Davalı ..............ın diğer davalılar ...............'ın kardeşi, ................'ın ise dünürü olduğu, 6183 sayılı Kanun'un 1. ve 3.maddeleri uyarınca amme alacağı niteliğindeki toplam 452.134,02 TL'lik idari para cezası yaptırımından kaynaklı alacak sebebiyle davalı ...........ın davacı Kurum nezdinde borçlu olarak yer aldığı, ödeme emirlerinin tebliği sonrasında itiraz edilmeyerek kesinleşen alacağa ilişkin 11.07.2019 tarihli haciz varakalarının düzenlenmesi gözetilerek alacağın gerçek olduğu ve borcun ödenmediği, eldeki uyuşmazlıkta amme alacağını ödeme müddetinin başladığı tarihin ödeme emirlerinin tebliğ edildiği 21.06.2019 tarihi olduğu ve en eski tasarrufun bu tarihten geriye doğru 2 yıllık süre içerisinde kalan 28.12.2017 tarihi olması sebebiyle dava konusu tasarrufların hükümsüz oldukları, 6183 sayılı Kanun'un 26.maddesi uyarınca dava tarihinin 30.01.2020 tarihi olmasından dolayı tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede davanın ikame edildiği, dosya arasına alınan delillerden kredi kullanıldığı ve araç satışı gerçekleştirildiği anlaşılmış ise de bu bedellerin salt satış işlemi için temin edildiği ya da bahse konu paranın davalı ..............'a ödendiğine dair delil sunulmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Dava açıldığı tarihte dava dışı şirket tarafından temlik işlemine muvafakat verilmediği, temlikin muvafakate bağlı olduğu, temlik işleminin yapıldığı tarihten itibaren ortada geçerli bir tasarruf işlemi bulunmadığı, davacının da davayı açmakta haklı olmadığı anlaşıldığından; mahkemece davanın dava şartı yokluğundan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davalılar lehine hükmedilmesi gerektiği-
Davacı vekili, davalı borçlu ile dava konusu senet haricinde kredi sözleşmesi ilişkisi de bulunduğunu ve bu sözleşmelerin de süreklilik arz ettiğini beyan etmiştir. O halde mahkemece, davacının ileri sürdüğü kredi sözleşmeleri de dosya içerisine alınarak, davalı borçlu ile davacı arasındaki kredi ilişkisinin ne zaman başladığı, kredi sözleşmelerine konu borçların ödenip ödenmediği, cari hesap ilişkisi olup olmadığı belirlenmeksizin, eksik incelemeye dayalı karar verilmesinin doğru görülmediğine-
Davacının alacağının 10.04.2018 keşide, 22.05.2018 vade tarihli kambiyo senedinden (bonodan) kaynaklandığı, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleştiği, ancak iptali istenen 22.03.2018 tarihinde yapılan ............. ve .................. plaka sayılı araçların satımına ilişkin tasarrufların, borcun doğumuna sebep olan 10.04.2018 keşide ve 22.05.2018 vade tarihli senetten önce gerçekleştiği, iptali istenen araç satışına ilişkin tasarrufların takip konusu borcun doğumundan önce gerçekleşmesi nedeniyle tasarrufun iptaline yönelik dava ön şartı sağlanmadığı anlaşılmakla dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu takdirde aciz hali gerçekleşmiş sayılacağı-
Davacının, dava dışı borçlu şirket hakkında, başlangıçta ihtiyati haciz kararı aldırdığı, bu ihtiyati haciz kararına istinaden süresi içinde icra takibi başlattığı; ancak bu icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine, bu itirazın tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemediği veya mahkemede dava açmadığı; bu nedenle, bu karara dayanılarak ........... Belediye Başkanlığı'na gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi geçerliliğini yitirdiğinden alacağın temliki işlemi gereğince dava dışı 3. kişi şirkete ödemede bulunulmasına yönelik işlemlerinin davacı yönünden muvazaa teşkil etmediği, bunun yanı sıra davacı tarafından dava dışı borçlu şirket ile alacağını temlik ettiği şirket aleyhine alacağın temliki tasarrufunun iptali için açılan ............................ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ................... sayılı dosyasında davanın kabulü ile temlik alacaklısı şirkete karşı İİK hükümlerince borca yetecek kadar cebri icra yoluyla takip yetkisi de verildiği ve verilen kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemi- Davalılar arasında gerçekleştirilen bir tasarrufun bulunmadığı-
