Davacının borcun 'tasarruf tarihinden önce doğduğunu' ispatlayamaması halinde, "davanın reddine" karar verilmesi gerekeceği-
Ara karar ile tasarrufun iptali davasının davalısının malvarlığı üzerine dava değeri kadar ihtiyati haciz konulduğu ve bu kararın icra takip dosyasından infaz edildiği uyuşmazlıkta, şikayetçinin "ihtiyati haczin taşkın şekilde uygulandığını" da ileri sürerek "teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığında mal varlığı üzerindeki ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına" ilişkin isteminin tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren asliye hukuk mahkemesince incelenmesi gerektiği, bu konuda icra mahkemesinin görevli olmadığı-
Somut olayda; davacının alacağının 15.03.2015 tanzim tarihli ve 15.04.2015 vadeli 250.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olduğu, bonoyu imzalayanın davalı borçluların mirasçısı olan ................ olduğu, ...............'ın vefat etmesi sebebi ile davalı borçlular aleyhine ............... İcra Müdürlüğü'nün ................ E sayılı icra dosyası ile takip yapıldığının anlaşıldığı, davalı .......... ve ............ tarafından davanın dayanağı olan senetteki imzanın muris babalarına ait olmadığı iddiası ile ............... İcra Hukuk Mahkemesinin ............ E sayılı dosyasından imzaya itiraz davası açılması sebebi ile imzaya itiraz davası sonucu bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Takip talebinde borç kaynağı olarak dava dışı alacaklının kızkardeşi adına banka hesap özeti sunulduğu, bu belgeye göre anılan şahıs hesabından ...tarihinde 160.000,00 TL çektiği, davacının bu çekilen paranın davalı borçluya verildiğini belirttiği ve ... tarihli .. tarafından borçlunun hesabına fındık bedeli açıklaması ile yatırıldığına ilişkin banka dekontu sunulduğu- Borçlu takip talebindeki borca veya borç kaynağına ilişkin olarak herhangi bir itiraz ileri sürmediğinden, bu halde davacının alacağının tasarruflardan önce doğduğunun kabulü gerektiği-
Raporda belirlenen bedeller ile satış bedelleri arasında misli fark olmadığı, belirlenen bedellerin satış fiyatına yakın olduğu ve davalı tarafından taşınmaz satışına ilişkin ödeme dekontlarının ibraz edildiği dava konusu edilen satışların gerçek satış olduğu, davacının muvazaa iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Tasarrufa konu taşınmazların tapuda gösterilen değerleri ile, mahkemece belirlenen değerleri arasında mislini aşan fark olduğu, davalı şirketler ile davalı-borçlunun yönetiminde olan dava dışı borçlu Şirket arasında süre gelen ticari ilişkilerin olduğu, davalı borçlunun dava konusu üç taşınmazını aynı işlemle davalı Ltd. Şti.ne, dava konusu diğer iki taşınmazını aynı işlemle davalı .. A.Ş'ne sattığı, satışta borçluyu temsil edenin alıcı ..A.Ş'nin kurucularından olduğu, taşınmazları satın alan davalıların borçlu-davalının durumunu ve amacını bilecek kişilerden olduğu ve İİK'nın 280/1 maddesinde vücut bulan emarenin gerçekleşmiş olduğu- İİK'nun 278 ve 280/1 maddeleri gereğince, davalı A.Ş'ne satılan dava konusu bağımsız bölümler için tasarrufun iptaline karar verilmesi ve alacaklısına icra dosyasındaki borç ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tasarrufun iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu- Davalı 3. kişi Ltd. Şti.ne satılan dava konusu taşınmazları aldıktan sonra borçlarına karşılık banka lehine ipotek tesis ettirildiği, 3. kişi Ltd. Şti'.ne satılan dava konusu bağımsız bölümlerin cebri icra sonucu ipotek borcuna mahsuben banka tarafından alındığı, dava konusu olan bu üç taşınmaz davalı 3.kişi Ltd Şti'nin borcu nedeniyle cebri icra yoluyla satıldığından, davalı Ltd Şti'nin, davacının (asıl dava ve birleşen davalar için) takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak İİK 283/2 madde gereğince tazminat olarak sorumluluğuna karar verilmesinin de yerinde olduğu- Davalı-3.kişinin kendi borcu nedeniyle dava konusu taşınmazların cebri icra satışı sonucu el değiştirmesi halinde, davada taraf olmayan birine ait taşınmazlar için tasarrufun iptaline karar verilemeyeceği, cebri icradan ihale ile alan kişinin kötüniyetli olmamasından davaya dahilinin de mümkün olmayacağı, davanın talep olmaksızın bedele dönüştüğü, bu nedenle, davacı Banka vekilinin tasarrufun iptaline karar verilmesi yönündeki ve bu taşınmazlar için yapılacak olan sıra cetvelinin bekletici mesele yapılması gerektiği yönündeki istinaf talebinin yerinde olmadığı-
