Davacı tarafından geçici ya da kesin aciz belgesi sunulmadığı, İlk Derece Mahkemesince usulüne uygun şekilde kesin mehil verildiği halde kesin mehil süresi içerisinde de davalı borçlular hakkında düzenlenen aciz vesikası ya da İİK'nun 105. madde kapsamında aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağı sunulmadığı, takip dosyasında bulunan 28.11.2018 tarihli haciz tutanağının dava dışı borçlu .. şti. bakımından düzenlenmiş olması nedeniyle eldeki dava bakımından İİK'nun 105. madde kapsamında aciz belgesi niteliğinde olmadığından "davanın reddine" dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davacının borçludaki alacağının gerçek olması gerektiği, eldeki davada takibe konu edilen senedin tanzimini gerektiren temel dayanağın ortaya konulamadığı, davanın görülebilme şartlarından olan davacının borçludaki alacağının gerçek olduğunun usulünce ispatlanamadığı-
Dosya kapsamında yer alan ............ tarihli resmi tapu devir senedinin incelenmesinde; davacıya ait 6 adet taşınmaz ile davalı borçluya ait 1 adet taşınmazın trampa edildiği, trampa edilirken bedel farkı gözetmeksizin, aradaki bedel farkı alınarak ibarelerinin resmi tapu devir senedine yazıldığı tespit edildiğinden, icra takibine konu edilen ve davalı tarafından davacı lehine trampa tarihiyle aynı gün düzenlenen bononun trampa sonucu oluşan bedel farkı nedeniyle düzenlendiği ve böylece davacının icra takibine konu alacağının gerçek olduğu anlaşılmış olup, alacağın gerçek olduğunun kabulü ile esasa girilmesi, İİK 277 ve devamı maddelerinin tartışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
İcra dosyasında 3.500.000,0 TL bedelli 04.04.2014 keşide tarihli bononun alacağın dayanağı olarak gösterildiği, davacıya alacağın miktarının yüksekliği de dikkate alınarak alacağa dayanak belgelerin sunulmasına ilişkin kesin süre verildiği, davacının alacağın dayanağına ilişkin belge ve bilgi ibraz etmediği, bu kadar yüklü miktardaki borcun nereden temin edilerek, hangi kanaldan davalı (F)'ye ödendiğine dair delil ibraz edilmediği, yine verildiği iddia edilen borcun miktarı da dikkate alınarak borca ilişkin teminat da alınmadığı, yapıldığı iddia edilen ödünç verme işleminin gerçek olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği, davacı ile davalı F arasındaki borç ilişkisinin muvazaalı olduğu, gerçek bir alacağın bulunmadığı gerekçesiyle verilen "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davacının alacağının 03.01.2023 tanzim 25.06.2023, 25.07.2023 vade tarihli bonoya ve 30.07.2023 tarihli çeke dayalı olduğu- Borçlu ve alacaklı arasında ticari ilişki olduğu dosya kapsamı ile sabit olup davalı beşinci kişi dava konusu taşınmazın satışından sonra borçlu ile satış konusunda uyuşmazlık olduğu, anlaşmalı olarak yapılan bir takip ve dava ile taşınmazın satışının iptalinin sağlanmak istendiği yönünde de ispatı bulunmadığı- Davacının, davalı borçlu ile anlaşarak yapılan taşınmaz satışının iptalini sağlamak amacı ile borçlu hakkında bir den fazla takip yapmak sureti ile diğer dava dosyaları dayanağı olarak ciro silsilesi içerisinde çek veya bono düzenleyerek ve borçlu dışında birden fazla kişi hakkında takip yaptığının kabulü yaşam deneyimlerine de uygun düşmeyeceği- Salt davalı beşinci kişinin soyut ve altı doldurulmamış iddiaları üzerine araştırma yapılarak ve bununda ötesine geçilerek bononun hangi alacağa istinaden verildiği ispat edilemediği gibi bir gerekçe ile alacağın var olmadığı sonucuna varılmasının tasarrufun iptali davalarının amacına uymadığı- 
