Dava konusu taşınmazın 08.12.2014 tarihinde borçlu tarafından değil, A.K. tarafından davalı V.G.' ye devredildiği, bu durumda borçlunun yaptığı bir tasarruf bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla esastan karar verilmesinin hatalı olduğu-
Haciz tutanağında hacze kabil mal bulunmadığına dair tutanak tutulduğu ve aciz halinin gerçekleştiği, borçlunun taşınmazını temsilcisi olduğu davalı 3. kişi şirkete devrettiği anlaşıldığından tasarrufun iptali davasının kabulü gerektiği-
Takibe konu senetlerin tanzim tarihinin 15.01.2017 olduğu, davaya konu taşınmazın devir tarihinin ise borcun doğumundan sonra, 07.02.2018 tarihinde gerçekleştiği, davalı borçlunun diğer davalı ile arkadaş olup taraflar arasındaki borç ilişkisini bilebilecek kişilerden olduğu, yapılan keşif sonucu taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark bulunduğu, dolayısıyla davaya konu satışın gerçek bir satış olmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Haciz tutanaklarının İİK'nın 105 inci maddesi anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğu- Yargılama sırasında takip konusu borcun ödenmiş olmasından ötürü davanın konusuz kaldığı, dolayısıyla karar verilmesine yer olmadığı-
Davalı üçüncü kişiye devredilen taşınmazın gerçek değerini belirleyen bilirkişi raporuna itiraz edilmişse de, icra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğu, buna göre tasarrufun haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde yapılmadığı, bu nedenle zaten bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği ve davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun ispatlanamadığının anlaşılmasına göre mahkemece verilen "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı- Diğer davalı üçüncü ile davalı borçlunun müşterek çocuk sahibi olması dolayısıyla borçlunun durumunu biliyor olması ve tapudaki bedel ile bilirkişi tarafından tespit edilen bedel arasında misli fark olması nedenleriyle, bu satış yönünden iptl davasının kabulü gerektiği-
Dosyaya sunulan haciz tutanaklarının incelenmesinde haciz mahallinin kapalı olduğu, icra memurlarınca haciz mahalline girilemediği, borca yeterli mal bulunup bulunmadığının tutanakta yer almadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan haciz tutanaklarının İİK'nun 105 inci maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilemeyeceği, İİK'nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali davası açılabilmesi ve yargılamaya devam olunabilmesi için geçici veya kesin aciz belgesinin ibrazının zorunlu olduğu, davacının usulüne uygun biçimde verilen kesin süre içinde dava şartını yerine getirmediğinden, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekeceği- Bu ön koşulların bulunması halinde ise ilgili kanun maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği- Dava konusu aracın 1/2 hissesinin dava dışı adına kayıtlı olduğu, iş bu davanın dayanağı olan davacı ile davalı arasındaki araç satım sözleşmesinden, dava dışı kişinin, hissedar olması sebebi ile haberinin olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, dava konusu aracın satın alınması için dava dışı kişi tarafından davalı lehine kredi çekildiği, davalıların beyanlarından ve tanık anlatımlarından davalıların aynı durakta çalıştıkları, davacı adına, davacının yeğeni ve abisinin de aynı durakta çalışıyor olmasına göre davalı 3. kişinin davalı borçlunun durumunu İİK 280/1 maddesi gereğince bildiği kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
İİK'nin 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan davalar, elinde geçici (İİK m.105) veya kat'i (İİK m.143) aciz belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Bu husus davanın görülebilme koşulu olmakla birlikte aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya kanun yolu inceleme aşamasında da sunulma olanağı vardır. Mahkemece bu haciz tutanağının aciz belgesi vasfı değerlendirilerek ön koşulun varlığının kabulü ile davanın esasına girilerek inceleme yapılması gerekeceği-
Davalılar arasında süregelen bir cari hesap sözleşmesinin bulunduğu, bu haliyle davalı üçüncü kişinin diğer davalı borçlunun ve bu davalının ortağı olduğu dava dışı kişinin ekonomik durumunu ve alacaklıyı ızrar kastını bildiğinin ve borçlunun ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabulünün gerekeceği- Davalı üçüncü kişi tarafından da bu hususların var olduğunun beyan edildiği görülmekle, bu haliyle, ipotek tesisine ilişkin tasarrufun gerçek olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olduğundan, mahkemece verilen "davanın kabulüne" ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Davacı tarafından davanın dayanağı olan bononun neye istinaden düzenlendiğinin somut delillerle ispat edilememiş olmasına, tanık beyanlarına göre davacı ve davalı borçlunun mevsimlik taşıyıcı olarak çalıştığının anlaşılmasına, davacı tarafından bu kadar yüksek meblağlı borç verecek maddi durumunun da bulunmamasına, dolayısıyla davacının alacağının gerçek olmamasına göre "davanın reddine" karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
