Muvazaa (TBK m.19) hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemi- Dava konusu taşınmazın, davalı üçüncü kişi tarafından davalı dördüncü kişiye devrinden sonra, yargılama devam ederken dava konusu taşınmazın yeniden davalı üçüncü kişiye satıldığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bedele hükmedilmesinin hatalı olduğu- Davalı borçlunun dava açıldıktan sonra vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, ancak mirasçılarının mahkeme kararı ile murisin mirasını reddettiği anlaşıldığından, davalı mirasçılar hakkındaki davanın pasif husumetten reddi ile borçlu mirasçıları aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği- Dava konusu taşınmazlardan, davalı dördüncü kişi tarafından davalı beşinci kişiye devredilen taşınmazlar yönünden, davalı dördüncü kişi aleyhine tazminata hükmedilmesi talep edilmiş olup, davanın beşinci kişiye yöneltilmesi talep edilmemiş olduğundan, mahkemece de bu talep kabul edilerek sözü edilen taşınmazlar yönünden davalı dördüncü kişi aleyhine tazminata karar verildiğine göre, davalı beşinci kişi aleyhine de yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği-<br />
İcra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan 21.07.2010 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğunun, dava konusu tasarrufun ise 01.12.2004 tarihinde yapılmış olduğu, haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığının anlaşıldığı, bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, davalı üçüncü kişinin borçlu ile bir akrabalık, tanışıklık vs ilişkisinin bulunduğu veya borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Meskeniyet şikayeti, yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olup; takipte borçlu sıfatı taşımayan 3. kişinin bu şikayette bulunmaya hakkı olmadığı- Somut olayda, şikayetçi icra takibinde "borçlu" sıfatını taşımaması nedeniyle meskeniyet şikayetinde bulunamayacağı-
İflas kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin beklenmesi, kesinleşmiş ise iflas idaresinin İİK'nun 245. maddesi gereğince bu davayı takip için davacılara yetki verip vermediği, davaya iflas idaresinin devam edip etmeyeceğinin sorulması gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarınca aciz vesikasının ne zaman sunulabileceği-
Dosyaya sunulan denetime elverişli bilirkişi kök ve ek raporlarına göre 01.07.2008 ile 19.08.2008 tarihleri arasında ödenmemiş kira borcu bulunmadığı tespit edildiğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2022 tarih 2020/(17)4-370 Esas 2022/951 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile davacı tarafın gerçek bir alacağı olduğunu ispat edemediği, 8 milyona yakın bir alacağın faturasız ve kayıtsız olarak düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile verilen "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Söz konusu takip dosyasında, davacı alacaklı tarafından dava dışı şirket hakkında takip yapıldığının, 02.07.2017 tarihli haciz sırasında davalının dosya borcuna icra kefili olduğunun anlaşıldığı, dosya borcunun ödenmediği ancak bu dosyadan davalı aleyhine bir takip başlatılıp kesinleştirilmediğinden, davacının ................. İcra Müdürlüğünün .................. Esas sayılı alacakları ile ilgili talebi yönünden davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalılar arasındaki devirlere ilişkin yönetim kararı alındıktan sonra noter onayı yapılıp ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, son yayın tarihinden (14.12.2020) bir gün sonra yani 15.12.2020 tarihinde noter onayı ve ilan süreci olmaksızın sadece pay defteri üzerinden davalı ............. adına hisselerin devrinin yapıldığı, tarafların alt soy-üst soy oldukları ve pay defteri üzerindeki işlemlerin adi yazılı nitelikte olduğu, anonim şirketlerde zorunlu olmamakla birlikte bir önceki devir sürecinin bu devir sürecinde aynen uygulanmadığı gibi bir gün sonra yapılan hisse devirlerinin gerçekliğinin ispatlanamadığı (hisse bedelleri vs...), davanın 20.01.2021 tarihinde açıldığı, son ilanın 14.12.2020 yapıldığı 15.12.2020 tarihli hisse devirlerinin yayımlanmaması sebebiyle üçüncü kişilere karşı bir gün sonra yapılan devirlerin ileri sürülmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, dolayısıyla davalıların dava açılmasına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle hisselerin talep sonucu gibi davalı ............... adına kaydı yapıldığından davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama sürecince davalıların yapılan devirlerin gerçek devirler olduğunu gösterir nitelikte deliller ibraz edememeleri sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar aleyhine hükmedilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Muvazaalı işlemin iptali için salt bedel farkı yeterli olmayıp işlemin iki tarafının da fikir birliği içinde olması gerekeceği- Dava konusu taşınmaz davalı 3.kişi şirket tarafından davalı 4.kişiye devredilirken, şirket yetkilisi ..........'e, davalı borçlu ...............'ün vekillik etmiş olduğu anlaşılmış ise de, sadece dava konusu taşınmazın devri için verilmiş olan bu vekaletname davalı 3.ve 4. kişilerin borçlunun mal kaçırma kastını bildiğini göstermeyecek olup, dosya içeriğinden davalı borçlu ile üçüncü ve dördüncü kişinin birbirlerini tanıdıkları veya yakınlıklarının olduğunun da ispat edilemediği, bu halde Bölge Adliye Mahkemesince, üçüncü ve dördüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