Tasarrufun iptali davasının şartlarından borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun alacaklı ile borçlu arasındaki borcun doğumundan sonra gerçekleşmesi olduğu, davacı ile davalı borçlu arasındaki icraya konu borcun doğum tarihinin 13.02.2014 tarihli faktoring sözleşmesinden doğduğu, davalılar arasındaki tasarruf tarihinin ise 24.12.2012 tarihi olup, borcun doğum tarihi olan 13.02.2014 tarihinden önce olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Davacı tarafça her ne kadar 01.11.2017 tanzim tarihli, 10.01.2018 vade tarihli bono uyarınca takip yapılmış ise de, söz konusu senedin her zaman geçmişe yönelik doldurulabilecek nitelikte olduğu, alacaklı tarafından yapılan takibin, dava konusu tasarruf tarihinden sonra başlatıldığı, davalı borçlunun davacının halasının eşi, aynı zamanda eniştesinin babası olduğu, davacı alacaklı ile davalı borçlu arasında yakın akrabalık bulunması nazara alındığında hayatın olağan akışında yakın akrabaların birbirlerine borç vermesi durumunda senet tanzim edilmediği gibi, davacının söz konusu meblağı davalı borçluya verdiğine ilişkin herhangi bir banka kaydının dosya içerisinde bulunmadığı, söz konusu paranın miktarı, verildiği tarihteki ekonomik koşullar dikkate alındığında kasada saklanmasının, kasadan alınarak borçluya elden verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu itibarla mahkemece davacı ile davalı arasında gerçek bir borç alacak ilişkisinin olduğunun ispatlanamaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
Davacının, davalı borçlu ile anlaşarak yapılan taşınmaz satışının iptalini sağlamak amacı ile böyle bir ciro silsilesi içerisinde çek veya bono düzenleyerek ve borçlu dışında birden fazla kişi hakkında takip yaptığının kabulü yaşam deneyimlerine de uygun düşmemektedir. Salt davalı beşinci kişinin soyut ve altı doldurulmamış iddiaları üzerine araştırma yapılarak ve bununda ötesine geçilerek bononun hangi alacağa istinaden verildiği ispat edilemediği gibi bir gerekçe ile alacağın var olmadığı sonucuna varılması, tasarrufun iptali davalarının amacının dışında bir yargılamaya zorlar ki, bu adil olmayan bir yargılama sürecidir. Bu nedenlerle, davanın alacağın gerçek olmadığı gerekçesi ile reddi usul ve yasaya aykırıdır.
Usulüne uygun duruşma gün saati tebliğine rağmen davacı tarafın duruşmaya katılmaması ve vekilin mazeret bildiriminde bulunmamasına, mevzuat gereği mahkemenin dosyanın işlemden kaldırılması kararını davacıya tebliğ gibi bir yükümlülüğü olmamasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin, "davanın açılmamış sayılmasına" ilişkin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı-
Davalı-borçlu tarafından, ........... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait 20.000 adet hissenin 500.000,00 TL bedelle .....'e devredildiği, davalı .........'ün devir bedelini nakit olarak ödediğini beyan ettiği, devreden ve devralan tarafların dosya arasındaki nüfus kayıt örneklerinden kardeş oldukları, davalı ........... her ne kadar devir bedelini ödediğini beyan etmiş ise de ödemeyi ispat edemediği, borçlu ile 3.kişi olan .........'ün kardeş oldukları nazara alındığında iş bu devrin İİK 280 maddesi uyarınca iptale tabi olduğu- Davalı ...........'ün borçlunun ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğu, yine davalı-borçlu ........... tarafından ................. Madencilik Emlakçılık İnşaat Petrol Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait olan 6.000 adet payın 150.000,00 TL bedelle diğer davalı ................'e devredildiği, davalı ............'un cevap dilekçesinde bedelini elden nakden ödediğini beyan ettiği, dosya arasındaki nüfus kayıt örneklerinden devir eden ile devir alanın amca oğulları olduğu, davalı ...........'un ileri sürdüğü ödeme iddiasını usulünce ispat edemediği, iş bu davalılar arasındaki akrabalık bağı nazara alındığında, davalı .......'un borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemlerin, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-