Dava konusu alacağın dayanağı olan "nakden" ibareli senedin gerçek bir alacağa dayalı olup olmadığının denetlenebilmesi için; davacı ile -davalılarca gerçekte borçlu olmadığı ileri sürülen- davalı borçlu arasında ödendiği iddia edilen 2.350.000 USD bedelin nasıl ve ne zaman ödendiği belirlenip davacı alacaklının ileri sürdüğü ödeme tarihini kapsayan dönemdeki banka kayıtları (davacı ile davalı borçlunun) itibarıyla hesap hareketlerinin incelenmesi, davalı borçlunun cevap dilekçesinde, davacıdan aldığını beyan ettiği bu parayı ortağı olduğu şirkete aktardığı veya borçlarını ödediği iddia edildiğinden, beyan edilen şirket kayıtlarında bu paranın o tarih itibarıyla mevcut olup olmadığının, taraflarca delil olarak bildirilen veya sunulan belgeler toplanıp uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile dosyadaki bütün deliller tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Uygulamada alacak- borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığının sıklıkla görüldüğü, bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı çeklerin tanzim tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağının verilmesi, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması gerekeceği-
İstinaf yoluna başvurma süresinin HMK'nın 345.maddesine göre iki hafta olduğu, somut olayda bu sürenin 13.12.2021 tarihinde sona erdiği, İlk Derece Mahkemesi kararın istinaf eden davalı ... vekili harcını bu süreden önce 07.12.2021 tarihinde yatırdığından, istinaf başvurusunun kabulü gerekeceği, her ne kadar HMK'nın 344.maddesinde istinaf harcının eksik yatırılması halinde bir haftalık kesin süre ön görülmüş ise de bu süre iki haftalık istinaf süresinin kısaltılacak şekilde yorumlanması mahkemeye erişim hakkını engelleyici nitelikte olduğundan kabulünün mümkün olmadığı-
İlamın konusu davacıların murisi ...'ın davalı ...'nun 12.07.2016 tarihinde haksız eylemi sonucu ölümü nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemi olduğundan, borcun doğum tarihinin haksız eylemin gerçekleştiği 12.07.2016 tarihi olarak kabulü gerekeceği, iptali istenilen tasarruf ise bu tarihten sonra 08.08.2016 tarihinde gerçekleştiğinden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından işin esasına yönelik bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre istinaf isteminin reddi veya kabulüne karar vermesi gerekeceği- avanın ön koşulu bulunmadığının tesbiti halinde AAÜT'nin 7/2 maddesine göre vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Borçlu ... adına kayıtlı iken 18.11.2019 tarihinde dahili davalı ...'a 550,00 TL karşılığında devredildiği, taşınmazın bu tarihteki gerçek değerinin keşfen yapılan inceleme ile 21.259,03 TL olduğunun anlaşıldığı, bu surette fahiş fark ile satışın yapıldığı, 13.09.2021 tarihli ve 27.09.2021 tarihli kolluk araştırma tutanağına istinaden asıl borçlu ... ile dahili davalı malik ... arasında tanışıklık, bir kısım alım satım ilişkileri ve arkadaşlık bağının bulunduğu, muvazaalı olduğu iddia edilen işlemin 18.11.2019 tarihinde yapıldığı, davacının alacağının ise tasarruftan evvel 30.10.2018 tarihli bono ile doğduğu görülmekle davalılar ... ve dahili davalı ... yönüyle muvazaa halinin sabit görülerek taşınmaz yönüyle tasarrufun iptalinin gerektiği- ... Plaka sayılı Isuzu marka kamyon vasıflı aracın evvelinde asıl borçlu ...'e ait iken 15.11.2019 tarihinde 191.447,00 TL bedelle dahili davalı ...'a satış suretiyle devredildiği, yine keşfen aldırılan rapora istinaden aracın satış senedinde yazılı bedelinin gerçek satış bedeline ...Plaka sayılı Isuzu marka kamyon vasıflı aracın evvelinde asıl borçlu ...'e ait iken 15.11.2019 tarihinde 191.447,00 TL bedelle dahili davalı ...'a satış suretiyle devredildiği, yine keşfen aldırılan rapora istinaden aracın satış senedinde yazılı bedelinin gerçek satış bedelineuygun olduğunun tespit edildiği, 13.09.2021 tarihli kolluk araştırma tutanağı ile asıl borçlu ile dahili davalı ... arasında önceye dayalı yakın ilişkilerin de tespit edilemediği, bu noktada davalı asıl borçlu ...'in aciz hali ve mal kaçırma kastının dahili davalı ... tarafından bilindiği, dahili davalı ...'ın iyiniyetli olmadığının davacı tarafça ispat edilemediği zira davalı ... ile asıl borçlu davalı ... arasındaki danışıklılık ve hatta tanışıklılık halinin dahi dosyada sabit olmadığı, davalı tanıklarınca ve kolluk araştırmaları ile dahili davalı ...'ın alım gücünün de bulunduğu görülmekle ...plakalı araç için dahili davalı ... yönüyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Senet düzenlenme tarihinin tasarruftan sonra olduğu, davacının alacağının daha önce doğduğuna ve alacağın sebebine ilişkin bir açıklaması ve delili bulunmadığı bu haliyle tasarrufun iptali davasının reddi gerektiği-
6183 s. K. m. 24 vd.na göre açılan tasarrufun iptali davasında ödeme emirlerinin nasıl/ne zaman ve kime tebliğ edildiğinin, şirketin borcu mu şahıs borcumu olduğunun anlaşılamadığı, tasarruftan önce tebliğ yapıldığına ilişkin somut veri sunulmadığı, ayrıca tasarrufun vukuundan itibaren 5 yıllık sürenin geçtiğinin anlaşıldığı iş bu nedenlerle dosyadaki mevcut deliller ışığında amme alacağının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Takip konusu borçlardan 143.162,98 TL Katma Değer Vergisinin doğum ve ödeme tarihinin 26.04.2017 olduğunun, 44.098,18 TL Kurumlar Vergisinin doğum ve ödeme tarihinin 30.04.2018 olup dava konusu ... plakalı aracın satış tarihinde (16.03.2017), ... plakalı aracın satış tarihinde (16.03.2017), ... plakalı aracın alış tarihinde (28.08.2017) olduğunun, bu sebeple dava konusu araçlara ilişkin tasarruflar takip konusu borçtan önce yapılmış olduğunun yani tasarruf takip konusu borçtan önce yapıldığından iptal koşulları bulunmadığının anlaşıldığı, amme alacağının tahakkuk etmeden ve vadesi gelmeden tahsil edilmesi mümkün olmadığından tasarrufun iptali davası açılması mümkün olmayacağı-
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince; dava İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olarak değerlendirilerek, bu davanın görülebilmesi için gerekli aciz belgesi istenilmiş ve ibraz edilememesi üzerine dava usulden red edilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmediği, davacı vekili dava dilekçesinde açıkça muvazaalı işlemin iptalini istemiş ve hakim ön inceleme oturumunda davayı muvazaalı işlemin iptali olarak değerlendirmiş olduğuna göre, mahkemece işin esasına girilerek ve BK'nın 19. maddesindeki muvazaa olgusunun araştırılarak, bu olgunun ispatı halinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Tasarrufun iptali davalarında ve muvazaaya dayalı iptal davalarında kesinleşmiş bir alacağın bulunmasının dava şartı olmasına, davada kesinleşmiş bir alacağın bulunmamış olmasına göre mahkemece verilen "davanın reddine" dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-