Tapudaki değer ile işlem tarihi için belirlenen gerçek değer arasında, mislini aşan fark bulunduğu ve F'nin borçlu R'nin eşi olduğu, dosyaya celp edilen ve eski adresleri de gösteren mernis kayıtlarına göre, karı koca olan davalı-borçlu ve davalı- 3. kişiler ile davalı- 4. kişi E'nin 2007-2014 yılları arasında aynı sitede oturdukları, yani komşuluk yaptıkları, ayrıca, duruşmada dinlenen kendi tanıklarının beyanına göre arkadaş oldukları, buna göre davalı E'nin borçlunun mali durumunu bildiğinden, davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu markaların borcun doğumundan sonra, borçlular ile organik bağ içinde olan diğer bir şirkete devredildiği, devirden sonra üçüncü kişi şirketin markayı kullanmadığı, dava dışı bir başka şirkete lisans yoluyla kullandırdığı - Markaların koruma sürelerinin dolduğu, üçüncü kişinin korumayı yenilemediği, bu hali ile mali değerinin çok düşmüş olduğu olguları birlikte değerlendirildiğinde, marka devrinin ticari kar amacının dışında sadece borçlunun alacaklılarından kaçırma amacı ile muvazaalı olarak yapıldığının anlaşıldığı, bu nedenlerle, davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu taşınmazın bir başka alacaklının yaptığı takip sonucu satıldığı ve artan para kalmadığından dolayı konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı-
Davalının borçlandırıcı işlemden sonra ödeme güçlüğü içinde olduğu, ödeme emrinin kendisine tebliğ tarihi olan 18.07.2017 tarihinden üç gün sonra 21.07.2017 tarihinde taşınmazını davalı ......'ye devrettiği, taşınmazın gerçek rayiç değeri ile tapudaki satış bedeli arasında misli fark olduğu, ödemeye ilişkin ibraz edilen 21.07.2017 tarihli 70.000 TL tutarındaki dekontun taşınmazın satış tarihindeki gerçek bedelini karşılamaya yetmediğini, davalı ......'in satmış olduğu taşınmazda oturmaya devam ettiği, her ne kadar davalılarca buna ilişkin kira sözleşmesi ibraz edilmiş ise de, adi yazılı nitelikteki bu belgenin her zaman düzenlenmesi mümkün olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
İptal davasının dinlenebilmesi için, öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması, tasarrufta bulunan kişinin de gerçekten borçlu olması gerekeceği ve bu nedenle; iptal davasında davalı 3. kişi aciz belgesine bağlanan alacağın gerçekte olmadığını savunabileceği ve ispat edebileceği-
Ticari işletme devri konusunda herhangi bir ilan yapılmadığı gibi davalı şirketin alacağına mahsuben bu hisseyi satın aldığının ileri sürüldüğü - Mali müşavir bilirkişi raporlarında davalı şirketin böyle bir alacağının mevcut olduğunun açıklandığı ; ancak ticari kurallara göre böyle bir alacak var ise icra takibine girişilip cebri ihale yöntemiyle satın alınması gerekirken böyle bir usule uyulmadan satın alınması işleminin iptale tabi olduğu, zira satın alanın, taşınmazı bir süre davalı borçluya kira karşılığı bırakması işleminin de bunu gösterdiği, devralan alacaklının ızrar kastını bilmesi gerektiğinden İİK nın 280. maddesindeki iptal koşullarının oluştuğu-
Davalı borçlu ile davacının önceye dayalı ilişkilerinin bulunması, davalı borçlunun kullandığı krediye davacının kefil olması, ve davacının adına kayıtlı gayrımenkulünü de davalı borçlu lehine ipotek verdiğinin anlaşılması, kredi veya ipotek borcunun ödenip bu ödeme gereğince alacaklı olunduğunun ispat edilememiş olması, davanın dayanağı olan icra dosyasındaki kanuni sürelerden de feragat edildiğinin anlaşılmış olması nazara alındığında davacının alacağının gerçek bir alacağa dayalı olmadığının anlaşılmış olmasına göre "davanın reddine" dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Davacı tarafından dosyaya İİK 105 kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde haciz tutanağını veya kesin aciz belgesinin ibraz edilmediğinden dava şartı yokluğundan tasarrufun iptali davasının usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalı borçluların alacağı karşılayacak mal varlığının bulunmadığı, aciz halinin bulunduğu, davaya konu taşınmazlardaki hisselerin önceden davalı borçlular adına kayıtlı olup daha sonra devirlerinin diğer davalılar adına yapıldığı, dava konusu taşınmaz ve hisselerin pek aşağı değerde devredildikleri, davalı 3. kişilerin borçluların durumunu bilebilecek durumda oldukları, davaya konu tasarrufların davalılar arasında danışıklı işlem ile yapılmış olduğundan tasarrufların iptaline karar verilmesi gerektiği-
Davalının en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden dolayı mirasın reddi kararının mahallin Sulh Hukuk Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması için anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerektiği, zira mirasın tasfiyesi işlemlerinin mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerden olduğu-