Davacının dava dilekçesinde haczin kaldırılmasını talep etmesine rağmen yargılama aşamasında ödeme emirlerinin iptalini de istemesi karşısında HMK'nın 31. maddesi uyarınca talebin açıklattırılarak netleştirilmesi gerektiği; ayrıca ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, hak düşürücü sürelerin geçip geçmediği, davacının şirketteki hukuki konumu, istifa durumu ve mülga 506 sayılı Kanun'un 80. maddesi kapsamındaki müşterek ve müteselsil sorumluluk şartlarının oluşup oluşmadığının ticaret sicil kayıtları ve tebliğ belgeleri üzerinden eksiksiz şekilde araştırılması gerektiğinden bahisle eksik incelemeye dayalı direnme kararının bozulması gerektiği-
Davacının çelişkili taleplerde bulunduğu, hangi bağımsız bölüme ilişkin ihalenin feshinin talep edildiğinin açık olmadığı uyuşmazlıkta HMK m. 31 talep netleştirmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
Dava, senet iadesi istemine ilişkindir...
Hizmet akdine dayalı sürekli ve kesintisiz olarak çalışıldığının tespiti konulu uyuşmazlıkta mahkemece öncelikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacının çalıştığını iddia ettiği davalı şirketteki çalışmasının davalı şirketten iş alan dava dışı işyerlerine gönderilmek suretiyle olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı, somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde davacının beyanı alınarak çalışmaya ara verip vermediği, başka işyerlerinde çalışması olup olmadığı, çalışma ve işten ayrılış süreleri, talep ettiği dönemlerde hangi süre ve tarihlerde hangi işyerlerine temizliğe gittiği, bu yerlere tek başına mı yoksa başka işçilerle birlikte mi gittiği, bu işyerlerinde iş bittiğinde evinde mi şirkete ait işyerinde mi beklediği, bu süreler içinde ücret alıp almadığı sorularak talebi tam olarak açıklattırılmalı, davacının çalışmasını bilecek nitelikte olan tanıklar tespit edilerek ayrıntılı beyanlarına başvurulmalı, bu suretle uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Sıra cetveline konu alacağın 2015 yılında temlik edildiği, sıra cetvelinde pay ayrılan alacaklıların haciz tarihlerinin ise 06/02/2018, 05/02/2018 ve 12/02/2018 tarihleri olduğu, paylaşıma konu bedel üzerine henüz haciz konulmadan, söz konusu paylaşım bedelinin şikayet eden üçüncü kişi tarafından alacağın temliki suretiyle devralındığı-
Bir direnme kararından söz edilebilmesi için Özel Dairenin bozma kararı ile mahkemenin bozulan ilk hükmü ortadan kalktığından ve geçerliliğini yitirdiğinden direnme kararında, önceki bozulan hükmün yeniden yazılması ve özellikle önceki bozulmuş olan kararın tekrar edilmesi gerektiği- Mahkemenin, eski kararını aynen direnme kararına geçirdikten sonra sadece eski kararını genişletme yetkisine haiz olduğu, dolayısıyla gerçek anlamda bir direnme kararının varlığının kabulü için mahkemenin, bozma kararından sonra hiçbir inceleme yapmaksızın karar vermesi ve sonuçta bozulan ilk kararındaki hükmü oluşturması gerektiği-
Dava dosya konusu olan ............. ada ............. parselin 10.04.2015 tarihinde imar uygulaması ile ........ ve ......... adına tescil edildiği, daha sonra 20.05.2015 tarihinde trampa+birleştirme işlemi ile davalı .............. adına tescil edildiği ve 23.03.2018 tarihinde kat irtifakı kurulduğu ve 30 adet bağımsız bölümün dava dışı .......... Ltd. Şti. ile davalı .......... adına tescil edildiği, bir kısım kat irtifakı tapusunun el değiştirdiği anlaşıldığından, mahkemece davacı tarafa HMK'nın 125/1-a-b bentlerindeki yetkilerini kullanmak üzere süre verilip, kullanılacak yetkiye göre taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı- Mahkemece yapılacak işin; hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıdan asıl davada taleplerinin ne olduğu, hangi sözleşmelerin feshinin talep edildiği sorularak sözleşme konusu taşınmazların kök tapuların ilk tesis tarihinden yapılan tüm işlemleri kapsayacak şekilde ekleri de getirtilerek gerekirse konusunda uzman bilirkişiden rapor da alınarak dava konusu taşınmazların imar öncesi ve sonraki durumu ve maliklerinin kim olduğu, sözleşmelerin yapıldığı tarihteki ve son hali ile maliklerin kim olduğunun tespit edilmesi, tespit edildikten sonra taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı belirlenerek sağlanmadı ise taraf teşkili sağlandıktan sonra öncelikle sözleşmelerin geçerli olup olmadığı, geçersiz ise geçersizliğinin tespitine karar verilmesi ve birleşen dosyalar yönünden ise yine konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak imar uygulaması kapsamında belediyeye DOP payından fazla hisse verilip verilmediğinin tespiti ile verildi ise tapu iptal tescile karar verilmesi, verilmedi ise belediyeye yönelik davanın reddine karar verilmesi, davalı G.Tosun yönünden ise hisselerin ne şekilde elde edildiği ve davacının belirttiği şekilde muvazaanın dosya kapsamında ispatlanıp ispatlanamadığı değerlendirilerek karar verilmesi, yine birleşen dosya konusu 2415 ada 13 parselin kök parsellerin imar uygulaması sonucunda oluşup oluşmadığı, oluştu ve muvazaa ile geçti ise artık kat itrifakına geçilip 3. kişilerin de tapuda malik görünmesi nedeni ile davacı tarafa HMK'nın 125/1-a-b bentlerindeki yetkilerini kullanmak üzere süre verilip, kullanılacak yetkiye göre taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi, sözleşmeler