Mahkemece ek rapor alınarak asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek faizin yıllık %13,75 oranı üzerinden şikâyet konusu olan 27.11.2014 tarihli dosya hesabı tarihine göre hesaplattırılarak, direnme kararının borçlu tarafından temyiz edildiği de gözetilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile direnme kararının bozulduğunun, mahkemece bozmaya uyulmasına karşın hükme esas alınan bilirkişi raporunda %13.75 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama kapsamında şikayetin reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda, mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında belirtildiği şekilde asıl alacağa takip tarihinden itibaren şikayet konusu dosya hesabı tarihi olan 27.11.2014 tarihine kadar işleyecek faizin yıllık %13,75 oranı üzerinden hesaplama yaptırılarak, şayet ilk karardan aleyhe bir durum çıkması halinde borçlunun usuli kazanılmış hakkı da nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, şikayetin borçlunun kazanılmış hakkını ihlal edecek şekilde reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Şikayetçi bankanın icra mahkemesine tarafına gönderilen haciz ihbarnamesinin İİK md. 89'a aykırı olduğu, haciz yazılarının zorunlu unsurları taşımadığı, Ör:20 haciz ihbarnamesi formatında da olmadığı belirtilerek icra müdürlüğünce haciz ihbarnamesine yönelik usulüne uygun yapılmayan işlem ve kararların iptaline karar verilmesi istemine ilişkin başvurusu; icra memur işlemini şikayet niteliğinde olup, husumet yöneltilmemesinin doğrudan istemin reddini gerektirmeyip, gerek görülürse mahkemece tebligat çıkarılmak suretiyle bu eksikliğin tamamlanabileceği-
12. HD. 21.11.2023 T. E: 904, K: 7579
Üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusunun, yetki belgesinin iptali istemine ilişkin olup İİK'nın 16/1. maddesi kapsamında yasal 7 günlük süreye tâbi olduğu, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetin süre yönünden denetimi yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, istemin süresiz şikayet konusu olduğundan bahisle işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
HMK'nın 114/1-ı maddesinde aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte (derdest) olmaması dava şartları arasında düzenlenmiş olduğunu; derdestliğin daha önceden açılmış ve halen görülmekte olan bir davanın yeniden aynı ya da başka bir mahkemede açılması durumunda, ikinci davanın açıldığı mahkemede nazara alınan ve bu davanın daha önceden de açılmış ve halen görülmekte olması sebebiyle usulden reddine karar verilmesini sağlamaya yönelik bir dava şartı olduğu- Derdestliğin şartlarının, aynı davanın aynı mahkemede ya da başka mahkemelerde iki kere açılmış olması, birinci davanın görülmekte (derdest) olması, birinci dava ile ikinci davanın aynı olması şeklinde sıralanabileceği- Öte yandan İcra mahkemesince verilen kararların, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararlarının, kesinleşmek koşuluyla sonraki şikayet yönünden birbirlerine karşı kesin hüküm teşkil edecekleri-
Haczin bildirimine ilişkin İİK'nın 103. maddesi gereğince düzenlenen davet kağıdı borçluya usulsüz olarak tebliğ edilmiş olsa bile aynı taşınmaza ilişkin kıymet takdir raporu 10.12.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, şikayet dilekçesinde kıymet takdir raporunun usulsüz tebliğ edildiğine ilişkin bir iddia da bulunmadığına göre borçlunun 28.12.2021 tarihinde İcra mahkemesine haczin kaldırılması istemiyle yapmış olduğu başvurunun, öğrenme tarihine göre yasal yedi günlük süreden sonra olduğu-
Mükerrer takibin iptali talebinin (derdestlik iddiasının) icra mahkemesine (süresiz) şikayet yolu ile yapılabileceği (Yargıtay 12.HD'nde görüş değişikliği)-
Temyiz isteminin feragat nedeniyle sonlanmış olduğu-
Düzenlediği teminat mektubuna ilişkin bankanın borcunun, riskin gerçekleşmesinden sonra bankadan ödeme talebinde bulunulmasıyla muaccel hale geleceği, teminat mektubunun paraya çevrilmesi için ilk talep 28.03.2000 tarihli olsa da teminat mektubu üzerindeki tedbir kararı ilamın kesinleştiği 25.04.2006 tarihine karar devam edeceğinden ve paraya çevirme mümkün olmayacağından teminat mektubunu düzenleyen banka ve bankanın külli halefi olan şikayetçi banka yönünden bu tarihe kadar borcun muaccel hale gelmesinin söz konusu olmayacağı, sonuç olarak, kararın kesinleştiği ve tedbirin kalktığı 25.04.2006 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan alacaklının 13.01.2015 tarihinde paraya çevirmeyi talep ettiği, zaman aşımının dolmadığı anlaşıldığından, mahkemece şikayetin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Adı geçen banka alacağını .............. Noterliği'nin ............ tarih ve ................ yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile ....................’ye devir ve temlik ettiği, şikayet tarihinde takip alacaklısı olmadığı sabit olup tarafına husumet yöneltilemeyeceği gibi aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesinin ve yargılama giderlerine mahkum edilmesinin doğru olmadığı- Bölge Adliye Mahkemesince karar başlığında birden fazla davalıya yer verilmesine rağmen hüküm fıkrasında yargılama giderleri ve vekalet ücretinin “davalıdan” alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verilerek bu giderlerin kimin hakkında takdir edildiği hususunda infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının HMK'nın 297/2.maddesine aykırı olduğu-
