Davacının davalı borçlu şirketten senedin tanzim edildiği belirtilen tarih itibariyle 6.813,11 TL alacağı olduğunun tespit edildiği, bakiye alacak iddiasının ise ispatlanamadığı, yani davacının bakiye alacağının gerçek olmadığı gerekçesiyle davacının fazlaya ilişkin isteminin reddedildiği anlaşılmış olup, bu durumda davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi halinde davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de, bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirecek nitelikte görülmediği-
Dava konusu fabrika binası ve depolarını, tapuda satın almadan yaklaşık 2 ay öncesinden başlamak üzere, teminat dahi almadan davalı üçüncü kişiye ödemeler yapmasının yaşam deneyimlerine uygun olmadığı gibi yapılan her iki satışın da mal kaçırma amacı ile yapıldığı-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, müteahhit veya yüklenicinin, sadece sözleşme kapsamında arsa sahibine devredilmesi gereken bağımsız bölümleri devretmekle borcundan kurtulmuş olmayacağı, müteahidin borcundan tümüyle kurtulabilmesi için arsa üzerinde inşa edilen yapıya ait tüm bağımsız bölümleri mimari projeye uygun bitirip arsa sahibine teslim etmesi gerekeceği- Davalı borçlu firma tarafından KKİS kapsamında devir alınan taşınmaz üzerinde henüz bir inşaatın başlamadığı, bu kapsamda KKİS'nin özelliği gereğince davalı borçlu şirketin kendi üzerindeki inşaatı yapma edimini yerine getirmediği dolayısı ile taşınmazın mülkiyetinin henüz davalı borçlu firmaya geçmediği, dolayısıyla davalı borçlu tarafından taşınmaz üzerinde tasarruf etme imkanının bulunmadığı anlaşıldığından davalı borçlu firma tarafından yapılan tasarrufun da gerçek bir devir olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasında takibin kesinleşmesi ve borçlunun aciz halinin varlığının ispatı için HMK 115/2 maddesi gereğince gerekli süre verilmesi, bu eksikliklerin giderilmesinden sonra diğer dava koşullarının da değerlendirilmesi gerektiği-
Davalı .. Limited Şirketi vekili, müvekkilinin davalı borçlu şirketten ...alacaklı olduğunu bu durumun ticari defterlerinde de işli olduğunu beyan etmiş olup dava konusu yağ devri tarihinde davalı üçüncü kişinin davalı borçludan herhangi bir alacağı olup olmadığının davalıların ticari defterleri incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davalı (B)'nin aciz halinin olmadığı gerekçesi ile bu davalı ile davalı (N) yönünden davanın usulden reddine, diğer davalılar yönünden ise aldırılan bilirkişi raporunda taşınmazların devir tarihi itibariyle belirlenen bedelleri ile davalılar (S) ve (A)'nın Yapı Kredi bankası vasıtasıyla bu devirlere ilişkin yapmış oldukları ödemelerde fahiş fiyat farkının bulunmadığı, davalı (S) 'nin ortağı olduğu (O) Ticaret Limited Şirketi ile dava dışı borçlu (B) Ticaret Limited şirketinin farklı illerde bulundukları aralarında ticari ilişkinin tespit edilemediği, bu nedenle mali durumlarını bilebilecek kişilerden olmadığı gerekçesi ile "diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine" dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davaya konu iki taşınmazın havalimanı yapım çalışmaları sebebiyle kamulaştırıldığı, devlet hazinesine dahil olduğu, açılmadan evvel 2 taşınmaz bakımından konusuz kaldığı anlaşıldığından bu parsellerle ilgili karar verilmesine yer olmadığına, diğer parsellerle ilgili olarak davalıların kayınpeder -damat oldukları üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu ve mal kaçırma amacını bildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davalıların haksız olmaları nedeni ile lehe vekalet, açık istinaf olmaması nedeni ile maktu vekalet ücreti taleplerinin yerinde olmadığı-
Alacak hakkının hukuki ilişkinin kurulduğu veya hukuki olayın meydana geldiği anda, talep hakkının ise borcun muaccel olduğu anda doğacağı- Tasarrufun iptali davalarında borcun tasarruf tarihinden önce muaccel olmasının değil, tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasının arandığı- Alacağın dayanağını kötü niyet tazminatının, kötü niyetli takip sebebiyle ortaya çıkan yasadan kaynaklı zarara ilişkin olduğu ve borcun doğum tarihinin tarihi takip tarihi olduğu- Kavramlar karıştırılarak kararın kesinleşme tarihinden sonra yapılan tasarrufun iptal edilemeyeceğine ilişkin yorumun hatalı olduğu, davanın esasına girilmesi gerektiği-
Senette imzası bulunan herkesin, hamile karşı müteselsilen sorumlu olduğu, ciro sıralamasının incelenmesinde; davacının yetkili hamil olduğu, takip dayanağı çekin yasal sürede bankaya ibraz edildiği ve ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, yetkili hamil olan alacaklı davacının kendisinden önceki cirantalara müracaat hakkı mevcut olup, ciranta hakkında da takip yapmasında yasaya bir aykırılık bulunmadığı, ancak takibe konu çeklerin, ...2018 tarihlerinde keşide edildiği, tasarruf tarihinin i...2017 olduğu, buna göre tasarruf tarihinin borcun doğumundan önce olduğu, alacaklı davacı ile borçlu davalının çekin keşide tarihinden önceki tarihlerde herhangi bir hukuki veya ticari ilişkiye girdiğinin iddia edilmediği, buna göre davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak dava; dava koşulu gerçekleşmediğinden reddedildiğinden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Davalılar arasındaki takibin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı tasarrufun iptali davası- İİK m. 277 vd. gereğince açılan davadaki ilk talebin reddine karar verilerek terditli talep olan TBK m. 19. uyarınca muvazaa olgusunun incelendiği- Davalının borçluya ait fırını işlettiği ve fırında ekmekleri dağıttığı,  borcun kaynağını ispat edilememiş olması kaşsısında, davalılar arasındaki takibin, davalı ile davacı arasındaki husumet sebebi ile davalı borçlu aleyhine verilen tazminat davasının kesinleşmeden hemen önce başlatılmış olması karşısında, davalılar arasında yapılan icra dosyasındaki kambiyo senedi ile ilgili takibin, dava konusu icra dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olarak iptaline, icra takip dosyasından dosyasından davalıya yapılan ödemelerin tahsili ile davacıya (takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak) ödenmesine" dair verilen kararın isabetli olduğu-