Tasarrufun iptali davasında takibin kesinleşmesi ve borçlunun aciz halinin varlığının ispatı için HMK 115/2 maddesi gereğince gerekli süre verilmesi, bu eksikliklerin giderilmesinden sonra diğer dava koşullarının da değerlendirilmesi gerektiği-
Davalı .. Limited Şirketi vekili, müvekkilinin davalı borçlu şirketten ...alacaklı olduğunu bu durumun ticari defterlerinde de işli olduğunu beyan etmiş olup dava konusu yağ devri tarihinde davalı üçüncü kişinin davalı borçludan herhangi bir alacağı olup olmadığının davalıların ticari defterleri incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Alacak hakkının hukuki ilişkinin kurulduğu veya hukuki olayın meydana geldiği anda, talep hakkının ise borcun muaccel olduğu anda doğacağı- Tasarrufun iptali davalarında borcun tasarruf tarihinden önce muaccel olmasının değil, tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasının arandığı- Alacağın dayanağını kötü niyet tazminatının, kötü niyetli takip sebebiyle ortaya çıkan yasadan kaynaklı zarara ilişkin olduğu ve borcun doğum tarihinin tarihi takip tarihi olduğu- Kavramlar karıştırılarak kararın kesinleşme tarihinden sonra yapılan tasarrufun iptal edilemeyeceğine ilişkin yorumun hatalı olduğu, davanın esasına girilmesi gerektiği-
Davaya konu iki taşınmazın havalimanı yapım çalışmaları sebebiyle kamulaştırıldığı, devlet hazinesine dahil olduğu, açılmadan evvel 2 taşınmaz bakımından konusuz kaldığı anlaşıldığından bu parsellerle ilgili karar verilmesine yer olmadığına, diğer parsellerle ilgili olarak davalıların kayınpeder -damat oldukları üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu ve mal kaçırma amacını bildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davalıların haksız olmaları nedeni ile lehe vekalet, açık istinaf olmaması nedeni ile maktu vekalet ücreti taleplerinin yerinde olmadığı-
Davalı (B)'nin aciz halinin olmadığı gerekçesi ile bu davalı ile davalı (N) yönünden davanın usulden reddine, diğer davalılar yönünden ise aldırılan bilirkişi raporunda taşınmazların devir tarihi itibariyle belirlenen bedelleri ile davalılar (S) ve (A)'nın Yapı Kredi bankası vasıtasıyla bu devirlere ilişkin yapmış oldukları ödemelerde fahiş fiyat farkının bulunmadığı, davalı (S) 'nin ortağı olduğu (O) Ticaret Limited Şirketi ile dava dışı borçlu (B) Ticaret Limited şirketinin farklı illerde bulundukları aralarında ticari ilişkinin tespit edilemediği, bu nedenle mali durumlarını bilebilecek kişilerden olmadığı gerekçesi ile "diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine" dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Senette imzası bulunan herkesin, hamile karşı müteselsilen sorumlu olduğu, ciro sıralamasının incelenmesinde; davacının yetkili hamil olduğu, takip dayanağı çekin yasal sürede bankaya ibraz edildiği ve ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, yetkili hamil olan alacaklı davacının kendisinden önceki cirantalara müracaat hakkı mevcut olup, ciranta hakkında da takip yapmasında yasaya bir aykırılık bulunmadığı, ancak takibe konu çeklerin, ...2018 tarihlerinde keşide edildiği, tasarruf tarihinin i...2017 olduğu, buna göre tasarruf tarihinin borcun doğumundan önce olduğu, alacaklı davacı ile borçlu davalının çekin keşide tarihinden önceki tarihlerde herhangi bir hukuki veya ticari ilişkiye girdiğinin iddia edilmediği, buna göre davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak dava; dava koşulu gerçekleşmediğinden reddedildiğinden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
"Cezai şarttan kaynaklanacak bir alacak olup olmadığının tespitinin ancak bir yargı kararı ile veya tarafların yapacakları ikrarı içeren bir protokol ile mümkün olduğu, bir yargı kararı veya kabul olmadan ortada bir cezai şart alacağından bahsedilemeyeceği, alacağa ilişkin davanın açılmasından sonra tasarruf gerçekleştiğinden iptal davasının da reddi gerektiğine" ilişkin kararın isabetli olmadığı- İlgili mahkeme ilamları gözetildiğinde, davacının cezai şart alacağının tasarruftan önce doğduğu- Dava konusu gayrımenkulün akaryakıt istasyonu olması sebebi ile İİK madde 280/3 gereğince iptale tabi bulunduğu, bu maddede belirtilen karinenin aksinin ispat edilememiş olduğu, davalı şirketin hissedarlarının, davalı borçlunun eski ortaklarından dava dışı bir kişinin çocukları olduğu-
Her davanın, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanacağı- Somut olay incelendiğinde; dava tarihinde davacının alacağını tahsil imkânı olup olmadığı netleşmediğinden dava tarihinde davacının bu davayı açmakta haksız olduğu söylenemeyeceği gibi neticeten borçların istihkaktan ve kısmi temlikten karşılanmasının da tasarrufun iptali davasının açılma tarihindeki haklılık durumunu değiştirmeyeceği- Dava tarihinin 23.06.2016 yerine hatalı olarak 22.09.2016 yazılması ve borçlu adresinde yapılan 21.06.2016 tarihli haciz yerine sehven borçlu adresinde yapılmayan 13.07.2016 tutanağın yazılmasının ise sonuca etkili olmadığı-
Davalılar arasındaki takibin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı tasarrufun iptali davası- İİK m. 277 vd. gereğince açılan davadaki ilk talebin reddine karar verilerek terditli talep olan TBK m. 19. uyarınca muvazaa olgusunun incelendiği- Davalının borçluya ait fırını işlettiği ve fırında ekmekleri dağıttığı, borcun kaynağını ispat edilememiş olması kaşsısında, davalılar arasındaki takibin, davalı ile davacı arasındaki husumet sebebi ile davalı borçlu aleyhine verilen tazminat davasının kesinleşmeden hemen önce başlatılmış olması karşısında, davalılar arasında yapılan icra dosyasındaki kambiyo senedi ile ilgili takibin, dava konusu icra dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olarak iptaline, icra takip dosyasından dosyasından davalıya yapılan ödemelerin tahsili ile davacıya (takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak) ödenmesine" dair verilen kararın isabetli olduğu-
Davacı tarafından takip konusu alacağın varlığına dayanak ibraz edilen faturaların davalı borçlu tarafından tahsil edildiğine dair belge ibraz edilmediği, fatura bedellerinin takip dayanağı bono bedeli ile örtüşmediği, davalı borçlunun 'davacıdan borç aldığını' bildirdiği, fatura bedellerinin tahsiline ilişkin herhangi beyanının bulunmadığı, davalı borçlunun 'davacı tarafın ibraz ettiği fatura bedellerinin kendisi tarafından alındığı, ayrıca davacının takılarına karşılık takip konusu bonoyu verdiğine' ilişkin beyanlarının dava aşamalarındaki beyanları ile çelişkili olduğu, davacı ve davalı borçlu arasında alacak borç ilişkisine ilişkin delil olmadığı, boşanmadan sonra davacı ile borçlunun birlikte yaşamaya devam ettiğinin anlaşıldığı, mahkemece davalı borçlunun beyanlarına itibar edilmeyerek davacının takip dayanağı bono nedeniyle davalı borçludan alacaklı olduğunun ispat edilemediği kanaatiyle tasarrufun iptali davasının dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu-
