Takibe konu alacağın kira alacağı olmaması nedeniyle temerrüde esas olup olmayacağı ve tahliye sonucu doğurup doğurmayacağı hususu, itirazın kaldırılması ve tahliye talebiyle icra mahkemesine başvurulduğunda değerlendirilecek bir husus olup, borçlunun şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurarak ödeme emrinin iptalini istemesinin yasal dayanağının olmadığı-
İİK.nun 68/son maddesine göre tazminata hükmedilebilmesi için "talebin esasa ilişkin nedenlerle reddi" şeklindeki koşulun oluşmasının gerektiği-
İİK'nun 68/2. maddesinde; borçlunun itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edememesi halinde icra mahkemesince itirazın kaldırılmasına karar verileceği, aynı maddenin 3. fıkrasında ise; itirazın birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit olması durumunda itirazın kaldırılması talebinin reddolunacağı belirtilmiş mahkemece bu başvurunun şikayet olarak nitelendirilip şikayetin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlunun, alacaklı tarafından aleyhine başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takibe karşı itirazın da, % 40 icra inkar tazminatına mahkeme kararı ile hükmedildiği nazara alınarak buna göre bilirkişiden yeniden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece davacı alacaklıya geriye doğru ödenmeyen beş yıllık kira bedellerinin açıklattırılıp, banka kayıtları getirtilerek uzman bilirkişi tarafından incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesinin gerektiği, kira farkları üzerinden karar verilmesinin isabetli olmadığı-
Kredi sözleşmelerindeki adrese çıkarılan hesap özetlerine bir ay içinde itiraz edilmemesi halinde hesap özetinin içeriğinin takip hukuku yönünden kesinleşeceği, kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzların İİK'nun 68/1. maddesinde belirtilen belgelerden sayılacakları, borçlunun, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcu ödedikten sonra genel mahkemede açacağı bir dava ile ileri sürebileceği-
TBK'nın 583. maddesinin kefaletin geçerli olması için kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla ve bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu öngördüğü-
İİK.’nun 10. babında gayrimenkullerin tahliyesine yönelik olarak özel hükümlerin öngörüldüğü, anılan kanunun 269 d maddesinin, aynı kanunun 62, 63, 65, 66, 68, 70, 72. madde hükümlerinin kıyas yolu ile burada da uygulanacağını bildirdiği, İİK.’nun 70. maddesinde itirazın duruşmalı olarak incelenmesi esasının benimsendiği, bu bağlamda, daha özel bir kanun olan İİK.’daki usul hükümlerinin daha genel bir kanun olan HMK.’u ile değiştirildiğinin söylenemeyeceği-
Davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın kaldırılması istemine ilişkin davada, davalı borçlu şirket kira sözleşmesinin tarafı olmadığını ileri sürerek husumet itirazında bulunsa da, taraflar arasında daha önce görülüp, kesinleşen davada, davalı, kiracılık sıfatına itiraz etmeyip, düzenli olarak kira bedelini yatırdığından, kira sözleşmesinin tarafı olduğunu zımni olarak kabul ettiğinin kabulü ile husumet yokluğundan davanın reddedilmemesi gerektiği-
Avukatlık ücret sözleşmesi -İİK. 68/I’de yazılı belgelerden olmadığı için- buna dayanılarak yapılan icra takibinde, alacaklının «itirazın kaldırılması talebinin reddine» karar verilmesi gerekeceği–