Davalının borçlusu kardeşine icra takibi başlattığı, bu dosya alacağının fer'ileri hariç toplam 1.350.000,00 USD olduğu, icra dosyasına eklenen adi yazılı protokollere dayanan bu alacağın kaynağının miras paylaşımı ile alakalı olduğunun ileri sürüldüğü, davalılar arasında 27.06.2005 tarihli sözleşme ve ibraname başlığı altında senet tanzim edildiği ve miras paylaşımı yapıldığı, bu sözleşmeye göre tarafların birbirlerine borcu bulunmadığı, 13.06.2010 tarihi atılan ek sözleşmeyle davalı borçluya borç yüklenildiği uyuşmazlıkta adi yazılı ikinci senede itibar edilmediği, davalı tanıklarının da savunmadan farklı olarak; ‘..borç para verdiği ve bu nedenle aralarında borç ilişkisi olduğu’ beyanlarına itibar olunmadığını, kardeşlerin birbirlerinin ekonomik durumu ve borçlarını bilebilecek durumda olduğunu, davacının alacağını tahsil önüne geçebilmek için davalıların aralarında alacak takibi başlattıkları kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü gerektiğini- Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasındaki alacak ve fer'ilerine şamil olmak üzere tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekir ise de, somut olayda dava konusu tasarrufun davalılar arasında yapılan muvazaalı icra takibi olduğu anlaşılmış olup, bu durumda yalnızca davacının alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere muvazaalı icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekirken, hem tasarruf konusu ‘icra takibinin iptaline’ hem de ‘iptal edilen bu takip dosyası üzerinden tahsil yetkisi’ karar verilmesinin doğru olmadığını, bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte olmadığını-
Şikayet olunanın gerek (tasarrufun iptali) dava tarihi gerek ihtiyati haciz tarihleri ve şikayetçinin takip alacağının dayanağı gözetildiğinde; ilk kesin haczin şikayetçiye ait olduğu, şikayet olunanın tasarrufun iptali davasının karar tarihi dikkate alındığında ilk kesin hacizden sonra hüküm verildiği ve 24.11.2022 tarihi itibariyle ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, İİK'nın 100/1-2 maddesi dikkate alınarak, şikayet olunan ve kamu haczinin ilk kesin hacze iştiraki ile garameten paylaşılması gerektiği-
Dava konusu alacağın dayanağı olan "nakden" ibareli senedin gerçek bir alacağa dayalı olup olmadığının denetlenebilmesi için; davacı ile -davalılarca gerçekte borçlu olmadığı ileri sürülen- davalı borçlu arasında ödendiği iddia edilen 2.350.000 USD bedelin nasıl ve ne zaman ödendiği belirlenip davacı alacaklının ileri sürdüğü ödeme tarihini kapsayan dönemdeki banka kayıtları (davacı ile davalı borçlunun) itibarıyla hesap hareketlerinin incelenmesi, davalı borçlunun cevap dilekçesinde, davacıdan aldığını beyan ettiği bu parayı ortağı olduğu şirkete aktardığı veya borçlarını ödediği iddia edildiğinden, beyan edilen şirket kayıtlarında bu paranın o tarih itibarıyla mevcut olup olmadığının, taraflarca delil olarak bildirilen veya sunulan belgeler toplanıp uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile dosyadaki bütün deliller tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