Davanın dayanağı olan bononun düzenleme tarihinde davalı borçluya krediler kullandırıldığı, bir kısım kredilerin kapatıldığı, bir kredi sebebi ile takibe düşüldüğü, söz konusu senedin kredilerin teminatını teşkil etmek üzere alındığının anlaşıldığı, davalı ..............'un kendi aracını satmak sureti ile dava konusu araç bedelini ödediğinin anlaşıldığı, ödemenin de banka kanalı ile yapıldığı, araç satış bedeli ile rayiç bedeli arasında misli fark bulunmadığı, davalı ............'un davalı borçlu şirkette iş yeri hekimi olarak çalıştığı ancak tam gün olarak çalışmadığı, kısmi ve süreli çalışmasının bulunduğu, davalı şirketin ticari faaliyetlerini normal bir şekilde sürdürdüğü bir zaman aralığında satışın yapıldığı, dava konusu tasarrufun alacaklıdan mal kaçırmak veya alacaklıya zarar vermek amaçlı yapıldığının ispatlanamadığı-
Davanın dayanağı olan ....................... İş Mahkemesinin ................... E sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiğinden, karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğinden, davacının bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerekirken nispi olarak belirlenmesinin doğru olmadığı, ne var ki bu yöndeki yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte bulunmadığı-
Mahkemece ................ İcra Müdürlüğü'nün ................ ve ................... esas sayılı dosyalarındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak alacağını tahsil için davacı tarafa tasarrufu iptal edilen iş makinesi üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine karar verilmişse de, ................. İcra Müdürlüğü'nün ..................... E sayılı icra dosyası incelendiğinde, dosya borçlusunun davanın borçlusu olmadığı, dava dışı .......... Mühendislik şirketi olduğunun anlaşılmış olmasına göre bu icra dosyasından cebri icra yetkisi verilmesi doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirmediği-
Gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesinin ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracı olduğu, burada önemli olanın temlik alanın, bu temliki gerektirir nitelikte ve boyutta borçludan alacağının olduğunun sabit olması olduğu- Mahkemece yerel mahkemenin Dairemizin 27.12.2021 tarih ve 2021/1874 E., 2021/11075 K. Sayılı bozma ilamından sonra bilirkişi incelemesi yaptırıp yaptırmadığının sorularak yaptırılmış olması durumunda bu bilirkişi raporunun dosya kapsamına alınarak, davalı 3.kişi şirketin Kırşehir Kaman, Değirmenözü Göleti inşaatının ne kadarını yaptığının tespiti ile oluşacak sonuca göre, davalı 3.kişi şirketin Kırşehir Kaman, Değirmenözü Göleti inşaatının yaptığı kadar kısım yönünden alacağın temliki tasarrufu yönünden davanın reddine, ancak yaptığı kısımdan fazla alacağın temliki yapılmış olması durumunda bu kısım yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davalı şirketin, borçlu diğer davalı şirketten toplam alacağı ile kendisine yapılan temliki tasarruf arasında misli fark bulunmadığı, 'davalı şirketin alacağının gerçek alacak olduğu, davacının alacağından önce doğduğu, borçlunun para alacağını temlik etmesinin ticari örfe göre geçerli bir ödeme aracı olduğu, borçlunun alacaklılarına ızrar kastının bulunduğu ve davalı şirketin de bu hususu bildiği iddiasının kanıtlanamadığı, dolayısıyla tasarrufun iptali şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
