerektiğinden kış aylarında hafta tatillerinde de çalışması gerektiği dosya kapsamı ile sabit olduğundan, davacının kış aylarında hafta tatili çalışması yaptığını anlaşıldığı, ancak davacının kış ayları dışında hafta tatillerinde çalıştığına yönelik yeterli, somut ve inandırıcı delil ve tanık anlatımı bulunmadığı, davacının hafta tatili alacağının sadece kış ayları için hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği-
Davanın tam olarak hangi malvarlıklarına ve mal rejiminden kaynaklanan ne kadar alacak isteğine ilişkin bulunduğu kalem kalem belirlenip miktarları somutlaştırılmadan, dava konusunun ne olduğu tespit edilmeden, davacıya talepleri açıklattırılmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, mahkemece yapılması gereken işin, HMK'nin 31. maddesi uyarınca, davacıdan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğinin, hangi malvarlığı için, ne tür ve ne miktar olduğu konusunda bütün mallar için ayrı ayrı açıklama dilekçesi ile ortaya konulması istenildikten sonra, tasfiyeye konu mallara ilişkin tüm kayıtlar eksiksiz bir şekilde getirtilerek, iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak olan tüm deliller tasfiyeye konu edilen her bir malla ilgili ayrı ayrı değerlendirilip, tartışılarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğu-