Somut olayda İlk Derece Mahkemesince; dava İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olarak değerlendirilerek, bu davanın görülebilmesi için gerekli aciz belgesi istenilmiş ve ibraz edilememesi üzerine dava usulden red edilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmediği, davacı vekili dava dilekçesinde açıkça muvazaalı işlemin iptalini istemiş ve hakim ön inceleme oturumunda davayı muvazaalı işlemin iptali olarak değerlendirmiş olduğuna göre, mahkemece işin esasına girilerek ve BK'nın 19. maddesindeki muvazaa olgusunun araştırılarak, bu olgunun ispatı halinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Somut olayda, davacı vekili vekaletnamesinde bulunan yetkisine dayalı olarak 22.02.2021 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini açıkça beyan ettiğinden, mahkemece HMK'nın 312. maddesine göre yargılama giderlerinin davacı aleyhine hükmedilmesi gerekirken, dava konusuz kalmış gibi veya HMK'nın 312/2. fıkrasındaki gibi bir kabul beyanı varmışçasına haklılık haksızlık değerlendirmesi yapılarak davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Müflis davacı şirketin dava konusu taşınmazı 28/12/2012 tarihli satış sözleşmesi ile 8.000.000 TL bedelle davalı ...ye sattığı, davalı ... San.ve Tic.A.Ş.'nin müflis şirketten 4.000.000 Euro ipotek yükü ile birlikte 8.000.000 TL bedelle satın aldığı taşınmazı 6 ay sonra 28/06/2013 tarihinde 8.500.000 TL bedelle davalı ............. Katılım Bankası A.Ş.'ye satmak suretiyle devrettiği, müflis şirket ile davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin aynı sermaye grup şirketi ve yetkilisinin aynı kişi olduğu, yapılan devir muvazaalı olduğu anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın davalılar arasındaki devrine ilişkin tasarrufların İİK.277 ve devamı maddeleri ile T.B.K. 'nın 19. madde gereğince davacı iflas idaresi yönünden iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir...
Muvazaa (TBK m.19) hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemi- Dava konusu taşınmazın, davalı üçüncü kişi tarafından davalı dördüncü kişiye devrinden sonra, yargılama devam ederken dava konusu taşınmazın yeniden davalı üçüncü kişiye satıldığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bedele hükmedilmesinin hatalı olduğu- Davalı borçlunun dava açıldıktan sonra vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, ancak mirasçılarının mahkeme kararı ile murisin mirasını reddettiği anlaşıldığından, davalı mirasçılar hakkındaki davanın pasif husumetten reddi ile borçlu mirasçıları aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği- Dava konusu taşınmazlardan, davalı dördüncü kişi tarafından davalı beşinci kişiye devredilen taşınmazlar yönünden, davalı dördüncü kişi aleyhine tazminata hükmedilmesi talep edilmiş olup, davanın beşinci kişiye yöneltilmesi talep edilmemiş olduğundan, mahkemece de bu talep kabul edilerek sözü edilen taşınmazlar yönünden davalı dördüncü kişi aleyhine tazminata karar verildiğine göre, davalı beşinci kişi aleyhine de yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği-<br /> 
İcra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan 21.07.2010 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğunun, dava konusu tasarrufun ise 01.12.2004 tarihinde yapılmış olduğu, haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığının anlaşıldığı, bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, davalı üçüncü kişinin borçlu ile bir akrabalık, tanışıklık vs ilişkisinin bulunduğu veya borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Meskeniyet şikayeti, yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olup; takipte borçlu sıfatı taşımayan 3. kişinin bu şikayette bulunmaya hakkı olmadığı- Somut olayda, şikayetçi icra takibinde "borçlu" sıfatını taşımaması nedeniyle meskeniyet şikayetinde bulunamayacağı-
Tasarrufun iptali davalarınca aciz vesikasının ne zaman sunulabileceği-
İflas kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin beklenmesi, kesinleşmiş ise iflas idaresinin İİK'nun 245. maddesi gereğince bu davayı takip için davacılara yetki verip vermediği, davaya iflas idaresinin devam edip etmeyeceğinin sorulması gerektiği-
Dava konusu gayrımenkulün davalı 3. şahsa devredildiği tarih itibari ile doğmuş vergi borcunun tespiti yapılarak, tasarruf tarihi itibari ile doğmuş olan vergi aslı ve ferileri üzerinden iptal kararı ve davacı alacaklıya cebri icra yetkisi verilmesi gerekir.