geçerli ise sözleşmedeki süreden sonra sözleşme feshedilmeyerek kira tazminatı alınmasının sözleşmedeki kesin vadeden vazgeçme anlamına gelmeyeceği de dikkate alınarak asıl dosya davalısının sözleşme sürelerinde davacıların kusurlu olduğu iddiasının araştırılarak davacılardan kaynaklı verilmesi gereken süre var ise tespiti ile sözleşmedeki bitiş tarihinin belirlenerek taraf teşkilleri sağlandıktan sonra asıl ve birleşen davalarda sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olduğu- Eksik inceleme ile davacının talebi açıklattırılmadan, taraf teşkili sağlanmadan ve sözleşmelerde belirlenen sürenin geçip geçmediği araştırılmadan ve hatalı değerlendirme ile davacıların, işin vadesi olarak ileri sürülen tarihten sonra derhal fesih hakkı kullanılmayıp yükleniciden aylık dönemler halinde kira tazminatı alınarak kesin vadeden vazgeçmiş sayılmalarına karar verilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Davacının hileye dayalı sözleşmenin iptali talebi incelendiğinde; davacı taraf 113 parsel sayılı taşınmazın kendi parselleriyle birleştirilerek inşaat yapılacağı yönünde hileye maruz kaldığı iddia etmekle, tapu kayıtlarının aleni olması nedeniyle davacının ilgili parselin davalıya ait olup olmadığını sözleşme ve parselin iskan tarihi itibariyle bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, 113 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bina için 30/06/2016 tarihinde iskan ruhsatı alındığı göz önünde bulundurulduğunda oturabilir vaziyete gelen binanın fark edilmemesinin de hayatın olağan akışına aykırı olacağı, davacının kendi taşınmazı olan 114 ve 115 parsel sayılı taşınmazlarla 113 parsel sayılı taşınmazın birleşmediğinin ayrı ayrı yapılan inşaatlardan anlaşılacağının açık olduğu, bu nedenle davacının hile iddiasının en geç 30/06/2016 tarihinde öğrenmiş sayılacağının kabulü ile mahkemece sözleşmenin hile nedenine dayalı fesih talebine yönelik davanın hak düşürücü süre aşımı nedeniyle usulden reddine dair kararının yerinde olduğu- Davacının, dava dilekçesinde çeşitli alacak kalemleri için ayrı ayrı bedel belirtmeksizin toplam bir alacak talep ettiği, mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, her bir alacakla ilgili ne miktarda istemde bulunduğu hususunda davacıya HMK.119/1-ğ ve 119/2 maddeleri uyarınca yönteminde kesin süre verilmesine rağmen davacının kesin süreye riayet etmediği, bu nedenle mahkemece davacının alacak talebiyle ilgili açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı-
Eser sözleşmesinde yaklaşık maliyetin gerçek değerinin hesaplanmasından doğan alacak, hak edişten ödenmeyen bakiye alacak ve iş artışı sonucu ortaya çıkan alacakların tahsili istemleri- Yaklaşık maliyete ait hesap cetveli ve eklerinin ihale dokumanı ve sözleşme eki olmadığı, davalı idare tarafından ihale öncesi davalı idare tarafından hazırlanan bir belge olduğu, sözleşme ve ekleri gibi yükleniciyi bağlayan bir yönünün bulunmadığı dolayısı ile yapı yaklaşık maliyetine bağlı olarak yüklenicinin bedel istemesinin mümkün olmadığı, davacının dava dilekçesinde; yeni yaklaşık maliyet bedeli üzerinden doğan ... TL, hakedişte ödenmeyen ..TL ve idare tarafından tek taraflı hazırlanan iş artışı sonucu oluşan ve ödenmeyen ..TL'nin tahsilini talep ettiği, fiyat farkına yönelik bir talebinin bulunmadığı ve dava dilekçesinde talep edilmeyen kalemlerin ıslah ile talep edilemeyeceği- Son hak edişe iş artışının girmediğinden, hak edişe girmeyen iş artışının hak edişe itiraz olmadığından bahisle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- Davacı ıslah dilekçesinde talep ettiği alacağın hangi kalemlerden kaynaklandığını belirtmediği gibi miktarlarını da göstermediğinden, davacının ıslah ile talep ettiği toplam alacak miktarının hangi kalemlerden oluştuğu ve miktarlarının açıklattırılması gerektiği-
İlk derece mahkemesince "hile" hukuksal nedenine dayalı olarak karar verilmesi üzerine, istinaf başvurusu BAM tarafından esastan inceleme yapılmak suretiyle kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, o tarihte yürürlükte olan HMK 353/1-a-6 uyarınca, dosyayı mahalline göndermediği görülen BAM'nin ilk derece mahkemesince yapılan hukuki nitelendirmeyi kabul etmiş olduğu- Davacı vekilince "açılan davanın hile hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davası olarak ıslah edildiği" anlaşıldığından, öncelikle davanın TBK 39 gereğince hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının belirlenmesi, süresinde açılmış ise hile hukuki nedenine göre tüm deliller değerlendirilerek "temlikin hileli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması" ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Bölge Adliye Mahkemesince hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- "Davasını tamamen ıslah eden davacının ıslah dilekçesi ekinde dosyaya ibraz ettiği beyan dilekçesindeki maddi vakıaların "inançlı işlem" hukuki sebebine ilişkin olduğu, hukuki sebebi ileri sürülen maddi vakıalar karşısında hâkimin belirleyeceği, ilk derece mahkemesince ön inceleme aşamasında yapılan hatalı hukuki nitelendirmenin bağlayıcı olmayacağı, davacının beyan dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların da inançlı işlem vakıasından öteye gitmediği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-