Senet düzenlenme tarihinin tasarruftan sonra olduğu, davacının alacağının daha önce doğduğuna ve alacağın sebebine ilişkin bir açıklaması ve delili bulunmadığı bu haliyle tasarrufun iptali davasının reddi gerektiği-
6183 s. K. m. 24 vd.na göre açılan tasarrufun iptali davasında ödeme emirlerinin nasıl/ne zaman ve kime tebliğ edildiğinin, şirketin borcu mu şahıs borcumu olduğunun anlaşılamadığı, tasarruftan önce tebliğ yapıldığına ilişkin somut veri sunulmadığı, ayrıca tasarrufun vukuundan itibaren 5 yıllık sürenin geçtiğinin anlaşıldığı iş bu nedenlerle dosyadaki mevcut deliller ışığında amme alacağının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Takip konusu borçlardan 143.162,98 TL Katma Değer Vergisinin doğum ve ödeme tarihinin 26.04.2017 olduğunun, 44.098,18 TL Kurumlar Vergisinin doğum ve ödeme tarihinin 30.04.2018 olup dava konusu ... plakalı aracın satış tarihinde (16.03.2017), ... plakalı aracın satış tarihinde (16.03.2017), ... plakalı aracın alış tarihinde (28.08.2017) olduğunun, bu sebeple dava konusu araçlara ilişkin tasarruflar takip konusu borçtan önce yapılmış olduğunun yani tasarruf takip konusu borçtan önce yapıldığından iptal koşulları bulunmadığının anlaşıldığı, amme alacağının tahakkuk etmeden ve vadesi gelmeden tahsil edilmesi mümkün olmadığından tasarrufun iptali davası açılması mümkün olmayacağı-
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince; dava İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olarak değerlendirilerek, bu davanın görülebilmesi için gerekli aciz belgesi istenilmiş ve ibraz edilememesi üzerine dava usulden red edilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmediği, davacı vekili dava dilekçesinde açıkça muvazaalı işlemin iptalini istemiş ve hakim ön inceleme oturumunda davayı muvazaalı işlemin iptali olarak değerlendirmiş olduğuna göre, mahkemece işin esasına girilerek ve BK'nın 19. maddesindeki muvazaa olgusunun araştırılarak, bu olgunun ispatı halinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Tasarrufun iptali davalarında ve muvazaaya dayalı iptal davalarında kesinleşmiş bir alacağın bulunmasının dava şartı olmasına, davada kesinleşmiş bir alacağın bulunmamış olmasına göre mahkemece verilen "davanın reddine" dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Somut olayda, davacı vekili vekaletnamesinde bulunan yetkisine dayalı olarak 22.02.2021 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini açıkça beyan ettiğinden, mahkemece HMK'nın 312. maddesine göre yargılama giderlerinin davacı aleyhine hükmedilmesi gerekirken, dava konusuz kalmış gibi veya HMK'nın 312/2. fıkrasındaki gibi bir kabul beyanı varmışçasına haklılık haksızlık değerlendirmesi yapılarak davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Müflis davacı şirketin dava konusu taşınmazı 28/12/2012 tarihli satış sözleşmesi ile 8.000.000 TL bedelle davalı ...ye sattığı, davalı ... San.ve Tic.A.Ş.'nin müflis şirketten 4.000.000 Euro ipotek yükü ile birlikte 8.000.000 TL bedelle satın aldığı taşınmazı 6 ay sonra 28/06/2013 tarihinde 8.500.000 TL bedelle davalı ............. Katılım Bankası A.Ş.'ye satmak suretiyle devrettiği, müflis şirket ile davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin aynı sermaye grup şirketi ve yetkilisinin aynı kişi olduğu, yapılan devir muvazaalı olduğu anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın davalılar arasındaki devrine ilişkin tasarrufların İİK.277 ve devamı maddeleri ile T.B.K. 'nın 19. madde gereğince davacı iflas idaresi yönünden iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafça ....................... İcra Dairesinin ........................ esas sayılı dosyası üzerinden İİK.nun 105/2 maddesi gereğince alınmış geçici aciz vesikası veya İİK.nun 143.maddesi gereğince alınmış kesin aciz vesikası sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Muvazaa (TBK m.19) hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemi- Dava konusu taşınmazın, davalı üçüncü kişi tarafından davalı dördüncü kişiye devrinden sonra, yargılama devam ederken dava konusu taşınmazın yeniden davalı üçüncü kişiye satıldığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bedele hükmedilmesinin hatalı olduğu- Davalı borçlunun dava açıldıktan sonra vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, ancak mirasçılarının mahkeme kararı ile murisin mirasını reddettiği anlaşıldığından, davalı mirasçılar hakkındaki davanın pasif husumetten reddi ile borçlu mirasçıları aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği- Dava konusu taşınmazlardan, davalı dördüncü kişi tarafından davalı beşinci kişiye devredilen taşınmazlar yönünden, davalı dördüncü kişi aleyhine tazminata hükmedilmesi talep edilmiş olup, davanın beşinci kişiye yöneltilmesi talep edilmemiş olduğundan, mahkemece de bu talep kabul edilerek sözü edilen taşınmazlar yönünden davalı dördüncü kişi aleyhine tazminata karar verildiğine göre, davalı beşinci kişi aleyhine de yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği-<br />
İcra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan 21.07.2010 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğunun, dava konusu tasarrufun ise 01.12.2004 tarihinde yapılmış olduğu, haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığının anlaşıldığı, bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, davalı üçüncü kişinin borçlu ile bir akrabalık, tanışıklık vs ilişkisinin bulunduğu veya borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
