Davanın açıldığı tarihte dava dışı şirket tarafından temlik işlemine muvafakat verilmediği, temlikin muvafakate bağlı olduğu, temlik işleminin yapıldığı tarihten itibaren ortada geçerli bir tasarruf işlemi bulunmadığı, davacının İİK m. 277 vd. uyarınca  tasarrufun iptali davasını açmakta haklı olmadığı anlaşıldığından; davanın dava şartı yokluğundan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davalılar lehine hükmedilmesi gerektiği-
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu takdirde aciz hali gerçekleşmiş sayılacağı-
Davalının borçlusu kardeşine icra takibi başlattığı, bu dosya alacağının fer'ileri hariç toplam 1.350.000,00 USD olduğu, icra dosyasına eklenen adi yazılı protokollere dayanan bu alacağın kaynağının miras paylaşımı ile alakalı olduğunun ileri sürüldüğü, davalılar arasında 27.06.2005 tarihli sözleşme ve ibraname başlığı altında senet tanzim edildiği ve miras paylaşımı yapıldığı, bu sözleşmeye göre tarafların birbirlerine borcu bulunmadığı, 13.06.2010 tarihi atılan ek sözleşmeyle davalı borçluya borç yüklenildiği uyuşmazlıkta adi yazılı ikinci senede itibar edilmediği, davalı tanıklarının da savunmadan farklı olarak; ‘..borç para verdiği ve bu nedenle aralarında borç ilişkisi olduğu’ beyanlarına itibar olunmadığını, kardeşlerin birbirlerinin ekonomik durumu ve borçlarını bilebilecek durumda olduğunu, davacının alacağını tahsil önüne geçebilmek için davalıların aralarında alacak takibi başlattıkları kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü gerektiğini- Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasındaki alacak ve fer'ilerine şamil olmak üzere tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekir ise de, somut olayda dava konusu tasarrufun davalılar arasında yapılan muvazaalı icra takibi olduğu anlaşılmış olup, bu durumda yalnızca davacının alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere muvazaalı icra takibinin iptaline karar verilmesi gerekirken, hem tasarruf konusu ‘icra takibinin iptaline’ hem de ‘iptal edilen bu takip dosyası üzerinden tahsil yetkisi’ karar verilmesinin doğru olmadığını, bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte olmadığını-
TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemi- Davalılar arasında gerçekleştirilen bir tasarrufun bulunmadığı-
Davacının, dava dışı borçlu şirket hakkında, başlangıçta ihtiyati haciz kararı aldırdığı, bu ihtiyati haciz kararına istinaden süresi içinde icra takibi başlattığı; ancak bu icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine, bu itirazın tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemediği veya mahkemede dava açmadığı; bu nedenle, bu karara dayanılarak ........... Belediye Başkanlığı'na gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi geçerliliğini yitirdiğinden alacağın temliki işlemi gereğince dava dışı 3. kişi şirkete ödemede bulunulmasına yönelik işlemlerinin davacı yönünden muvazaa teşkil etmediği, bunun yanı sıra davacı tarafından dava dışı borçlu şirket ile alacağını temlik ettiği şirket aleyhine alacağın temliki tasarrufunun iptali için açılan ............................ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ................... sayılı dosyasında davanın kabulü ile temlik alacaklısı şirkete karşı İİK hükümlerince borca yetecek kadar cebri icra yoluyla takip yetkisi de verildiği ve verilen kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Şikayet  olunanın gerek (tasarrufun iptali) dava tarihi gerek ihtiyati haciz tarihleri ve şikayetçinin takip alacağının dayanağı gözetildiğinde; ilk kesin haczin şikayetçiye ait olduğu, şikayet olunanın tasarrufun iptali davasının karar tarihi dikkate alındığında ilk kesin hacizden sonra hüküm verildiği ve 24.11.2022 tarihi itibariyle ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, İİK'nın 100/1-2 maddesi dikkate alınarak, şikayet olunan ve kamu haczinin ilk kesin hacze iştiraki ile garameten paylaşılması gerektiği-
Dava konusu alacağın dayanağı olan "nakden" ibareli senedin gerçek bir alacağa dayalı olup olmadığının denetlenebilmesi için; davacı ile -davalılarca gerçekte borçlu olmadığı ileri sürülen- davalı borçlu arasında ödendiği iddia edilen 2.350.000 USD bedelin nasıl ve ne zaman ödendiği belirlenip davacı alacaklının ileri sürdüğü ödeme tarihini kapsayan dönemdeki banka kayıtları (davacı ile davalı borçlunun) itibarıyla hesap hareketlerinin incelenmesi, davalı borçlunun cevap dilekçesinde, davacıdan aldığını beyan ettiği bu parayı ortağı olduğu şirkete aktardığı veya borçlarını ödediği iddia edildiğinden, beyan edilen şirket kayıtlarında bu paranın o tarih itibarıyla mevcut olup olmadığının, taraflarca delil olarak bildirilen veya sunulan belgeler toplanıp uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile dosyadaki bütün deliller tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Uygulamada alacak- borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığının sıklıkla görüldüğü, bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı çeklerin tanzim tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağının verilmesi, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması gerekeceği-
İstinaf yoluna başvurma süresinin HMK'nın 345.maddesine göre iki hafta olduğu, somut olayda bu sürenin 13.12.2021 tarihinde sona erdiği, İlk Derece Mahkemesi kararın istinaf eden davalı ... vekili harcını bu süreden önce 07.12.2021 tarihinde yatırdığından, istinaf başvurusunun kabulü gerekeceği, her ne kadar HMK'nın 344.maddesinde istinaf harcının eksik yatırılması halinde bir haftalık kesin süre ön görülmüş ise de bu süre iki haftalık istinaf süresinin kısaltılacak şekilde yorumlanması mahkemeye erişim hakkını engelleyici nitelikte olduğundan kabulünün mümkün olmadığı-
İlamın konusu davacıların murisi ...'ın davalı ...'nun 12.07.2016 tarihinde haksız eylemi sonucu ölümü nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemi olduğundan, borcun doğum tarihinin haksız eylemin gerçekleştiği 12.07.2016 tarihi olarak kabulü gerekeceği, iptali istenilen tasarruf ise bu tarihten sonra 08.08.2016 tarihinde gerçekleştiğinden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından işin esasına yönelik bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre istinaf isteminin reddi veya kabulüne karar vermesi gerekeceği- avanın ön koşulu bulunmadığının tesbiti halinde AAÜT'nin 7/2 maddesine göre vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu-