Somut olayda; ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi yerinde ise de; İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilmek suretiyle ihalenin feshini gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesine rağmen, şikayetçi borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmemesi isabetsiz olduğu-
Kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla beraber süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hallerde icra mahkemesi kararının, ihalenin feshinin istenmesi sırasında incelenmesi mümkün olduğu- Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, borçlunun fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazları konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılmak suretiyle incelenerek taşınmazın değerinin belirlendiği tarih esas alınarak bilirkişi tarafından tespit edilen değerin ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
İK’nın 134. maddesinin 5. fıkrasının 3. bendi uyarınca; icra mahkemesi işin esasına girerek talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahküm edeceği- Yasanın bu hükmünün, emredici nitelikte bir düzenleme olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece re’sen uygulanması gerekeceği- Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2004 tarih ve 2004/1-433 esas sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi nazara alınmyacağı-
Her ne kadar mahkemece, bilirkişi raporu alınarak şikayete konu taşınmazın satışa esas alınan muhammen değerinin gerçeğe uygun olup olmadığı hususunda tespit yapılmış ise de; mahkemenin gerekçesinde de yerinde olacak şekilde belirlendiği üzere, şikayetçiye yapılan kıymet takdir raporu tebligatının usulüne uygun olduğu belirlendiğinden ve kıymet takdir raporunun tebliğ tarihi olan 10.02.2021 tarihinden itibaren İİK’nın 128/a maddesindeki yasal 7 günlük süre içerisinde şikayetçi borçlu tarafından kıymet takdir raporuna itiraz edilmediğinden, satışa esas alınan muhammen değerin kesinleştiğinin kabulü gerekeceği-
12. HD. 04.03.2025 T. E: 404, K: 1933
Somut olayda, Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu'nun dosyasında taşınmazın şikayete konu 29.11.2022 tarihinde yapılan ihalede davalı M. B'ye 1.350.050,00 TL bedelle ihale edildiği, önceki tekliflerin sırasıyla 140.000,00 TL ve 135.000,00 TL olduğu görülmekle davalı ihale alıcısının sehven sunduğunu ifade ettiği teklif kendisinden önceki teklifin neredeyse 10 katı olup, sonrasında ihaleye teklif sunulmadığı, dolayısı ile ihalenin doğal şartlarında yapılmasının engellendiği açık olduğu- Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihadı gereğince, orantısız pey sürme ihaleye açıkça fesat karıştırıldığı sonucu doğuracağından davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Taşınmazın değerinin 67.750.611.60 TL olarak gösterildiği, taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazla birlikte satılacak olan teferruatların değeri 5.579.814,40 TL olarak belirlendiği halde bu değerin toplam değer hesabına dahil edilmediği rapor içeriğinden açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu durumun ihalenin feshi nedeni olduğu- Satışa hazırlık işlemlerindeki usul ve yasaya aykırılıklar da ihalenin feshi nedeni olup mahkemece ihalenin feshine konu olabilecek bir usulsüzlük tespit edildiği takdirde ihalenin feshine karar vermesi gerekeceği- Taşınmazın teferruat (eklenti) listesinde yazılı teferruatlar ipotek kapsamında olup teferruatın toplam değeri, taşınmazın kıymetine eklenmeden eksik muhammen bedelle ihaleye çıkarılması talep ve talibi azaltıcı nitelikte olup bu husus başlı başına bir fesih nedeni olduğu- İcra mahkemesince taşınmazla birlikte satılan teferruatların değerinin taşınmazın toplam değer hesabında dikkate alınmadan gerçeğe aykırı muhammen bedel üzerinden ihaleye çıkarılması nedeniyle mahkemece yeniden kıymet takdiri raporu alınmasına gerek olmadan ihalenin feshine karar verilmesi gerekeceği-
İlk ihaleyi kazanan şikayetçinin ikinci ihaleyi kazanamaması üzerine bu davayı açtığı, ihale alıcısının fesat iddiaları soyut nitelikte olup, taşınmaz ihalesine birden fazla kişinin katıldığı, taşınmazın muhammen bedel üzerinden ihale edildiği de göz önünde bulundurulduğunda fesat iddiasının inandırıcı olmadığının ve fesat iddiasının ispatlanamadığının kabulü gerektiği-
12. HD. 20.02.2025 T. E: 739, K: 1454
Bu durumda, ihale konusu taşınmazın tapu kaydında ihale tarihinden önce şikayetçi lehine ihtiyati haciz şerhi mevcut olmakla adı geçenin İİK'nın 134/2. maddesinde öngörülen mahcuzun resmi sicilinde kayıtlı ilgili sıfatıyla ihalenin feshini istemesi mümkün olduğu- Her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında, şikayetçinin, şikayet dilekçesinde Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün takip dosyasına değinilmemesi ve delil olarak dayanılmaması nedeniyle, bu dosyadan uygulanan haczin, aktif husumetin belirlenmesinde esas alınamayacağı belirtilmiş ise de; aktif husumet ehliyetinin mahkemece re'sen belirlenmesi gerektiğinden, şikayetçinin şikayet dilekçesinde ihtiyati haciz alacaklısı olduğu icra dosya numarasını bildirmemiş ya da eksik bildirmiş olmasının, mahcuzun resmi sicilinde kayıtlı olan ilgili olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğinin kabulü gerekeceği-